TÜRKİYE’DE sabah uyanırsınız, çayınızı demlerken önünüze bir anket düşer. Bakarsınız... Birileri uçmuş, birileri çakılmış.
Hemen arkasından bir koro başlar: "Bu anket yanlı! Bizi düşük göstermişler, parayı veren düdüğü çalmış!"
Kavga gürültü eksik olmaz. Hayaller kaf dağındadır, gerçekler ise yerin yedi kat dibinde.
İşin aslı, o anket şirketlerine çuvalla para dökmeye, masa başında veri takla attırmaya hiç gerek yok.
Asıl anket, sokağın nabzı, siyasetin gerçek iklimi başka bir yerde saklı. Ne plazaların serin odalarında ne de süslü grafiklerin içinde...
Asıl sonuçlar; siyasi partilerin o iddialı demeçlerinin, boy boy yayınlanan haberlerinin hemen altında, o mütevazı "yorumlar" kısmında duruyor.
Okuyucu merttir. Okuyucu, ekran karşısına geçti mi "hatır gönül" dinlemez. "Ayıp olur mu?" demez.
Yaşadığını, hissettiğini, sofrasındaki eksilen ekmeği, şahit olduğu haksızlığı küt diye yazar oraya. Cümleler tertemizdir, delikanlıcadır.
Hani diyorlar ya, "Sosyal medyaya kimlik doğrulaması gelecek." O başka mevzu.
Ben klavye arkasına saklanan, ne idiği belirsiz gölgelerden bahsetmiyorum.
Ben, etiyle kemiğiyle orada olan, ismiyle cismiyle "Ben buradayım" diyen vatandaşın o ciğerden gelen sesinden bahsediyorum.
Mesela, kendi soframızdan, Alanya ölçeğinden bakalım...
Çok kıymetli ilçe başkanlarımız açıklamalar yapıyorlar, icraatlarını anlatıyorlar, projelerinden bahsediyorlar.
Elbette okuyalım, elbette dinleyelim. Ama terazinin kefesini merak ediyorsanız, asıl ölçü o açıklamaların altındaki yorumlarda saklıdır.
"Efendim bizim icraatımız nasıl?" diye mi merak ediyorsunuz?
"Ben bir demeç verdim, halktaki karşılığı nedir?" diye mi soruyorsunuz?
Cevap orada. Halkın süzgecinde.
Bir de o sessiz çoğunluk var...
Suya sabuna dokunmadan el yıkayanlar değil bunlar. İç sesiyle yorum yapan, gelişmeleri izleyen, hala bekleyen ciddi bir insan kaynağı.
Kırmadan, dökmeden ama her şeyi not ederek izleyenler...
İşte o meşhur "kararsızlar" dediğimiz kitle tam olarak buradadır.
Siyasetçiler sabah akşam strateji kuradursun; "A mı desem, B mi desem, yoksa C mi?" diye düşünürken, cevap aslında o sessizliğin içindeki "C" harfinde saklıdır.
Anket dediğiniz şey, sokağın sesinin kâğıda dökülmüş halidir.
Ama kâğıt her zaman doğruyu söylemez, vatandaş ise asla yalan söylemez.
Seçim sandığa girmeden çok önce, o klavyelerin tuşlarında, o samimi yorumların satır aralarında çoktan sonuçlanmıştır.
Görmek isteyene terazi orada, duymak isteyene ses orada.
Gerisi sadece lafügüzaf.
Esen kalın…