Alanya’da 81 yaşındaki Yüksek Mimar Erol Türktaş’ın, vefat eden eşi Huriye Türktaş’ın mezar taşının oğlu Mehmet Hayri Türktaş tarafından söküldüğü ve aile içinde miras kaynaklı anlaşmazlık yaşandığı yönündeki iddialarının ardından karşı taraf sessizliğini bozdu. Mehmet Hayri Türktaş ile avukatı Polat, mezar taşına zarar verildiği yönündeki suçlamaları reddederek, kamuoyuna yansıyan iddiaların devam eden aile ve miras uyuşmazlıklarından bağımsız değerlendirilemeyeceğini savundu.

Yeni Alanya’nın daha önce yayımladığı haberde Erol Türktaş, eşinin ölümünün ardından oğluyla ciddi sorunlar yaşadığını ileri sürmüş; oğluna çeşitli taşınmazlar verildiğini, buna rağmen aile ilişkilerinin bozulduğunu ve Huriye Türktaş’ın mezar taşının söküldüğünü iddia etmişti. Türktaş ayrıca bazı taşınmazların iadesi için hukuki girişimlerde bulunduğunu ve mezarla ilgili iddiası konusunda savcılığa başvurduğunu açıklamıştı. Mehmet Hayri Türktaş ise babasının kamuoyuna açıkladığı bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını söyledi.

“AMAÇ ÜZERİMDE KAMUOYU BASKISI OLUŞTURMAK”

Mezar taşıyla ilgili suçlamanın gerçeğe dayanmadığını savunan Mehmet Hayri Türktaş, annesinin vefatından sonra devam eden hukuki uyuşmazlıklarda mirasçı olarak taraf olmasının ardından babasıyla arasındaki sorunların arttığını ileri sürdü. Türktaş, “Mezar taşıyla ilgili olduğu iddia edilen bu olay tamamen kurgulanmış, yapay ve suni bir olaydır. Babamın benim üzerimde baskı kurmak amacıyla kullandığı yöntemlere yeni bir örnektir. Annemin vefatından sonra annemden kalan davaları, hukuken mirasçısı olduğum için devam ettirme iradesi göstermem nedeniyle yaklaşık bir yıldır farklı mecralarda baskıyla karşı karşıyayım” dedi.

Yerel basına yansıyan iddiaların da bu hukuki süreçle bağlantılı olduğunu düşündüğünü ifade eden Türktaş, kamuoyu nezdinde itibarının zedelenmeye çalışıldığını öne sürdü. Devam eden davaların sonucunu etkilemeye yönelik bir algı oluşturulduğunu savunan Türktaş, mezar taşı meselesinin arkasına mal varlığı ve aile ilişkilerine ilişkin başka iddiaların da eklendiğini belirtti.

MAL VARLIĞI İDDİALARINI REDDETTİ

Babası tarafından kendisine yüksek değerli taşınmazlar verildiği yönündeki açıklamalara da karşı çıkan Mehmet Hayri Türktaş, söz konusu mal varlığı iddialarının gerçeği yansıtmadığını söyledi. Yayladaki ev başta olmak üzere kamuoyuna açıklanan taşınmazların mülkiyet durumuyla ilgili farklı bir tablo bulunduğunu ileri süren Türktaş, kendisinin kirada yaşadığını, iddia edildiği ölçekte bir gayrimenkul varlığının bulunmadığını ifade etti.

Türktaş ayrıca aileye ait mal varlığının büyük bölümünün annesi Huriye Türktaş üzerinden bulunduğunu savunarak, babasının kendisine çok sayıda taşınmaz verdiği yönündeki açıklamalarının hukuki kayıtlarla örtüşmediğini öne sürdü. Tarafların taşınmazların geçmişte kime ait olduğu, hangi işlemlerle devredildiği ve bugün hangi hakların bulunduğu konusundaki karşılıklı iddialarının ise devam eden davalarda tapu kayıtları, resmi belgeler ve mahkeme tarafından toplanacak deliller üzerinden değerlendirilmesi bekleniyor.

