HAYATA geldiğimiz andan itibaren başlayan ve ölümle son bulan hikayen de hangi bölümdesin? 10 yaşında ailesini kaybetmiş çocuk musun? Kaza kurşunu ile ölmüş bir asker mi? Herkesin tok uyuduğu bir şehirde aç mısın? Yoksa açlar varken tok...
HAYATA
geldiğimiz andan itibaren başlayan ve ölümle son bulan hikayen de hangi bölümdesin? 10 yaşında ailesini kaybetmiş çocuk musun? Kaza kurşunu ile ölmüş bir asker mi? Herkesin tok uyuduğu bir şehirde aç mısın? Yoksa açlar varken tok uyuyamayanlardan mısın? Haksızlığı görüp susanlardan mısın? Yoksa o yılan sana dokunmadığı için ezmek yerine görmezden gelenlerden misin? Adaletli ve insan olmaktan bahsedip de bu iki kavramın tek harfine sığmayanlardan mısın? Yoksa adaleti sağlamaya çalışanlardan mısın? Güçlüsün diye güçsüzleri ezenlerden misin? Yoksa herkesin bir kalbi olduğuna inanıp kırılma ihtimalini bilerek yaklaşanlardan mısın? Hayatın bir ev ise sen o evin neresindesin? Kapı mısın? İçi boş bir oda mısın? Pencere misin? NESİN VE NERESİNDESİN?
Hayat boyu başkalarını suçlama eğilimi tüm insanların kolayına giden bir çıkış yoludur. Bulunduğumuz nokta neresi olursa olsun eğer o nokta ile ufacık bir memnuniyetsizliğimiz varsa sorumluluğu almak yerine başkalarını hedef gösteririz. Onlar yüzünden, senin yüzünden… v.b. Bu bir girdaba dönüşür. Gerçekten başkaları yüzünden olma ihtimali, gerçekliği varsa bile hayatın kontrolünü elimize almayı seçmeyiz. Yemek seçeriz, kahve seçeriz, bindiğimiz arabanın markasını seçeriz. Birçok şey seçeriz ama yerimizden kalkıp hayatımız için çabalamayı seçmeyiz. Yaşam hikayen başkalarının belirlediği aslında senin olmayan bir hikayeye dönüşür. Gerçekten yaşamınızın hikayesini yazmak için ilk yapmanız gereken o yaşamda nerde olduğunu belirleyip nereye gitmek istediğinize karar vermek. Yaşam hikayenize hoş gelin ki hoş çakalınız bile güzel olsun.