TÜRK turizmi 2026 yaz sezonuna girerken son yılların en ciddi talep daralmalarından biriyle karşı karşıya kaldı. Özellikle Avrupa pazarında yaşanan gelişmeler ve belirsizlikler nedeniyle Alanya ve Antalya’ya yönelik rezervasyonlarda ciddi bir düşüş yaşanıyor. Turizm sektöründen gelen bilgilere göre, savaş öncesinde Şubat ayı ortalamalarına bakıldığında daha önce Antalya’ya yaz sezonu için günlük yaklaşık 20 bin oda rezervasyonu yapılırken iptaller ortalama 2 bin oda seviyesindeydi. Savaş sonrasında ise günlük rezervasyon sayısı 7 bin odaya kadar gerilerken iptal sayısı ise 4 bin 500 oda seviyelerine yükseldi. Turizm sektörü temsilcileri, “Bu veriler Antalya’ya yönelik yaz sezonu rezervasyonlarında yaklaşık yüzde 75’e varan bir daralmaya işaret etmektedir. Bu tablo turizm sektörü açısından son derece ciddi sonuçlar doğurma potansiyeline sahiptir. Mevcut şartlar altında 2026 yılı için hedeflenen turist sayılarına ulaşılması şu an için oldukça zor görünmektedir. Turizm sektörü Türkiye ekonomisinin en önemli döviz kazandırıcı sektörlerinden biridir. Bu nedenle yaşanan bu olağanüstü durum karşısında sektörün desteklenmesi büyük önem taşımaktadır” dediler.
DESTEK NASIL OLMALI?
Turizmciler daralan talep ve satışlardan sektörün en az zararla çıkması için devletten bazı tedbir ve teşvikler istediler:
“Bu çerçevede;
•Turizm konaklama vergisinin 2026 yılı için geçici olarak kaldırılması,
•Turizm sektöründe KDV oranlarının yüzde 1 seviyesine çekilmesi,
•Yerli ve milli havayolu şirketlerine uçuş teşvikleri ve destekleri verilmesi sektörün bu zorlu süreci atlatabilmesi için kritik öneme sahiptir” denildi.
BAKAN ERSOY’A ÇAĞRI
Turizmciler, kendisi de turizm sektörünün bir aktörü olan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un dikkatine sundukları önerilerini, “Avrupa pazarındaki belirsizliğin ne zaman sona ereceği henüz öngörülememektedir. Eğer bu durum birkaç ay daha devam ederse pandemi dönemi hariç tutulduğunda 2026 turizm sezonu son 20 yılın en zor sezonlarından biri olabilir. Turizm sektörü olarak gerekli desteklerin sağlanması halinde bu krizin etkilerinin azaltılabileceğine ve Türkiye turizminin yeniden güçlü bir şekilde yoluna devam edeceğine inanıyoruz.” diyerek noktaladılar.
'REZERVASYONLARDA GERİLEME, İPTALLERDE CİDDİ ARTIŞ VAR'
Alanya Turizm Tanıtma Vakfı (ALTAV) Basın Sözcüsü Alper Gencelli, "Malesef ülke turizmimiz 2026 yaz sezonuna son derece kırılgan bir konjonktürde giriyor. Özellikle Avrupa pazarındaki belirsizlikler ve Orta Doğu’daki savaşın yarattığı güven algısı sorunu, Antalya ve Alanya başta olmak üzere destinasyonlara yönelik talepte ciddi bir daralmaya yol açmış durumda. Sezon başında oldukça güçlü seyreden rezervasyon hacmi ve kontrollü ilerleyen iptal oranları varken, son dönemde rezervasyonlarda belirgin bir gerileme, iptallerde ise ciddi bir artış gözlemleniyor.Bu tablo yalnızca bir talep düşüşü değil; aynı zamanda açık bir güven erozyonuna işaret ediyor diye yorumluyorum. Burada altını net çizmek gerekiyor; eğer Orta Doğu’daki savaş önümüzdeki bir hafta ila en geç 10 gün içinde sona ermezse, turizm sektörünün ötesinde çok daha geniş çaplı ekonomik ve sosyal sorunlarla karşı karşıya kalacağız. Ayrıca Bu durum zincirleme bir etki yaratacaktır. Hammadde