Geçmişte Türkiye olarak, uluslararası arenadaki oyunlarda inisiyatif kullanamıyor, büyük oyuncuların güdümünde yol alıyorduk. Bu yüzden de, 'Bağımsız Türkiye” sevdalıları bu bağımlılıktan rahatsızdı. 'Anti Emperyalizm”...
Geçmişte Türkiye olarak, uluslararası arenadaki oyunlarda inisiyatif kullanamıyor, büyük oyuncuların güdümünde yol alıyorduk.
Bu yüzden de, “Bağımsız Türkiye” sevdalıları bu bağımlılıktan rahatsızdı.
“Anti Emperyalizm” sevdalıları da, bu bağımlılığa karşı çıkarak toplumda sempati toplamaya çalışıyorlardı.
Bu tür bir enformasyonla ABD ve AB karşıtlığı toplumda tavan yapmaya başlamıştı.
Aslında Ortaçağın sömürgeciliğiyle günümüz emperyalizminin uzaktan yakından bir ilişkisi yok.
Emperyalizm, yayılma anlamına geldiğine göre, bugünkü dünyada, askeri anlamda bir yayılmadan çok, en ileri teknolojiyle, en kaliteli ve en ucuz ürünü ya da hizmetleri dünyaya sunma becerisini göstererek, dünya pazarlarına açılma başarısını gösterebilmektir.
Burada sömürmekten çok, üretme ve pazarlama hatta hedef kitlelere ulaşabilme başarısından söz edilebilir.
Türkiye bu başarıyı büyük ölçüde yakaladı. Kendi imkanlarını zorlayarak, farklı politikalar da uygulayarak, dünyaya açılma ve emperyal bir güç olma noktasına gelebildi.
Geçmişte Emperyalist ülkeler diye suçladığımız Avrupa’ya neredeyse % 50’ye varan bir ihracat gerçekleştirebiliyoruz.
Türkiye her alanda büyük oynamaya başladı.
Bu büyük oyunda yer alan büyük oyuncularla aynı sahada top koşturmaya kalkmak büyük cesaret istese de, bu cesarete alkış tutsak da, oyunun kuralları ve rakip oyuncuların gücü dikkate alındığında, işin henüz başındayken, fazla havalara girmenin de yanlış olacağı kesin!
Ortadoğu’daki gelişmeler, Arap halklarının yeni arayışları, bazı rejimlerin bir bir yıkılması, belli tabuların yıkılması, beraberinde bir kaos ortamını da yaratabilmekte.
İsrail ile restleşmenin Arap halklarının sempatisini kazanıp alkışlanmamız güzel de, Arap’ların ileride ne yapacağını şimdiden kestirmek çok zor!.
Filistin sorununu kendi sorunumuz gibi görme noktasına gelmek çok ciddi bir iddia.
Filistin sorununa çözüm arama çabaları, İsrail-Filistin arasında arabulucu rolünü üstlenmek ayrı şey, sorunun tarafı olmaya kalkmak apayrı bir şey.
Hele hele, Hamas’a destek verirken Filistin Kurtuluş Örgütü ile de dirsek temasında bulunmak, ip üzerinde cambazlık yapmak gibi bir şey.
Her ne ise, biz yine de atalarımızın Birinci Dünya Savaşı'nda sırtımızdan vuran Arap’lara dönük, “Ne Şam’ın şekeri ne Arap’ın yüzü” sözünü unutmayıp dikkate almamızda yarar var demekle yetineceğiz!
Dünya liginde top oynamak güzel de, sahadan hezimetle ayrılırsak, böyle bir durum bizim için pek de iyi olmaz.
İnşallah, dünya liginde top oynayacak bir kadroya sahibizdir.
Oynarken çulumuzu yırtamazsak çok iyi!