ABD Başkanı Donald Trump’ın Küba hakkında kullandığı sert ifadeler, adadaki enerji krizi ve Washington-Havana hattındaki gerilimle birlikte yeni bir tartışma başlattı.
ABD Başkanı Donald Trump, Küba ile ilgili yaptığı son açıklamalarla yeniden uluslararası gündemin merkezine oturdu. Trump’ın, Küba hakkında “istediğim her şeyi yapabilirim” ve “bir şekilde Küba’yı almak büyük onur olur” yönündeki sözleri, Washington yönetiminin ada üzerindeki tutumuna ilişkin tartışmaları büyüttü.

Reuters’ın 16 Mart 2026 tarihli haberine göre Trump, Oval Ofis’te gazetecilere yaptığı açıklamada Küba hakkında son derece sert ve müdahaleci ifadeler kullandı. Aynı dönemde Küba’da yaşanan büyük çaplı elektrik şebekesi çöküşü ve enerji dar boğazı da dikkat çekti. Reuters ve AP, ülke genelindeki kesintilerin milyonlarca insanı etkilediğini aktardı.
TRUMP’IN KÜBA SÖZLERİ NEDEN GÜNDEM OLDU?
Trump’ın açıklamaları, yalnızca diplomatik bir çıkış olarak değil, aynı zamanda ABD’nin Küba üzerindeki baskısını daha da artırabileceğine dair bir işaret olarak yorumlandı. Reuters, Trump’ın “Küba ile istediğim her şeyi yapabilirim” dediğini ve “Küba’yı bir şekilde alma” fikrini dile getirdiğini bildirdi. Aynı haberde, bu açıklamaların ABD ile Küba arasında yürüyen temasların gölgesinde geldiği vurgulandı.
Burada dikkat çeken nokta şu: Bu sözler sadece sert bir retorik değil, aynı zamanda zaten kırılgan halde olan ABD-Küba ilişkilerini daha da germe potansiyeli taşıyor. Hele Küba’da elektrikler kesilmiş, ekonomi durmuş, insanlar günlük hayatı çevirmeye çalışırken.
KÜBA’DA ELEKTRİK ŞEBEKESİ ÇÖKTÜ
Reuters’ın 16 Mart 2026 tarihli haberine göre Küba’nın ulusal elektrik şebekesi çöktü ve yaklaşık 10 milyon kişi elektriksiz kaldı. AP ise ülke genelindeki kesintinin tüm ada çapında hissedildiğini ve bunun son dört ay içindeki üçüncü büyük kesinti olduğunu aktardı. Yetkililer, sistemin kademeli biçimde yeniden devreye alınmaya çalışıldığını duyurdu.
Küba’daki enerji krizinin temelinde ise eskiyen altyapı, bakım yetersizliği, yakıt kıtlığı ve dış tedarik sorunları bulunuyor. Reuters ve AP’ye göre Venezuela’dan gelen petrol akışının kesilmesi ve ABD’nin enerji baskısı, adadaki krizi daha da ağırlaştırdı. Bu durum, gıda tedariğinden hastane hizmetlerine kadar günlük yaşamın pek çok alanını etkiliyor.
ABD-KÜBA TEMASLARINDA DİAZ-CANEL İDDİASI
Reuters’ın aktardığına göre ABD ile Küba arasında son dönemde bazı temaslar yürütülüyor. Reuters, New York Times’a dayandırdığı haberinde, Washington’un hedeflerinden birinin Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel üzerindeki baskıyı artırmak olduğu yönündeki iddialara da yer verdi. Ancak Küba tarafı, iç işlerine müdahale anlamına gelecek talepleri kabul etmediğini savunuyor.
Bu başlık, sadece dış politika haberi gibi görünse de doğrudan enerji, göç ve bölgesel güvenlik başlıklarına bağlanıyor. Yani mesele yalnızca Trump’ın sert üslubu değil.
VENEZUELA VE BÖLGESEL GERİLİM DETAYI
Reuters haberlerinde, Küba’nın yaşadığı enerji darboğazında Venezuela bağlantısının kritik rol oynadığı belirtiliyor. Trump yönetiminin Venezuela’dan Küba’ya petrol akışını hedef alan baskıları, ada ekonomisini daha kırılgan hale getirdi. Aynı süreçte Trump’ın Venezuela’ya ilişkin dikkat çekici siyasi çıkışları da bölgedeki tansiyonu artıran unsurlar arasında gösteriliyor.
Türkiye’den bakıldığında bu gelişme uzak görünebilir; ama enerji krizleri, petrol akışı ve ABD’nin bölgesel sertleşmesi küresel piyasaları da etkileyebiliyor. Özellikle akaryakıt, lojistik ve emtia fiyatları üzerinden bunun yansımaları hissedilebiliyor.