ANNESİNE YÖNELİK ŞİDDET İDDİALARINI GÜNDEME GETİRDİ

Mehmet Hayri Türktaş, annesiyle ilişkisinin kötü olduğu yönündeki açıklamaları da reddederek, aile içindeki asıl uyuşmazlığın anne ve babası arasında yaşandığını öne sürdü. Babasının Huriye Türktaş’a psikolojik, ekonomik ve fiziksel şiddet uyguladığını iddia eden Türktaş, annesinin yaşamının son döneminde boşanma davası açtığını ve çeşitli koruma kararlarının bulunduğunu söyledi. Türktaş’ın dile getirdiği şiddet iddiaları Erol Türktaş hakkındaki suçlama niteliğinde olup, bu haber açısından kesinleşmiş bir yargı kararı olarak değerlendirilmemelidir.

Türktaş, annesinin son döneminde ihtiyaçlarıyla kendisinin ilgilendiğini, bakım ve bakıcı giderlerini karşıladığını da savundu. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından hazırlandığını belirttiği raporların ve mahkeme tarafından verilen uzaklaştırma kararlarının bu sürece ilişkin bilgiler içerdiğini söyledi. Türk hukukunda 6284 sayılı Kanun kapsamında müşterek konuttan uzaklaştırma, korunan kişiye yaklaşmama ve benzeri önleyici tedbirler uygulanabiliyor. Ancak bir koruma veya uzaklaştırma tedbiri verilmesi, tek başına ceza davasında suçun işlendiğinin kesinleştiği anlamına gelmiyor; ceza sorumluluğu ayrıca yargılama ve delillerle belirleniyor.

AVUKAT POLAT: “15 TAŞINMAZ İÇİN DAVA SÜRECİ BAŞLATILDI”

Huriye Türktaş’ın hayattayken avukatlığını da yaptığını belirten Avukat Polat ise uyuşmazlığın önemli bölümünün taşınmazlardan kaynaklandığını söyledi. Huriye Türktaş’ın vasi atanarak kısıtlanmasının ardından Sulh Hukuk Mahkemesinin verdiği yetki çerçevesinde hukuki işlemleri yürüttüğünü belirten Polat, Huriye Türktaş’a ait olduğunu söyledikleri bazı taşınmazların usule aykırı biçimde devredildiği iddiasıyla 15 taşınmaz hakkında tapu iptali ve tescil davası açılması için izin aldıklarını açıkladı.

Vesayet altındaki bir kişi adına dava açılması Türk Medeni Kanunu’nda özel kurallara bağlı bulunuyor. Kanunun 462’nci maddesine göre, acele durumlar dışında vasinin vesayet altındaki kişi adına dava açması, sulh olması veya belirli hukuki işlemlerde bulunması için vesayet makamının izni gerekiyor. Bu nedenle Avukat Polat’ın sözünü ettiği Sulh Hukuk Mahkemesi izni, kısıtlı kişi adına yürütülen davaların usul boyutunda önem taşıyor. Bununla birlikte tapu iptali ve tescil davalarında hangi tarafın haklı olduğu; taşınmazların geçmiş kayıtları, devir işlemlerinin hukuki sebebi ve dosyaya sunulan delillerin mahkeme tarafından değerlendirilmesi sonucunda belirlenecek.

BOŞANMA DAVASI ÖLÜMLE SONA ERSE DE KUSUR TARTIŞMASI SÜREBİLİYOR

Avukat Polat, Huriye Türktaş’ın kısıtlılık sürecinde bakıcının yaptığı şikâyetin ardından şiddet iddialarından haberdar olduklarını ve Sulh Hukuk Mahkemesinden izin alınarak Erol Türktaş’a karşı boşanma davası açıldığını belirtti. Huriye Türktaş’ın dava devam ederken hayatını kaybetmesi nedeniyle evlilik ölümle sona erdiğinden boşanma kararı verilmesinin artık mümkün olmadığını belirten Polat, çocukların davaya kusur tespiti yönünden devam ettiğini ifade etti.