fiyatlarındaki artış, enerji ve akaryakıt maliyetlerindeki yükseliş, ulaştırma giderlerine doğrudan yansıyacak; bu da turizm dahil tüm sektörlerde maliyet baskısını artıracaktır. Tarımda petrolden kaynaklanan gübre ve mazot fiyatlarının yükselmesi gıda maliyetlerini yukarı çekerken, lojistikte yaşanacak maliyet artışları genel fiyat seviyesini yukarı taşıyacaktır. Sonuç olarak vatandaşın alım gücü düşecek, yaşam standartları ciddi şekilde olumsuz etkilenecektir. Turizm özelinde değerlendirdiğimizde mevcut düşüşler ileriki zamanlarda teorik olarak telafi edilebilir. Ancak savaşın uzaması halinde risk büyür ve sezonun kaybedilmesi gibi çok daha ağır bir senaryoyla karşı karşıya da kalabiliriz. Bugün birçok turizm işletmesi sezon öncesi tüm hazırlıklarını tamamlamış durumda; tedarik süreçleri yürütülmüş, personel planlamaları yapılmış ve ciddi maliyetler üstlenilmiş durumda. Bu aşamada talebin zayıflaması ya da uçuş iptallerinin artması, sektörü ciddi bir finansal baskı altına sokacaktır. Öte yandan uzun vadede güvenlik algısındaki değişim, turist tercihlerinde yeni yönelimler yaratabilir. Bazı bölgelerin güvenli destinasyon algısının zedelenmesi, daha istikrarlı ve güvenli görülen ülkelere talep kaymasını beraberinde getirebilir. Türkiye bu noktada avantajlı bir konum yakalayabilir; ancak bu sürece fırsat odaklı değil, küresel istikrarın yeniden tesis edilmesi perspektifiyle yaklaşmak gerekir. Çünkü mevcut tabloda hiçbir destinasyonun tamamen risksiz olduğunu söylemek mümkün değildir. Lafın kısası, turizm sektörü şu anda son derece hassas bir dengede ilerliyor. Mevcut gelişmelerin devam etmesi halinde yalnızca rezervasyon kaybı değil, uçuş iptalleri ve buna bağlı olarak sezonun ciddi şekilde zayıflaması hatta kaybedilmesi riski söz konusu olabilir. Bu nedenle küresel karar vericilerin bir an önce devreye girerek ateşkesi sağlaması kritik önem taşıyor. Aksi takdirde yalnızca turizm değil, genel ekonomik yapı ve günlük yaşam da ciddi şekilde olumsuz etkilenecektir diye düşünüyorum" ifadelerini kullandı.
'REZERVASYONLAR DURMUŞ DEĞİL'
Alanya Turizm Tanıtma Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Şükrü Cimrin ise tabloya daha temkinli yaklaştı. Cimrin, “Turizmde aynı anda hem yeni rezervasyonlar geliyor hem de rezervasyonlarda bir miktar yavaşlama yaşanıyor, ancak tamamen durmuş değil. Bununla birlikte iptaller de geliyor. Yine de genel tabloya baktığımızda rezervasyonların sayısı iptallerden daha fazla. Bu durum tesis ve pazar bazında değişkenlik gösteriyor. Tur operatörleri de süreci yakından takip ederek sürekli değerlendirmelerini güncelliyor. Özellikle Kıbrıs, Kıbrıs Rum Kesimi ve Türkiye gibi bölgeye yakın destinasyonlar doğrudan etkileniyor. Mısır ve Orta Doğu’daki Arap ülkelerinde ise turizm neredeyse tamamen durmuş durumda. Bu gelişmelerden Türkiye, Kıbrıs ve Yunanistan da doğrudan etkilenmeye başladı. Ancak sınırlarımızı koruduğumuz ve savaşa dahil olmadığımız sürece, mevcut şartlarda yine de iyi bir sezon geçireceğimizi düşünüyoruz. Bununla birlikte bu yılın hedeflenen bir rekor yılı olmayabileceğini de öngörüyoruz. Bu süreçte hem Bakanlığımız hem de Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı planlamalarını ve projeksiyonlarını sürekli güncelliyor. Kaybedilen