Toplum olarak çoğunlukla silahlara pek meraklıyız… 'At, avrat, silah” geleneğinden geliyoruz… Bildiğim kadarıyla silahla yakalananların 'dedemden kalma” demesi cezadan kurtulmalarına sebep olabiliyor… Silaha ulaşmak çok kolay,...
Toplum olarak çoğunlukla silahlara pek meraklıyız…“At, avrat, silah” geleneğinden geliyoruz…Bildiğim kadarıyla silahla yakalananların “dedemden kalma” demesi cezadan kurtulmalarına sebep olabiliyor…Silaha ulaşmak çok kolay, ülkemizin etrafı yıllardır ateş çemberi…En fiyakalı silahların geçiş noktaları ve tedarikçileri ülkemizi üs tutmuş vaziyette…Komşu ülkede dağıtılan silahların binlercesinin kayıp olduğu söyleniyor…Yurdumuzda işlenen cinayetlerde bu silahların kullanıldığı ortaya çıkıyor…Otuz yıldır terörle mücadele yapılıyor. Terör örgütleri ve onlarla mücadele edenlerin sayısı da çok arttı…Yani en azından bu insanlar bile silah sever oldular…Buna bir de nereden baksan yirmi yıldır hayatımıza giren özel televizyonların yayınlarından pompalanan şiddet içeren görüntüler…Yetmedi, bir de canlı yayınlanan savaş görüntüleri…Savaşı film zanneden ya da oyun diye algılayan bir kuşak…Bakıyorsunuz bir düğün, nişan, sünnet düğünü ya da asker uğurlama merasiminde silah atılıyor ve insanlar hayatını kaybediyor…Sadece bu mu? Kazanılmış bir milli maça bile sevinemiyoruz. Silahlar patlıyor ve sevincimiz acıya dönüşüyor…Ava gidenlerde bazen kazayla, bazen kasıtla av arkadaşlarını vuruyorlar…Magandalar trafikte birine kızdıklarında hemen silah çekiyorlar, yok yere hayatlar sönüyor.Bu kadar mı sanıyorsunuz? Her gün işlenen kadın cinayetleri ve kahrolası töreye kurban giden kadınlar…En acısı da evdeki silaha ulaşan çocukların sebep oldukları dramlar…Gün geçmiyor ki böyle haberler olmasın…Geçtiğimiz günlerde Alanya’ya bağlı Deretürbelinas Köyü’nde 14 yaşındaki bir 8. Sınıf öğrencisi, 11 yaşındaki kardeşini “dedesinden” kalma tüfekle oynarken vurdu ve ölümüne sebep oldu…Hangisine yanarsın? Bir çocuğun mezara, bir çocuğun hapse gitti. Ömür boyu vicdan azabı…
Silaha ulaşmanın ne kadar kolay olduğunu geçtiğimiz aylarda bir Libyalı’nın av tüfeği alıp İstanbul’un orta yerinde, güpegündüz Topkapı sarayını ateş altına almasından anladık …Benim kendi adıma naçizane çözüm önerilerim var bu konuyla ilgili kurumlara…Birincisi bu kadar kolay herkese silah ruhsatı vermesinler… Tam teşekküllü ruh sağlığı raporu istesinler…Çünkü memlekette peş peşe yaşanan ekonomik krizler ve depremler insanların psikolojilerini bozdu ve bu durum oldukça derinleşti. Herkes psikiyatr yardımı alamadı, alsa bile tam iyileşmedi.İnsanlar işlerini kaybettiler. Evlerini, işyerlerini kaybetti. Dahası aileler çözüldü, çoluk çocuk savrulup gitti.İkincisi ülkedeki pompalı tüfek ve av tüfeği sayısını ayrıca sahiplerini belirlesinler ve kayıt altına alsınlar.Benim bildiğim kadarıyla en son 1980 darbesinden sonra silahları toplama çağrısı yapmıştı devlet…Çok uzun zaman geçti ve şimdi başımızda çok güçlü bir başbakan var, istediğini yaptırabilir.Tıpkı sigarada olduğu gibi sayesinde gittiğimiz yerlerde rahat nefes alıyoruz.Sayın Başbakandan isteğim ruhsatlı silahı olanlardan her yıl ruh sağlığı muayenesi istenmesi…Yeni ruhsat isteyenlere de daha iyi inceleme yapılmalı…Diğer kayıtsız kaçak silahların derhal teslim edilmesinin istenmesi ve kendiliğinden teslim edenlere kovuşturma yapılmayacağı gibi güvence verilmeli.Kendi teslim etmeyenlerinde sonucuna katlanacağı anlatılmalı…Çünkü ülkedeki silahlanma ve silah sevgisi beni çok ürkütüyor…Birde on binlerce kişi özel güvenlik şirketlerinden silah eğitimi aldı.Neredeyse bir küçük ordu gibiler… Bu kişilerde ruh sağlığı bakımından izlenmeli…Yoksa Deretürbelinas köyünde ki gibi her zaman her yerde analar ağlar ve ağlamaya devam eder…Anneleri ağlatmayın. ”Ağlarsa anam ağlar gerisi yalan ağlar” demiş atalarımız.Saygılarımla.