Dünya genelinde ciddi krizler yaşanırken, Türkiye her anlamda belli bir kalkınma trendi yakalamışken, ülkede toplumsal kutuplaşmanın yaratılması için özel çaba sarf ediliyor. İktidara dönük acımasız eleştirilere bakıldığında, gören...
Dünya genelinde ciddi krizler yaşanırken, Türkiye her anlamda belli bir kalkınma trendi yakalamışken, ülkede toplumsal kutuplaşmanın yaratılması için özel çaba sarf ediliyor.
İktidara dönük acımasız eleştirilere bakıldığında, gören bilen de ülke batıyor sanır!
72 yaşındayım. Ömrüm boyunca, Türkiye’nin ekonomik kalkınma anlamında böyle bir çizgiyi yakaladığına şahit olmadım.
İktidarın doğmalara dönük yaklaşımlarını ve bu yöndeki politikalarını tasvip etmesem de, altyapıya dönük ciddi yatırımlarını ve bu yöndeki başarılarını taktir ediyorum.
AK Parti'ye ya da mevcut hükümete hatta Bakan ve de Başbakan’a karşı olmak başka, yapılan olumlu ya da olumsuz icraatları ele alıp objektif bir biçimde değerlendirmekse bambaşka bir şey!
Devletin tüm kurum ve kuruluşlarında yer alan unsurları belli bir genelleme içinde, sütten çıkmış ak kaşık gibi görmek ne kadar yanlışsa, tüm bu devlet yapısını ve bu yapıda yer alan kişileri hükümetin bir piyonu gibi görüp, her uygulamalarına karşı çıkarak bunları görev yapamaz hale getirmeye dönük eylemlere kalkışmak da, bir noktadan sonra, devletin anarşizmle yıkılmaya çalışılması anlamına bile gelebilir.
Özünde, koltuk hırsı içinde olanların kuyruğuna takılarak, belli hesaplar içine girmenin bencilliğiyle, ideolojik ya da belli siyasi kalıpların içine, bağnazca gömülerek, bu ülkeye ve bu ülke insanına zarar verecek tavırlar içine girmek, bu ülkeye ve bu ülke insanına bilerek ya da bilmeyerek ihanet etme anlamına bile gelebilir!
Bizim kuşak vatan ve millet sevgisiyle yoğrulmuş, vatanı ve milleti için canını vermeye hazır bir kuşak olarak yetiştirilmeye çalışılmış, bunda da büyük ölçüde başarılı olunmuştu.
Bugünse, “Vatan millet Sakarya” çizgisine taşınıldı.
Suriye’deki gelişmelere bir bakın.
Esad koltuğunu bırakmamak için ülkesini yakıp yıkmayı bırakın, insanlarını birbirine kırdırarak bütün kentler kan gölüne dönmüş durumda.
Demek ki, vatan ve millet sevgisi bir noktadan sonra menfaatlerin çatıştığı bir koltuk aşkına dönüşüyor.
Ülkemizdeki siyasi ya da ideolojik bağnazlığın ve de acımasız kutuplaşmaların ve çatışmaların ardında, vatana egemen olup, toplumu istediği gibi şekillendirmek isteyen bireylerin, grupların ve de belli yapılanmaların olduğunu söylemek mümkün!
Bencil insanların hırsı, öyle noktalara taşınıyor ki, bazı beyinler, toplumun benimsediği geleneksel belli değerlere, soyut kavram ve sloganları kullanarak, kitleleri bir araya toplarken, bir başka yapıları da tehlike olarak gösterip, bir çatışma ortamı yaratıp, bu ortam sayesinde etkin olmaya, bu yolla da, ülke ve ülke insanı üzerinde hakimiyet kurmaya çalışmaktalar.
Bu süreçte, insanların özellikle de gençlerin beyinleri bir biçimde yıkanıp, belli bir davanın savaşçısı haline getirilip, bunlar ölmeye ve öldürülmeye yönlendirilebiliyor.
Kimi belli ideolojileri, kimi dini, mezhebi, tarikatı, kimi de etnik yapıları kullanarak bir cephe oluşturarak diğer cephelerle çatıştırarak bir güç haline gelebilmekteler.
Türkiye'de bu anlamda bir sürü yapı var. Bu yapılar devletin tüm kurum ve kuruluşlarına hatta toplumun her kesimine kadar yayılmış durumda.
Fuhuş yoluyla yani genç kızları kullanarak, erkeklerin en büyük zaafı olan cinselliğini kullanarak şantaj ve tehditle, devlet sırlarını elde etmeye kalkan, bürokratlardan elde ettikleri devlet sırlarını satarak casusluk yapabildiği, böylesine çirkin bir yapının bu ülkeye ne kadar zarar verebileceğini düşünebiliyor musunuz?
Olaya bu açıdan baktığımızda, son yıllarda her alanda gündeme gelen çok ciddi operasyonları, ideolojik olarak ele alıp, tutuklamalara ve yargılamalara karşı çıkmak kadar yanlış bir şey olamaz.