rezervasyonların farklı pazarlardan telafi edilmesi için yoğun bir çalışma yürütülüyor. Kolay bir sezon olmayacağı açık. Ancak savaşın durması ve ateşkesin sağlanması halinde Türkiye turizmi önemli ölçüde rahatlayacaktır. Özellikle Mısır ve Orta Doğu pazarına yönelik seyahatlerin bir süre daha zayıf kalacağı öngörülüyor. Bu durum Türkiye açısından pozitif bir etki yaratabilir. Ancak öncelikli beklenti, bölgedeki karışıklığın bir an önce sona ermesidir. Savaşın devam etmesi ancak Türkiye’ye sıçramaması halinde ise hedeflerin bir miktar altında bir sezon geçirilmesi muhtemel görünüyor. Önemli olan Türkiye’nin bu sürece dahil olmamasıdır. Savaşın sona ermesiyle birlikte ise son dakika rezervasyonlarında hızlı bir artış yaşanacaktır. Şu an itibarıyla rezervasyonlar tamamen durmuş değil, farklı pazarlardan talep gelmeye devam ediyor. Ancak bu süreçte algı yönetimi büyük önem taşıyor. Sosyal medyada ‘Türkiye güvenli mi?’ sorusu sıkça gündeme geliyor. Türkiye’de bulunan turistler ve yerleşik yabancılar ise ülkenin güvenli olduğunu ifade ediyor. Bu nedenle, Türkiye’nin ve özellikle bölgemizin güvenli bir destinasyon olduğu mesajının doğru ve etkili bir şekilde verilmesi gerekiyor. Tatil için gelen misafirlerin sorunsuz ve memnun şekilde ülkelerine döndüklerinin sürekli vurgulanması büyük önem taşıyor” dedi.
'KRİZİ FIRSATA ÇEVİREBİLİRİZ'
Kleopatra Otelciler Derneği’nden Şevki Taç ise sürecin yalnızca yerel değil küresel gelişmelerden kaynaklandığını belirtti. Taç, “Öncesinde yaşanan talep daralmasını hepimiz yakından takip ediyoruz. Bu durum hem bölgesel hem de Alanya özelinde hissediliyor. Ancak sürecin temelinde sadece yerel değil, küresel ölçekte yaşanan jeopolitik gelişmeler ve ekonomik dalgalanmalar da yer alıyor. Türkiye’nin de içerisinde bulunduğu enflasyonist ortamda, savaşın uzaması halinde artabilecek petrol fiyatları hem maliyetleri hem de ulaşım giderlerini yukarı çekecektir maalesef. Şunu net bir şekilde ifade edebilirim; daha önceki röportajlarımda da dile getirdiğim gibi Türkiye turizmi kriz yönetiminde çok başarılı bir destinasyon. Artık kriz ortamında turizmin nasıl yapılacağı konusunda ciddi bir tecrübeye sahibiz. Bu dönemler zaman zaman risk olarak algılanabilir ancak doğru yönetildiğinde fırsata da dönüşebilir. Alanya olarak güçlü bir altyapıya sahibiz. Hizmet kalitemiz ve esnek pazar çeşitliliğimiz en önemli avantajlarımız arasında yer alıyor. Bu noktada savaşın uzaması halinde neler yaşanacağını önümüzdeki süreçte göreceğiz. Ancak artan maliyetler açısından yalnızca Türkiye özelinde değerlendirme yapmak doğru olmaz. Bahsettiğim gibi Avrupa’da, özellikle Alanya’ya turist gönderen ülkelerde de benzer ekonomik koşullar yaşanacaktır. Brent petrol fiyatlarındaki artışın bir nedeni var ve bu durum o ülkelerde de ciddi maliyet artışlarına yol açacaktır. Bu süreçte en önemli konu, panik yapmadan hızlı ve doğru kararlar alabilmektir. Çünkü turizm sektörünün en önemli özelliği budur. Biz sektör olarak en önemli avantajımız, hızlı ve doğru karar alarak krizi fırsata çevirebilme kabiliyetine sahip olmamızdır. Turizmciler olarak birlik ve koordinasyon içinde hareket ettiğimiz sürece, doğru hamlelerle iyi bir sezon geçireceğimizi umut ediyoruz” dedi. (Şerife ÇOBAN)




