İsrail ordusunun güney Lübnan’da başlattığını açıkladığı “sınırlı ve hedefli” kara operasyonu, çatışmayı yeni bir evreye taşıdı. Ancak sahadaki tablo, operasyonun kısa sürede sonuç vermesinin kolay olmadığını gösteriyor.

İsrail ordusu, güney Lübnan’da Hizbullah mevzilerine yönelik sınırlı kara operasyonları başlattığını duyurdu. Açıklamada bu hamlenin, kuzey sınırında ileri savunma hattını güçlendirme amacı taşıdığı belirtildi. Ama sahada konuşulan soru başka: Bu operasyon gerçekten kısa süreli bir baskı hamlesi mi, yoksa İsrail’i daha derin ve daha pahalı bir çatışmanın içine mi çekecek?

İran’ın yer altı tesisi ABD ve İsrail’i kilitledi
İran’ın yer altı tesisi ABD ve İsrail’i kilitledi
İçeriği Görüntüle

2 Mart’tan bu yana büyüyen gerilim, hava saldırılarından sonra şimdi kara boyutuna taşınmış oldu. Bu da hem İsrail-Lübnan sınır hattındaki askeri riski artırıyor hem de bölgesel savaş korkusunu yeniden büyütüyor. Petrol fiyatından göç dalgasına, diplomatik baskıdan iç siyasete kadar etkisi geniş olacak gibi duruyor.

KARA HAREKATI NEDEN KRİTİK?

İsrail, operasyonu “sınırlı” diye tanımlıyor. Ancak Lübnan’ın güneyi, yıllardır düşük yoğunluklu ama yıpratıcı çatışmaların yaşandığı bir alan. Hizbullah’ın klasik ordu gibi değil, hücre tipi ve dağınık yapıda hareket etmesi, kara operasyonlarını daha karmaşık hale getiriyor. Hava üstünlüğü bir avantaj sağlasa da, kara harekatında risk başka yerde başlıyor.

Özellikle sınır hattında kısa süreli ilerleme ile kalıcı kontrol arasında ciddi fark var. İsrail’in birkaç noktada baskın yapması başka, uzun süreli alan hakimiyeti kurması başka. Asıl bataklık riski de burada ortaya çıkıyor. Girilen alan ne kadar büyürse, lojistik yük, asker kaybı ihtimali ve siyasi maliyet de o kadar artıyor.

HİZBULLAH İÇİN ZEMİN UYGUN MU?

Uluslararası basına yansıyan değerlendirmeler, Hizbullah’ın son günlerde daha çok gerilla tipi savunmaya yöneldiğini gösteriyor. Küçük birlikler, dar alan baskınları, tanksavar tehdidi, mayınlı hatlar ve sürpriz saldırılar... Güney Lübnan’da savaşın dili genelde böyle kuruluyor.

Bu yüzden “sınırlı operasyon” söylemi kâğıt üstünde kontrollü görünse bile, sahada her adım daha fazla angajman anlamına gelebiliyor. Birkaç kilometrelik ilerleme bazen haftalarca süren yıpratma savaşına dönüşebiliyor. Olur mu? Olabilir.

Yeni Proje 24 4Jls Cover Hoxa Cover

İSRAİL’İN HESABI NE OLABİLİR?

İsrail tarafı, kuzey sınırındaki tehdidi geri itmek ve Hizbullah’ın sınır hattındaki askeri altyapısını bozmak istiyor. Aynı zamanda iç kamuoyuna, özellikle kuzeyde yaşayan sivillere “güvenlik kuşağı” mesajı verilmesi amaçlanıyor. Bu, askeri olduğu kadar siyasi bir hamle.

Ancak burada ikinci bir denklem daha var: Operasyon ne kadar uzarsa, İsrail’in elindeki askeri ve siyasi kaynaklar da o kadar zorlanacak. İsrail basınında ve uluslararası ajanslarda, yeni yedek asker çağrıları ile ilgili iddiaların gündeme gelmesi de bu yükün hafif olmadığını gösteriyor.

BATakLIK RİSKİ NEDEN KONUŞULUYOR?

Çünkü kara harekatları başlarken çoğu zaman sınırlı görünür, sonra hedef büyür. Bir mevzi vurulur, sonra başka bir hat tehdit sayılır, sonra tampon bölge genişletilir. Çatışmanın dili böyledir. Hele karşı tarafta Hizbullah gibi sahayı iyi bilen, dağınık ama dirençli bir yapı varsa, hızlı sonuç almak daha da zorlaşır.

Lübnan’da büyüyen insani tablo da ayrı bir baskı yaratıyor. Yerinden edilen yüz binlerce insan, ağırlaşan sivil kayıplar ve altyapı tahribatı, İsrail üzerindeki uluslararası baskıyı artırabilir. Bu da sahadaki askeri planlamayı doğrudan etkiler.

DİPLOMASİ KAPISI TAM KAPANMIŞ DEĞİL

Çatışma sertleşirken, bir yandan da İsrail ile Lübnan arasında olası temaslara dair haberler geliyor. Kalıcı ateşkes ve Hizbullah’ın silahsızlandırılması başlıklarının masaya gelebileceği konuşuluyor. Yani sahada tank ilerlerken, masada da yeni bir denge arayışı sürüyor.

Bu yüzden şu aşamada kesin hüküm kurmak zor. Ama tablo net: İsrail kara harekatıyla askeri baskıyı artırdı, buna karşılık çıkış yolunu da daraltmış olabilir. Kısa vadede taktik başarı mümkün görünse de, orta vadede yıpratıcı bir Lübnan dosyasına dönüşme riski küçümsenmiyor.

Türkiye’de ve Alanya’da bu başlık ilk bakışta uzak gibi görünüyor ama enerji fiyatları, turizm algısı, piyasa psikolojisi ve bölgesel güvenlik tartışmaları üzerinden etkisi hissedilebilir. Özellikle petrol ve navlun tarafında yaşanacak her yeni sıçrama, mutfaktan akaryakıta kadar zincirleme sonuç doğurabiliyor.

Sonuç olarak: İsrail’in güney Lübnan hamlesi askeri açıdan “sınırlı” diye sunulsa da, coğrafya, rakip yapının savaş tarzı ve bölgesel gerilim düşünüldüğünde bunun kolay kapanacak bir dosya olmadığı görülüyor. Bataklık riski şimdiden konuşuluyorsa, nedeni sadece kara harekatının başlaması değil; çıkış planının henüz net görünmemesi.

Muhabir: Bircan Subaşı