Kemik canlı bir dokudur.
Kemikler yaşam boyunca sürekli olarak yıkılır ve yeniden yapılır. Ancak erken dönemlerde hızlı, ilerleyen yıllarda yavaşlayarak yapılır.

Kemik kendini yenileyebilir.
Kırık sonrası vücut yeni kemik dokusu oluşturarak hasarı onarmaya çalışır. Hatta bazı kaynamalar eskisinden daha sağlam olabilir.

Kemikler sadece vücudu taşımaz.
Kemikler aynı zamanda kalsiyum ve fosfor gibi mineraller için önemli bir depo görevi görür.

Kemik iliği kan hücreleri üretir.
Kırmızı kemik iliğinde alyuvar, akyuvar ve trombositlerin üretimi gerçekleşir.

Vücudumuzdaki en uzun kemik femurdur.
Uyluk kemiği olan femur, hem uzunluğu hem de taşıdığı yük nedeniyle insan iskeletinin en dikkat çekici kemiklerinden biridir.

En küçük kemikler kulağımızdadır.
Çekiç, örs ve üzengi kemikleri ses titreşimlerinin iletilmesinde görev yapar. Özellikle üzengi kemiği vücudun en küçük kemiklerinden biridir.

Kemikler mekanik yükü algılayabilir.
Kemik dokusu üzerine uygulanan yük, kemiğin yeniden yapılanma sürecini etkiler. Bu nedenle fiziksel aktivite kemik sağlığı için önemlidir.

Uzaya çıkan insanların kemikleri daha az yük alır.
Yerçekiminin çok düşük olduğu ortamda kemikler yeterli mekanik uyarıyı alamaz ve kemik mineral kaybı gelişebilir.

Koşu kemiklere de antrenman yaptırır.
Uygun dozda ve düzenli mekanik yüklenme, kemik dokusunun adaptasyonuna katkıda bulunabilir.

Hareketsizlik kemikleri etkileyebilir.
Kaslar gibi kemikler de mekanik yüklenmeye ihtiyaç duyar. Uzun süreli hareketsizlik kemik sağlığı açısından olumsuz olabilir.

Kemikler tamamen sert değildir.
Kemik hem sert mineral bileşenlere hem de esneklik sağlayan organik yapılara sahiptir.

Kemiklerin içi tamamen dolu değildir.
Özellikle uzun kemiklerin iç kısmında süngerimsi trabeküler kemik yapısı bulunur. Bu mimari, kemiğin hem güçlü hem de nispeten hafif olmasını sağlar.

Kafatası tek bir kemik değildir.
Kafatası, birbirleriyle birleşen çok sayıda kemikten oluşur.

Bebeklerin kafatası erişkinlerden farklıdır.
Bebeklerde kafatası kemikleri arasında henüz tamamen kapanmamış yumuşak bölgeler bulunur. Bunlar beynin büyümesine ve doğum sürecine uyum sağlar.

Omurga tamamen düz değildir.
Omurganın doğal eğrilikleri, vücut ağırlığının dengeli dağıtılmasına ve hareket sırasında oluşan yüklerin yönetilmesine yardımcı olur.

Ayaklarımızda çok sayıda kemik vardır.
Her iki ayağımızda toplam 52 kemik bulunur. Bu kemikler vücut ağırlığının taşınması, denge ve hareket için birlikte çalışır.

Elimiz de olağanüstü karmaşık bir yapıdır.
Her elimizde 27 kemik bulunur. Bu yapı sayesinde hem güçlü kavrama hem de son derece hassas hareketler yapabiliriz.

Kemiklerin şekli yaptıkları işe göre değişir.
Omurga, kafatası, el ve ayak kemiklerinin şekilleri birbirinden çok farklıdır çünkü her biri farklı mekanik görevler üstlenir.

Kemiklerin en güçlü olduğu dönem vardır.
Genellikle genç erişkinlik döneminde kemik kütlesi zirveye ulaşır. Daha sonraki yıllarda kemik kaybı giderek önem kazanabilir.

Kaslar ve kemikler birbirinden bağımsız değildir.
Kasın oluşturduğu mekanik kuvvet kemiğe aktarılır. Kemik de bu yüklere adapte olur. Yani kas ve kemik aslında tek bir hareket sisteminin parçalarıdır.

Kas-kemik sistemi aslında bir iletişim ağıdır”.
Kaslar, tendonlar, eklemler ve kemikler sürekli olarak birbirlerinden gelen mekanik ve sinirsel bilgileri kullanarak hareketi düzenler.

Hareket etmek sadece kasları değil, kemikleri de eğitir.
Düzenli fiziksel aktivite; kas gücü, denge ve kemik dokusunun mekanik adaptasyonu açısından birlikte değerlendirilmelidir.

Vücudumuz hareket etmek için tasarlanmış bir sistemdir.
Kas, kemik, tendon, eklem ve sinir sistemi birbirinden ayrı çalışan parçalar değildir. Hepsi tek bir biyolojik hareket sistemi gibi çalışır.

DİĞER FAYDALARI

Vücudumuzdaki kas ve kemikler, çoğu zaman sadece “hareket sağlayan yapılar” olarak düşünülüyor. Oysa onlar aynı zamanda dengeyi sağlayan, dolaşıma katkıda bulunan, metabolizmayı etkileyen, kan üreten, mineral depolayan ve sürekli kendini yenileyen canlı sistemlerdir.

Belki de insan vücuduyla ilgili en ilginç gerçek şudur: Hareket ettiğimiz her an, aslında aynı anda yüzlerce kasın, kemiğin, tendonun ve sinir hücresinin birlikte çalıştığı olağanüstü bir organizasyon gerçekleşir.