EĞER gazeteciysen ya da siyasetçi, toplumun nabzını doğru tutmak istiyorsan mutlaka şu üç yerden mahrum kalmayacaksın.
Haberin, doğru bilginin, takdir duygusunun ve serzenişin ana kaynağı toplu taşıma araçları ile taksiciler. Berberler ve kahvecilerdir.
Şehre ya da yaşadığınız yere dair en doğru bilgiler bu üç yerde saklıdır.
Bilmediğiniz bir şehirde bindiğiniz taksinin şoförü o şehri size öyle bir anlatır ki, sanırsınız orada doğup orada büyüdünüz. Berberler bu istihbaratın ve doğru bilginin önemli duraklarındandır. Oturduğunuz o koltuktan bir saat sonra filozof olarak kalkar üstelik sadece tıraş parası ödersiniz. Kahveler hemen her kesimden insanların ve özellikle belirli yaşa gelmiş gizli duayenlerin meclisidir. Çayını yudumlarken uzaktan uzağa kulak verecek ama asla sohbete girmeyeceksin.
Toplu taşıma araçları ise daha farklıdır. Bizim kuşak otobüse adım attığı an, koltukta oturan gençleri hedefine koyar. "Sen kalk ben oturayım, bak ben yaşlıyım" duygusallığı karşıya yansıtılır. Bu davranışın bugüne kadar olumlu sonuç getirdiğine hiç şahit olmadım. Yaşlıların şifresini çözen gençlerin, kulaklarında kulaklık ve uykulu gözleri karşı savunmanın en önemli silahıdır. Ben bu durumlarda gençleri haklı buluyorum.
"Bu otobüs neden ayakta yolcu alıyor?" diye sorgulamak daha akla yatkın.
Sonra hangi yaşlı yaşlılığı kabul edip koltuğunu gençlere bırakıyor?
Ne ekersen onu biçersin. Toplu taşıma araçlarının koltukları gençlerin elinde bulunan tek kozdur. Dikkate alınmak adına sahip oldukları tek koltuktur. Ver koltuğu al koltuğu kısası bence gayet makul.
Esenlikler dilerim…