Antalya'nın Finike ilçesine bağlı Arif Mahallesi'nde bulunan Arykanda Antik Kenti, Şahinkaya'nın dik yamaçlarına inşa edilen mimarisiyle dikkat çekiyor. Çam ve sedir ağaçlarıyla çevrili bu tarihi yerleşim, binlerce yıllık geçmişi günümüze taşıyor.
Tarihi kaynakların aktardığına göre, Luwi dilinde "yüksek kayalığın yanındaki yer" anlamına gelen Ary-ka-wanda, M.Ö. 5'inci yüzyıldan daha eski bir geçmişe sahip. Antik tarihçi Athenaios'un notlarında, kentin sakinlerinin lükse ve eğlenceye aşırı düşkün oldukları, bu savurgan yaşam tarzı yüzünden ciddi borç batağına sürüklendikleri belirtiliyor. M.Ö. 2'nci yüzyılda Likya Birliği'ne katılan kent, en parlak dönemini M.S. 2'nci ve 3'üncü yüzyıllarda yaşadı.
SARP YAMAÇTA MÜHENDİSLİK HARİKASI
Doğudan batıya yaklaşık 1,6 kilometre, kuzeyden güneye ise 350 metre yayılan kentin yapıları, teraslar halinde birbirinin üzerine konumlandırıldı. En üst kotta gözetleme kulesi ve 117 metre uzunluğundaki stadion bulunurken, alt seviyelerde 20 oturma sırasına sahip 2 bin kişi kapasiteli tiyatro, odeon, meclis binası ve agora yer alıyor. Aykırıçay'dan sarp kayalara oyulan kanallarla kente su taşınması, dönemin mühendislik başarısını gösteriyor.
HELİOS TAPINAĞI VE MEDUSA FİGÜRLERİ
Kentin inanç merkezlerinden olan Helios Tapınağı'nda bulunan figürinler, güneş tanrısı kültünün bölgedeki varlığını kanıtlıyor. Doğu Nekropolü'nde yer alan ve M.S. 1'inci ile 3'üncü yüzyıllar arasına tarihlenen anıtsal mezarlar ise koruyucu Medusa figürleriyle süslendi. Bu mezarlardan biri, 1838'de bölgeyi gezen İngiliz gezgin Charles Fellows'un çizimleriyle "Fellows Mezarı" olarak literatüre geçti. Kentteki kazı çalışmaları, 1971'den 2010'a kadar yaklaşık 40 yıl boyunca Prof. Dr. Cevdet Bayburtluoğlu tarafından yürütüldü.
TERASLI KENT MODELİ NE ANLAMA GELİYOR?
Antik çağda sarp arazilerde kurulan teraslı kent modeli, savunma avantajı sağlarken aynı zamanda verimli tarım alanlarının işgal edilmesini önlüyordu. Arykanda'nın zorlu topografyaya uyum sağlayan bu mimari tercihi, dönemin mühendislik zekasının yanı sıra doğayla bütünleşik kentleşme anlayışının da nadir örnekleri arasında kabul ediliyor.




