"Baba ocağı" deyip geçmeyin. Sadece kerpiçten, betondan ya da ahşaptan örülü bir çatı değildir orası. Sınırları bir evle çizilemeyecek kadar geniş, gölgesi bizi hayatın tüm fırtınalarından koruyacak kadar derindir.
Kimdir bu ocağın sahibi? Bizler için ömrünü törpüleyen, bizi bizden daha çok düşünen, önümüze mutlu yarınlar sermek için kendi bugününden vazgeçen bir iradedir. Dünyanın karşısında dimdik duran, o muazzam gücüyle bize medeniyetin kapılarını sonuna kadar açan bir vizyondur.
Hele ki bu ülkede bir kadınsanız, o baba ocağının anlamı katbekat büyür. Çünkü o ocak, size sadece bir soyadı vermemiştir; toplumda özgürce var olabilme hakkını, kendi ayaklarınızın üzerinde dimdik durabilme gücünü ve kimseye eyvallah etmeden yaşama cesaretini aşılamıştır. Kadını yok sayan karanlık bir dünyaya karşı, adeta bir zırh olmuştur o baba.
İşte bu yüzden insan sormadan edemiyor:
Dünyanın topu tüfeği bir araya gelse yıkamadığı o asırlık baba ocağını, gün gelir de içindekiler yıkmaya çalışır mı?
Dışarıdan gelen hiçbir rüzgarın sarsamadığı o dev çınarı, kendi kökündeki kurtlar kemirebilir mi? İnsan, nefes aldığı, varlığını borçlu olduğu o kutsal yuvaya ihanet edebilir mi?
Mantık "hayır" diyor, vicdan "asla" diye haykırıyor. Ama maalesef hayatın çıplak gerçekleri yüzümüze bir tokat gibi çarpıyor. Ne yazık ki bazen, aynı çatı altında büyüyen, o ocağın ekmeğini yiyip suyunu içenlerin arasından da "çiğ süt emmiş" kişiler çıkabiliyor. Dış düşmanın gücünün yetmediği o kaleyi, içeriden bir kapıyı aralayarak yerle bir etmeye yeltenenler oluyor.
Oysa bilinmez ki; o ocak sönerse, tütmeyen dumanın karanlığında ilk boğulacak olanlar yine o hain eli uzatanlardır. Baba ocağına sadakat, sadece geçmişe bir vefa borcu değil, geleceğe doğru yürürken altımızdaki zemini sağlam tutma mücadelesidir. İçerideki tüm çatlaklara, çiğ süt emmişlerin tüm nankörlüklerine rağmen; o ocağın ateşini harlamak ve kutsallığını korumak, medeniyetin ve özgürlüğün kıymetini bilenlerin en asil görevidir.
Burada bahsettiğim, sadece dört duvardan ibaret kişisel yuvalarımız değil; bu topraklar üzerinde yaşayan her bir vatandaşın ortak çatısı, bizi küllerimizden var eden asıl büyük baba ocağımızdır. Hepimizin sığınağı olan bu ocak, içerideki tüm çiğ süt emmişlere inat sonsuza dek tütmeye devam edecektir.
Hepimizin ortak sığınağı: Baba ocağı
Zülal Gündoğmuş
Yorumlar
Trend Haberler
Alanya'da silahlı çatışma: Yaralı hastaneye kaldırıldı
Antalya'ya sağanak geliyor! Meteoroloji tarih verdi
Alanya'da feci kaza: Motosikletliyi yaralayan otobüs sürücüsü kaçtı
MHP Alanya’da Türkdoğan’ın listesi belli oldu
Vali ile milletvekili arasında 'tayt' polemiği: Meclis'ten sosyal medyaya taşındı
Alanya'da kaçak alkol operasyonu: 208 litre kaçak içki ele geçirildi