TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) 2014 Temmuz Ayı Ekonomik Verilerine göre; • GSYH %2,1 artış ile 30.803 milyon TL'ye yükseldi • Türkiye ekonomisi %33 oranında büyüdü • İstihdam oranı 26 milyon 538 bin kişi ile % 46,3'e ulaştı....

TÜİK

(Türkiye İstatistik Kurumu) 2014 Temmuz Ayı Ekonomik Verilerine göre;

•GSYH %2,1 artış ile 30.803 milyon TL’ye yükseldi

•Türkiye ekonomisi %33 oranında büyüdü

•İstihdam oranı 26 milyon 538 bin kişi ile % 46,3’e ulaştı.

•İşgücüne katılma oranı %51,3 olarak belirlendi

Yine aynı döneme ilişkin Hane Halkı İşgücü İstatistiklerine göre;

•İşsizlik, geçen sene aynı döneme göre 1,2 puanlık artış ile %9,8’e yükseldi

•Mevsim etkilerinden arındırılmış işsizlik oranı %10,4 ‘e yükseldi

•Kayıt dışı çalışanların oranı %36,4. Bu oranın ise %84’ü tarım, %22,7’si tarım dışı sektörlerde çalışmakta.

Aynı kurum tarafından açıklanan bu veriler ışığında, ülke ekonomisinin büyüme gösterdiğini, buna bağlı olarak toplam üretim hacminin ve kişi başına düşen milli gelirin artacağını söylemek mümkündür. Ancak madalyonun diğer tarafı o kadar da parlak görünmemektedir. Ekonomimizdeki bu büyümeye rağmen, işsizlik oranı yükselme eğilimi göstermektedir. Bunun yanı sıra Türkiye’de nüfus artış hızının yüksek olması dolayısı ile her yıl, emek piyasasına daha fazla sayıda birey dahil olmakta ancak ne yazık ki işgücü potansiyelimizi oluşturan bu nüfusu karşılayacak ölçüde istihdam alanı yaratılamamaktadır. Literatürde istihdamsız büyüme olarak nitelendirilen bu durumun oluşmasına sebep olan etmenler çok çeşitli olmakla birlikte, doğurduğu sonuçlar ülkemiz açısından son derece endişe vericidir.

İstihdamsız büyüme; hızlı nüfus artışı karşısında bu artışa istihdam olanağı yaratma yeteneğinin kısıtlı kalması, kırsal kesimden kentlere göçlerin yoğunlaşması, sosyal, siyasi ve kültürel sebepler ile ülkeler arası göç eden birey sayısındaki artışlar gibi etmenlere bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Buradan hareketle Türkiye’deki temel sorunun; ‘’istihdam oranındaki artışın çalışma çağındaki nüfus artışından daha küçük gerçekleşmesi’’ olduğunu söylemek yerinde bir tespit olacaktır. Peki böyle bir sorunun ülkemize faturası ne olmaktadır?

Kanaatimce istihdamsız büyümenin en endişe verici sonucu; Enformel Sektörün, daha açık bir ifade ile kayıt dışı istihdamın doğuşudur. Kayıt dışı istihdam; ekonomik, mali, hukuki, yönetsel ve kültürel sebeplere bağlı ortaya çıkan ve niteliği gereği yasal işlerde çalıştığı halde bireylerin çalışmalarının gün ve ya ücret olarak ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına eksik bildirilmesi ya da hiç bildirilmemesidir. Bu durum iki önemli tehdit unsuru içermektedir. İlk olarak; kayıt dışı çalışan bireylerin faaliyetlerinin, kamu kayıtlarına ve istatistiklerine yansımaması sebebi ile yapılan istatistikler ve araştırmalar birebir gerçek oranlar ile örtüşen sonuçlar ortaya koymayacaktır ki bu durum mücadele sürecini de yavaşlatacaktır. Öte yandan kayıt dışı çalışan bireyler; sosyal güvenceden yoksun, korumasız ve yasal sınırların altında ücretlerle çalışmaktadırlar. Böyle bir çalışma, insana yakışır iş kavramının çok ötesinde bir durum olmakla beraber işçiler arasında kirli bir rekabete de sebep olmaktadır. Doğası gereği işçi maliyetlerini en aza indirmek isteyen işverenlerin kayıt dışı çalıştırılacak olan işçilere yönelmeleri, emek piyasasında geçerli olan ücretleri ve çalışma koşullarını daha aşağılara çekecektir. Örneklerine tarım, inşaat ve hizmetler sektöründe oldukça sık rastlanan kayıt dışı işçiler ülkemizde özellikle; tarımda ücretsiz çalışan aile bireyleri, mevsimlik işçiler ve göçmen işçiler şeklinde görülmektedir.

Türkiye gibi ekonomisi büyük ölçüde tarıma dayalı, nüfus artış hızı yüksek ve de sürekli olarak sosyal ve siyasi sebeplerle göç alan ülkelerin böylesine büyük bir tehdit karşısında daha rasyonalist mücadele politikaları izlemesi ve daha caydırıcı yaptırımlar uygulaması ülkenin refahı ve geleceği açısından hayati bir önem taşımaktadır. Ekonomik büyüme oranı ile istihdam oranı arasında denge sağlamış ve işgücünü büyük ölçüde kayıt altına almış bir ülke için kalkınmak ve gelişmiş ülkeler düzeyine ilerlemek doğal bir sonuçtur. Bu nedenle enformel sektör ile mücadele bir zorunluluktur! Kayıt altına alınan her sektör ve her birey daha kaliteli işleyen bir emek piyasasının anahtarı olacaktır…