Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklu bulunduğu dönemde 2011 yılında Silivri Cezaevi’nde hayatını kaybeden eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada adli süreç yeni bir aşamaya geçti. İstanbul İl Jandarma Komutanlığı ekiplerinin İstanbul ve Ankara’da düzenlediği eş zamanlı operasyonların ardından, olay tarihinde görev yapan eski Silivri Cumhuriyet Başsavcısı Ali İşgören, eski cezaevi savcısı Necip Doğan ile Kozinoğlu’nun koğuş arkadaşları Hasan Ataman Yıldırım ve Hasan Atilla Uğur gözaltına alındı. Uğur, KKTC’den Türkiye’ye dönüşünün ardından İstanbul Havalimanı’nda gözaltına alınarak soruşturma kapsamındaki işlemlere dahil edildi.
ŞÜPHELİLER SİLİVRİ ADLİYESİNE SEVK EDİLDİ
Jandarmadaki işlemleri tamamlanan dört şüpheli sağlık kontrollerinin ardından Silivri Adliyesine sevk edildi. Savcılık sorgularının tamamlanmasının ardından şüpheliler hakkında farklı koruma tedbirleri talep edildi. DHA’nın 19 Eylül tarihli son aktarımına göre, Hasan Ataman Yıldırım ile Hasan Atilla Uğur hakkında “kasten öldürme” suçlaması kapsamında ev hapsi şeklinde adli kontrol uygulanması istendi. Eski Başsavcı Ali İşgören ile eski cezaevi savcısı Necip Doğan ise “suç örgütüne üye olma” suçlamasıyla tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi.

SON KARARI SULH CEZA HAKİMLİĞİ VERECEK
Savcılığın tutuklama veya adli kontrol istemi, şüpheliler hakkında verilmiş kesin bir hüküm anlamına gelmiyor. Ceza soruşturmalarında savcılık, elde edilen deliller ve soruşturmanın ihtiyaçları doğrultusunda bir koruma tedbiri talep ederken, bu talebin kabul edilip edilmeyeceğine Sulh Ceza Hakimliği karar veriyor. Hakimlik; tutuklama, ev hapsi dahil adli kontrol tedbirleri veya serbest bırakma yönünde karar verebiliyor. Şüpheliler bakımından masumiyet karinesi ise yargılama sonucunda kesinleşmiş bir mahkeme kararı ortaya çıkıncaya kadar geçerliliğini koruyor.

ÖLÜM GECESİ VE ESKİ DELİLLER YENİDEN İNCELENİYOR
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in soruşturmaya ilişkin açıklamasında, ölümün meydana geldiği gece yaşananların yanı sıra olay sonrasında gerçekleştirilen adli işlemlerin, toplanan delillerin ve önceki soruşturma sürecinin yeniden değerlendirildiği belirtildi. Soruşturmanın Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda İstanbul İl Jandarma Komutanlığı tarafından yürütüldüğü, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla geçmişteki işlem ve delillerin bütünlüklü biçimde ele alındığı ifade edildi.
YILLAR SONRA YENİDEN AÇILAN DOSYALAR NASIL İNCELENİYOR?

Aradan uzun süre geçen şüpheli ölüm soruşturmalarında savcılıklar yalnızca eski ifadeleri değil; olay yeri kayıtlarını, adli tıp raporlarını, tanık anlatımlarını, cezaevi kayıtlarını, kamera veya iletişim verisi bulunması halinde bunları ve daha önce verilen adli kararları birlikte değerlendirebiliyor. Gerektiğinde yeni bilirkişi incelemeleri yapılması, önceki raporların yeniden değerlendirilmesi veya çelişkili ifadelerin karşılaştırılması mümkün. Bu tür dosyalarda temel amaç, ölümün oluş biçimi ile olay öncesi ve sonrasındaki süreç arasında ceza hukuku açısından bir bağlantı bulunup bulunmadığının somut deliller üzerinden belirlenmesi.
GÖZALTI VE TUTUKLAMA AYNI ANLAMA GELMİYOR

Soruşturmalarda gözaltı, şüphelinin belirli bir süre adli makamların denetimi altında tutulmasına yönelik geçici bir tedbir olarak uygulanıyor. Tutuklama ise hakim kararı gerektiren ve daha ağır sonuçları bulunan ayrı bir koruma tedbiri niteliği taşıyor. Ev hapsi de adli kontrol hükümleri kapsamında kişinin belirlenen konuttan ayrılmamasını öngören bir tedbir. Bu nedenle soruşturma kapsamında kullanılan “gözaltı”, “tutuklama talebi” ve “ev hapsi talebi” ifadeleri, hukuken birbirinden farklı aşama ve kararları ifade ediyor.
SORUŞTURMANIN ODAĞINDA MADDİ GERÇEĞİN ORTAYA ÇIKARILMASI VAR

Kaşif Kozinoğlu’nun cezaevindeki ölümüne ilişkin dosyada bundan sonraki süreçte Sulh Ceza Hakimliğinin dört şüpheli hakkındaki talepleri değerlendirmesi bekleniyor. Bununla birlikte soruşturma, yalnızca mevcut şüphelilerin ifadeleriyle sınırlı değil; savcılık gerekli görmesi halinde yeni tanık ifadelerine başvurabilir, ek bilirkişi incelemesi yaptırabilir ve geçmişte toplanan delillerin yeniden değerlendirilmesini isteyebilir. Yargısal süreç tamamlanmadan şüphelilerin cezai sorumluluğuna ilişkin kesin bir sonuca varılması mümkün değil; dosyanın seyrini toplanacak deliller ve adli makamların vereceği kararlar belirleyecek.





