Seçim sonuçları işlerine gelmediğinde, toplumu koyun sürüsüne benzeten çok bilmişlerden geçilmiyor! Bir düşünür bakın ne demiş: 'Zavallı koyun sürüsü! Çobanı da o besler, çoban köpeğini de, kurdu da…” Eğer biz koyun sürüsüysek,...

Seçim sonuçları işlerine gelmediğinde, toplumu koyun sürüsüne benzeten çok bilmişlerden geçilmiyor!
Bir düşünür bakın ne demiş:
“Zavallı koyun sürüsü! Çobanı da o besler, çoban köpeğini de, kurdu da…”
Eğer biz koyun sürüsüysek, kim çoban, kim çoban köpeği ve kimler kurt?
Biraz düşündüğümüzde, çobanlığa soyunanlarla, çoban köpekliği yapanları ve de bu arada malı götürüp afiyetle yiyenlerin ya da yemek isteyenlerin kimler olduğunu az çok anlamak mümkün!
Tiyatrocu Levent Kırca’yı tanımayan yoktur.
Taklit yeteneği ile uzun yıllar popülaritesini sürdürdü.
Son yıllarda sanatsal anlamda kendisini yenileyemediği için, eski popülaritesi kalmayınca, siyasi içeriği ağır basan yazarlığa soyundu.
O malum Doğu Perinçek’le anılan Aydınlık Gazetesi’nde yazıyor.
Ben de yeni öğrendim.
Nasıl mı?
Seçim sonuçlarıyla ilgili açıklamalarından…
Cumhuriyet Güç Birliği adaylarını destekleyen Aydınlık Gazetesi yazarlarından Levent Kırca, seçim sonuçları belli olmaya başlayınca duvarda asılı duran Atatürk’ten utanmış.
Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyete sahip çıkamadığı için Atatürk’ün yüzüne yani resmine bakamamış!
Ne büyük laf etmiş değil mi?
Sevsinler!
Atatürk’ü sevmek ve sahiplenmek üzerinden pirim toplamak neredeyse modaya dönüştü.
Her toplumun kendine özgü, tabuları, kahramanları büyük devlet adamları ve kahramanları var.
Tarihin bir kesitinde, toplum kendi iç dinamikleriyle bir biçimde bir altüst oluşu gerçekleştirirken, içinden bu tür bir değerin öncülüğünde yepyeni bir yapı oluşturur.
O yapı ve o lider, o dönemin ürünüdür.
Bugün ise, günümüzün sorunlarına çözüm bulabilecek yeni anlayışa ve yeni bakış açılarına sahip yeni liderlere ihtiyacımız var.
Tekerleğin icadı, toplumların gelişmesinde büyük rol oynadığı söylenir.
Tekerleği icat edenin ismi bilinmediğinden olacak, bu başarı kişiye değil topluma mal edilebilmiştir!
Askeri olmayan bir subaydan, milleti olmayan bir devletten, tarlası bağı bahçesi olmayan bir çiftçiden söz etmek mümkün mü?
Her toplum önce bir tabu yaratır sonra da, kendi yarattığı bu tabuya tapınmaya başlar.
Toplum kendi gücünü ve başarısını öne çıkartmayı bir kenara itip, başarıyı birlerine mal ederek onlara tapınmaya başlarsa, yeni başarılara yelken açması giderek zorlaşır, sürekli bir tabu arayışına girer ve tabu olabilmek için herkes birbiriyle yarışır ki, bu da istikrarsızlığın ve yeni krizlerin temel nedeni haline gelir.
Osmanlı döneminde, İstanbul Boğazı’nın iki yakasında Osmanlı Paşalarının yalıları olurdu.
Bugün hâlâ ayakta kalan bu yalılar paşaların ismiyle anılır.
Bugünkü sahipleri arasında, günün ayrıcalıklı kesimi olan önemli sanatçılarımız var.
Levent Kırca’nın ekonomik gücünü ve de Boğaz’da şahsına ait bir yalının olup olmadığını bilemem ama eski eşi Oya Başar’ın böyle bir yalıya sahip olduğunu biliyoruz.
Oya Başar, şöhret anlamında Levent Kırca’nın gerisinden gelmesine karşın, boğazda bir yalının sahibiyse, Levent Kırca, kazandığı paraları çarçur etmediyse, servetinin miktarını varın siz hesap edin!
-DEVAMI YARIN-