Bilader, öndüün Enişdibi'ndee ekmek büfesinden bi ekmek alam deyi moturu istob eddim. Tam o anda bi gara cayırtı gobdu. "Bu ney ola?" deyi bi bagdım, İramedli Boyacıların Amat Usta'nın evinin ööndeki dud ağacı yıkılmış.
Ben endee dud ağacını dee güccüglüümden bilirim. Mahallenin hanımları endee dudun altına bi bez dutarlar, dudu silkelerlerdi. Hayrı uçmasın, ben de endee ağacın çog ağ dudunu yedim. O vakıdlarda Alanya'da dud ağaçlarından dud toplanır, ufag iiliglerin içinde mahalle aralarında satılırdı. Ağ dudun müşderisi bol olurdu.
Neyise, lafı don lastiği gibi sündürmeyelim. Endee ağaç devrilike bi bagdım, aletirik direğinden apartumana geden telleri de goparmış atıvermiş. Gari ekmekçinin orda birki adam varıdı, onlar beerleri tilefonula aradılar. TEDAŞ'cılar cayırada geldi.
İçlerinde saçı hööle arkadan bağlı, çıra pardısı gibi bi oğlan var. Gelenlerin şefimiş. Gari ıcıg gonuşdug, Oba Alacami'denimiş. Adı da Sinan Çetin. Gırılan telleri bi daggada yaptılar.
Gari pırava dedim. Burdan Sinan Çetin'ile yandakı işçilere savolun, varolun deyom.
Benden böönlüg bu gadar. Hadi galın saalıcaala.