Turizmci Muammer Kodal, bir otelden kaynaklandığını öne sürdüğü foseptik suyunun dereye bırakıldığını belirterek çevre kirliliğine tepki gösterdi. Sosyal medya hesabından bölgedeki görüntüleri paylaşan Kodal, dere çevresinde yoğun kötü koku oluştuğunu, durumun çevredeki işletmeleri, turistleri ve denize giden vatandaşları olumsuz etkilediğini savundu. Kodal’ın gündeme getirdiği iddiaya ilişkin yetkili kurumlardan henüz bir açıklama yapılmadı.
KODAL: BİNDİĞİMİZ DALI KÖKÜNDEN KESİYORUZ
Dere önünde dalgaların taşıdığı kum nedeniyle göllenme oluştuğunu anlatan Kodal, kötü kokunun kendi işletmesine kadar ulaştığını ifade etti. Sorunun her yıl tekrarlandığını öne süren Kodal, “Vallahi bindiğimiz dalı kökünden kesiyoruz. Yan tarafınızdaki otel foseptik suyunu dereye basıyor. Derenin suyu kötü kokuyor, bu işin artık b.kunu çıkarttın. Bir ‘dur’ diyecek yok mu?” sözleriyle tepki göstererek ilgili kurumlara denetim çağrısında bulundu.
Kodal’ın şikâyeti yalnızca çevre kirliliğiyle sınırlı kalmadı. Turizm bölgelerinde deniz, sahil ve çevre temizliğinin destinasyonun itibarı açısından doğrudan önem taşıdığına işaret eden Kodal, kötü koku ve kirli görüntünün turistlerin tatil deneyimini de olumsuz etkilediğini savundu. Benzer sorunların tekrarlanmaması için geçici müdahaleler yerine kalıcı bir çözüm gerektiğini belirtti.
BENZER BİR OLAYDA CEZA VE SUÇ DUYURUSU GELMİŞTİ
Alanya’da atık suyun dere ve yağmur suyu hatlarına verilmesine ilişkin yakın dönemde başka bir olay da yaşandı. Ağustos ayında yapılan denetimlerde iki ayrı bölgede foseptik çukurlarındaki atık suların borular aracılığıyla yağmur suyu menfezlerine bağlandığı ve buradan Hacet Deresi’ne aktarıldığı belirlenmişti. Alanya Belediyesi ekiplerinin tespitinin ardından sorumlular hakkında çevre mevzuatı kapsamında idari işlem uygulanmış ve suç duyurusunda bulunulmuştu. Bu örnek, dereye atık su bırakıldığı yönündeki şikâyetlerin yalnızca görüntü ve koku üzerinden değil, sahada yapılacak teknik incelemeyle ortaya çıkarılmasının önemini gösteriyor.
ATIK SU İDDİASI NASIL İNCELENİYOR?
Bir işletmenin atık suyunu dereye veya başka bir alıcı ortama izinsiz bıraktığı yönündeki ihbarlarda kaynağın belirlenmesi, bağlantıların kontrol edilmesi ve gerektiğinde numune alınarak analiz yapılması önem taşıyor. Suyun görünümü veya kötü kokması tek başına içeriğini ve kaynağını kesin olarak ortaya koymadığından, olayın resmi olarak doğrulanabilmesi için teknik tespit gerekiyor. Antalya’da ASAT bünyesindeki Çevre Koruma Kontrol Laboratuvarı da su, atık su ve deniz suyu örneklerinde fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik analizler gerçekleştiriyor.
MEVZUAT DEŞARJLARI DENETİM ALTINDA TUTUYOR
Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği kapsamında alıcı ortamlara yapılan atık su deşarjları denetime tabi bulunuyor. Mevzuat, atık suların çevre ve insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerinin önlenmesi amacıyla deşarjların belirlenen şartlara uygun gerçekleştirilmesini öngörüyor. Alıcı ortama yapılan atık su deşarjlarının denetiminde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yetkili olurken bu yetki taşrada il müdürlükleri tarafından kullanılıyor. Büyükşehirlerde su ve kanalizasyon idareleri de kendi görev ve yetki alanlarında atık su ve kanalizasyon sistemlerine ilişkin kontroller yürütüyor.
TURİZM BÖLGELERİNDE ÇEVRE KALİTESİ KRİTİK ÖNEMDE
Alanya gibi ekonomisinin önemli bölümü turizm faaliyetleriyle bağlantılı olan kıyı kentlerinde deniz ve çevre temizliği yalnızca çevresel bir mesele olarak görülmüyor. Sahillerde veya turistik tesislerin yakınındaki derelerde oluşabilecek kötü koku, renk değişimi ve kirlilik görüntüsü bölgenin turizm algısını da etkileyebiliyor. Bu nedenle özellikle yoğun turizm dönemlerinde atık su altyapısının düzenli çalışması, işletmelerin yükümlülüklerini yerine getirmesi ve şikâyetlerin kısa sürede teknik incelemeye alınması önem taşıyor.
AYNI BÖLGE DAHA ÖNCE DE GÜNDEME GELMİŞTİ
Kodal, daha önce de Kargıcak’taki bir otelden dereye atık su bırakıldığı iddiasını kamuoyuna taşımış ve turizm bölgesindeki çevre sorunlarının çözülmesi için yetkililere çağrıda bulunmuştu. Son paylaşımında da sorunun tekrarlandığını savunan Kodal, bölgede yaşayanlar ve turizm işletmeleri açısından kalıcı çözüm istedi. Son iddiada gerçekten foseptik suyu deşarj edilip edilmediği, atık suyun hangi kaynaktan geldiği ve herhangi bir mevzuat ihlali bulunup bulunmadığı ise ancak yetkili kurumların yapacağı inceleme ve teknik tespitlerin ardından netlik kazanacak.




