Bilader, ıramedli dedem "Bülbülü altın gafese gadmışlar, ille de vatanım" demiş deridi bi boy. Bizim Gocaasanlılı Husni Goca da okudu, dokudu Alamanca örtmeni oldu. İçig örtmenlig eddi. Soona bi duydug, Husni bi Alaman hanım almış, Alamanya'yı bulmuş dediler. Husni 30-35 senedir Alamanya'da. O beni hazeder, ben onu hazederim. Savolsun beni mekdubsuz gomaz. Husni gene bi mekdub yollamış, hööle deyoru:
"Amat Emmi, selaam aleyküm Alamanya'dan. Bullarda iş çok emme mırırım gırık. Bullarda çalışmayan adam aç galır. Engirdeki gibi içig maldana göver ekerin, içig tomati, büber ekerim de gannımı doyururum yog burda. Benim burdakí evin baccası var, bişeyler de ben ekiyom emme Alanya'dakı gibi döğmeeyoru. Ben seni her zaman takib ederim emmi. Öndün Alanya'nın esgi çeşmelerini, muharlarını yazmışsın emme Marsıgların muharına taa sıra gelmedi heralda. Engi muharın ardında böyüg bi havız vardı. Suyu orda birigdirirler, muzları sulallardı. Biz çocukana yüzmeyi, engi havızın bulanıg suyunda öörendig. Emme Marsıg Dayı yakalaadığında nar şıpgınıla döverdi, bizim mekteb önlüklerini aloordu. Soonaları önlükleri Marsıg Dayı'nın bulamaacaa yere saglar olduk. Bazı da nöbedci gordug sırtın başın yanna. O esgi günler bunnumda tür tür tütüyoru Amat Emmi. Bullarda nerde bi muhar görsem, kafamı bi dutarım ööne. Almanlar "Napar ola bu?" deyi tanır durullar. Amat Emmi gari bi Alanya'ya gelesim var. Alanya'da herkeze selam elediver emmi. Hadi gal saalıcaala."
Savol, varol Husni'm. Alanya'ya gelikene Alaman çikilotasınla, çikilotanın yanda içileni unudma bakaan da, Amat Emmin bi gargara yapsın.
Benden böönlüg bu gadar. Hadi galın saalıcaala.