Günümüzde, bir çok araştırma şirketi, halkın nabzını tutarak partileri uyarmaya çalışmaktadırlar. İster taraf tutan bir şirket olsun, ister tarafsız olsun, mutlaka ve muhakkak bir yararı vardır. Yeter ki, partiler bundan ders almasını...

Günümüzde, bir çok araştırma şirketi, halkın nabzını tutarak partileri uyarmaya çalışmaktadırlar. İster taraf tutan bir şirket olsun, ister tarafsız olsun, mutlaka ve muhakkak bir yararı vardır. Yeter ki, partiler bundan ders almasını bilsinler. Şu gerçeği, herkesin bilmesi gerekir diye düşünüyor ve inanıyorum. O da şudur; İktidarda olan partiler, gittikçe halkın desteğini kaybeder, muhalefet partilerinin ise oylarında artış kaydedilir. Bunun aksi ise akla ziyan verir. Türkiye'de ise, bu olay hep tersine olmaktadır. Bakınız, Ak Parti 2002'de yüzde 34 oy ile tek başına iktidara geldi. 2007'de yüzde 44 oy alarak hem oyunu artırdı ve yine tek başına iktidar oldu. 12 Haziran'da ise oyunu yüzde 50'ye çıkarmış oldu ve tekrar iktidar koltuğuna oturdu. İktidarın yüzde 50 oyuna karşı CHP yüzde 26; MHP yüzde 13 ve BDP yüzde 6.6 oy almışlardı. Stratejik Düşünce Enstitüsü'nün, 6-10 Eylül tarihleri arasında 12 ilde 2 bin 72 kişi ile gerçekleştirdiği kamuoyu yoklamasında, AK Parti'nin yüzde 54.7, CHP'nin yüzde 24.8, MHP'nin yüzde 10.8 ve BDP'nin yüzde 5 oy aldıkları görülmektedir. AK Parti oyunu yüzde 5 arttırdığı halde, muhalefetteki, üç partinin oylarında düşüş olduğu görülmektedir. İşte bu durumu, bu üç partinin, enine, boyuna incelemesi, "Biz nerede hata yapıyoruz" diye geniş bir özeleştiri yapmaları iktiza etmektedir. İktidar partisi AK Parti, hep yapacaklarını, ileri sürerek vizyonist bir parti olduğunu deklere etmektedir. Yapacaklarının teminatı olarak da yaptıkları eserlerini göstermektedirler. Ya muhalefet partileri ne yapıyor? İktidarın her yaptığını ya kötülüyor ya da konuyu Anayasa Mahkemesi'ne veya Danıştay'a götürerek o işin iptalini talep ediyorlar. Şu gerçeği unutmamaları gerekir. Türk milleti, yapılanları görüyor buna karşı muhalefet partilerinin "İstemezük" tavırlarını da görüyor. Demek ki, iktidarı veya Başbakanı kötülemekle her hangi bir netice almak mümkün değildir. O zaman, sen iktidar olduğun zaman bu memleket için, bu halk için ne yapacaksın, nasıl becereceksin, vizyonun nedir bunları halkına anlatacak ve inandıracaksın. Ancak, böyle hareket edilirse müspet bir sonuç alınacağının unutulmaması gerekir ki, doğrusu da budur.
Türkiye ekonomikman büyük bir hamle yapmıştır. Kalkınmada dünyada Çin'den sonra ikinci sırada, AB'nin ise çok üzerindedir. Bütçe fazla vermekte, yakında mütekabiliyet esası aranmadan yabancılara daire veya arsa satışlarını kolaylaştıracak yasanın çıkacağını şehircilik bakanı açıkladılar. Bunun neticesinde, hele Alanya’da 2 senedir bekleyen villa ve dairelerin satışı sonucunda bakınız piyasa nasıl hareketlenecektir. Kemal Derviş’i bilirsiniz. Ecevit başkanlığındaki ANAP ve MHP'nin ortaklığındaki koalisyon hükümetince, ekonominin gittikçe berbatlaştığının görülmesi üzerine IMF tarafından, Türkiye’ye yetkili bir kişi olarak gönderilmişti. Derviş, ekonomiden sorumlu yetkili bir bakan olarak ekonominin direksiyonuna geçmiş ve bir çok radikal kararlar almış idi. Şu anda ekonomiden sorumlu bir enstitünün başkan yardımcısıdır. Kemal Derviş, şu andaki ekonomik durumumuz hakkında, "Bu dinamizm devam ederse Türkiye hakikaten son 10 yılda kat ettiği mesafeden daha fazlasını da önümüzdeki 10 yılda kat edebilir. Ve belki uzun bir mücadele, uzun bir yoldan sonra Cumhuriyetin kuruluşunun 100. yılında umut edildiği gibi dünyanın en ileri ülkeler arasına katılabilir. Türkiye gelecek vaat ediyor" şeklinde hem takdirlerini, hem de iyi niyetini göstermektedir. Arsa ve villa veya daire satışları sonucunda ülkemize sıcak para gireceğinden, cari açığımızda da mutlaka esaslı bir düşüş olacağı hususunda kesin bir kanaat hakimdir. Yine Derviş, "Bu dinamizm devam ederse Türkiye daha fazlasını da 10 yılda kat edebilir" diyor.
Son bir alıntı olarak, ülkelerin kredi notunu irdeleyen ve yakın zamana kadar ülkemizi riskli bir ülke olarak gösteren S&P Reyting şirketinin BB olan notumuzu BBB notuna yükseltmiştir ki, böylece, TL'nin yatırım yapılabilir seviye çıkarılmasına yeşil ışık yakmıştır. Aynı kuruluş, İtalya’nın, İspanya’nın, Yunanistan’ın ve ABD'nin kredi notunu düşürmüştür. Bu da gösteriyor ki, Türkiye bölgesinde ekonomisi ile yükselen bir Devlettir. Elbette ki bu konu iç ve dış düşmanlarımızın işine gelmemekte ve hep tekerlerin önüne takoz konulmaktadır. Yazık, çok yazık…