Bu süreç Türk Medeni Kanunu’nun 181’inci maddesinde ayrıca düzenleniyor. Kanuna göre boşanma davası devam ederken eşlerden birinin hayatını kaybetmesi durumunda, ölen eşin mirasçılarından birinin davaya devam etmesi ve diğer eşin kusurunun mahkeme tarafından ispatlanması halinde, sağ kalan eşin ölen eşe yasal mirasçı olamaması sonucu doğabiliyor. Dolayısıyla bu tür davalarda artık “boşanma” kararı değil, miras hukukunda sonuç doğurabilecek kusur tespiti önem kazanıyor. Son yıllardaki Yargıtay kararlarında da ölüm nedeniyle boşanma talebinin konusuz kaldığı, buna karşılık mirasçıların kusur tespiti yönünden davayı sürdürme hakkının bulunduğu belirtiliyor.

Dertour’dan Alanya’yı sevindiren Almanya verisi
Dertour’dan Alanya’yı sevindiren Almanya verisi
İçeriği Görüntüle

VASİYETNAME VE MİRAS PAYI MAHKEME SÜRECİNDE NETLEŞECEK

Huriye Türktaş’ın ölümünün ardından bir vasiyetnamenin ortaya çıktığını söyleyen Avukat Polat, vasiyetnamede mal varlığının Mehmet Hayri Türktaş ile kız kardeşine bırakıldığını ileri sürdü. Ancak bir vasiyetnamenin bulunması, tek başına mirasla ilgili bütün uyuşmazlıkları sona erdirmiyor. Türk Medeni Kanunu’nda sağ kalan eşin ve altsoyun belirli şartlarda saklı pay hakları bulunuyor; ölüme bağlı tasarrufların bu hakları ihlal edip etmediği, vasiyetnamenin geçerliliği ve olası tenkis talepleri ayrı hukuki değerlendirmelere konu olabiliyor. Sağ kalan eşin mirasçılık sıfatı bakımından devam eden boşanma dosyasındaki kusur tespiti de somut olayda ayrıca önem taşıyabilir.

MEZAR TAŞI İDDİASI AYRI BİR CEZA HUKUKU KONUSU

Taraflar arasındaki miras ve aile hukuku uyuşmazlıklarından bağımsız olarak bir mezara veya mezar üzerindeki yapıya bilerek zarar verilmesi, Türk Ceza Kanunu bakımından ayrıca değerlendirilebiliyor. TCK’nın 153’üncü maddesi mezarlara, mezar üzerindeki yapılara ve mezarlık tesislerine yıkmak, bozmak veya kırmak suretiyle zarar verilmesini suç olarak düzenliyor. Ancak belirli bir kişinin bu suçu işlediğinin kabul edilebilmesi için iddianın soruşturma makamlarınca delillerle desteklenmesi ve gerektiğinde yargılama sonucunda hükme bağlanması gerekiyor. Mehmet Hayri Türktaş ve avukatı, somut olayda kendilerine yöneltilen mezar taşı suçlamasının herhangi bir delile dayanmadığını ve iddiayı kesin biçimde reddettiklerini ifade ediyor.

HUKUKİ SÜREÇLER DEVAM EDİYOR

Avukat Polat, tapu iptali ve tescil davaları ile boşanma dosyasındaki kusur tespitine ilişkin sürecin devam ettiğini belirterek, müvekkili hakkındaki mezar taşı iddialarını kabul etmediklerini söyledi. Tarafların birbirleri hakkındaki açıklamaları farklı hukuki uyuşmazlıklara, aile içi geçmişe ve miras paylaşımına ilişkin karşılıklı iddialar içeriyor. Bu nedenle taşınmazların mülkiyeti, vasiyetnamenin hukuki sonuçları, boşanma dosyasındaki kusur durumu ve mezar taşına ilişkin şikâyet konusunda nihai değerlendirme ilgili mahkeme ve soruşturma makamlarının vereceği kararlarla netlik kazanacak.

Muhabir: Hüseyin DOĞANAY