Türkiye’de tütün ürünlerinin satış ve kullanımına ilişkin kapsamlı bir düzenleme hazırlığı yürütülüyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Yeşilay Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Toker Ergüder’in Anadolu Ajansına verdiği bilgilere göre, yaklaşık bir yıldır üzerinde çalışılan kanun teklifinin ekim ayında Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulması öngörülüyor. Taslak henüz yasalaşmadığı için düzenlemelerin mevcut durumda yürürlükte olmadığı, Meclis görüşmeleri sırasında maddelerin değişebileceği veya kapsamının yeniden belirlenebileceği önem taşıyor.
2015 SONRASI DOĞANLAR İÇİN YENİ MODEL
Taslağın en öne çıkan bölümlerinden biri, 1 Ocak 2015 ve sonrasında doğanları kapsayan “tütünsüz nesil” yaklaşımı. Ergüder’in aktardığı hazırlığa göre bu tarihten sonra doğanların ilerleyen yıllarda yetişkin olsalar dahi tütün ürünlerine erişiminin engellenmesi hedefleniyor. Böylece mevcut yaş sınırından farklı olarak kişinin belirli bir yaşa ulaşmasıyla ortadan kalkan bir kısıtlama yerine, doğum tarihini esas alan kalıcı bir sistem gündeme geliyor.
Benzer kuşak temelli politikalar uluslararası tütün kontrolü tartışmalarında da gündeme gelirken, yaklaşımın temel amacı yeni kuşakların tütün kullanımına başlamasını önlemek. Türkiye’de tartışılan modelin nasıl uygulanacağı ise ancak teklif metninin TBMM’ye sunulmasıyla kesinlik kazanacak. Satış noktalarında yaş ve kimlik doğrulamasının güçlendirilmesi de uygulamanın denetlenebilmesi açısından hazırlığın önemli başlıkları arasında bulunuyor.
2040 İÇİN ÜRETİM VE SATIŞ HEDEFİ
Hazırlığın uzun vadeli ayağında ise 2040 sonrasında Türkiye’de tütün ürünlerinin üretimi ve satışının tamamen sona erdirilmesi öngörülüyor. Ergüder’in açıklamasına göre bu hedef, yalnızca belirli yaş gruplarının tütüne erişimini sınırlayan bir sistemden zaman içinde tütün ürünlerinin piyasadan tamamen çıkarılmasına uzanan kademeli bir model anlamına geliyor. Tütünsüz bir dünya için 2040 hedefi geçmiş yıllarda uluslararası bilimsel çalışmalarda da tartışılmış, tütün kullanımının çok düşük seviyelere indirilmesi için kapsamlı kontrol politikalarının birlikte uygulanması gerektiği vurgulanmıştı.
RESTORANLARIN AÇIK ALANLARI DA GÜNDEMDE
Düzenleme Alanya gibi turizm ve gastronomi sektörünün yoğun olduğu merkezlerde özellikle restoran, lokanta ve kafeleri yakından ilgilendiriyor. Hazırlık kapsamında işletmelerin kapalı bölümlerinin yanı sıra açık bölümlerinde de tütün kullanımının sınırlandırılması planlanıyor. Park, bahçe ve kamu binalarının bahçelerinde ise sigara kullananlar için ayrılmış özel alanların oluşturulması ve bu bölümlerin tütün kullanımının görünürlüğünü azaltacak biçimde düzenlenmesi üzerinde duruluyor.
Açık alanların dumansız hale getirilmesi dünyada tamamen yeni bir uygulama değil. Kanada’da restoran ve barların açık oturma bölümlerine yönelik yasakları inceleyen araştırmalarda, düzenlemelerin pasif dumana maruz kalmayı azalttığı sonucuna ulaşıldı. Ontario’da restoran ve bar terasları, çocuk oyun alanları ve spor alanlarını kapsayan düzenlemelerin ardından da sigara kullanımı ve ikinci el dumana maruziyette düşüş gözlendi. Bu örnekler, açık alan kısıtlamalarının yalnızca tüketicileri değil, uzun süre bu ortamlarda çalışan personeli de pasif dumandan korumaya yönelik bir halk sağlığı aracı olarak değerlendirildiğini gösteriyor.
PAKETLERDE STANDARTLAŞMA VE SAĞLIK VERGİSİ

Taslakta ürünlerin piyasaya sunuluş biçimini değiştirecek maddeler de bulunuyor. İnce veya “slim” olarak tanımlanan sigaraların satışının sona erdirilmesi ve standart paket uygulamasının genişletilmesi planlanıyor. Bunun yanında sigara paketlerine ek bir “sağlık vergisi” getirilmesi üzerinde çalışılıyor. Ergüder, bu vergiden sağlanacak kaynağın koruyucu ve geliştirici sağlık hizmetlerinde değerlendirilmesinin amaçlandığını belirtti.
MEVCUT YASAKLARIN KAPSAMI GENİŞLEYEBİLİR
Türkiye’de tütünle mücadelede kapalı kamusal alanlara yönelik yasaklar uzun süredir uygulanıyor. Yeni hazırlığın temel farkı, düzenlemeyi açık alanlara ve gelecek kuşakların tütün ürünlerine erişimine doğru genişletmesi olacak. Dünya Sağlık Örgütü çerçevesindeki tütün kontrol politikalarında da dumansız ortamların oluşturulması, tütün ürünlerinin görünürlüğünün azaltılması, vergilendirme ve gençlerin erişiminin engellenmesi birbirini tamamlayan araçlar arasında değerlendiriliyor. Türkiye de geçmiş yıllarda kapsamlı kapalı alan düzenlemelerini uygulayan ülkeler arasında yer aldı.
KAMUOYUNDA “TÜTÜNSÜZ NESİL” ARAŞTIRMASI
Yeşilay tarafından açıklanan güncel kamuoyu araştırması da tartışmanın toplumsal boyutuna ilişkin veri ortaya koydu. Anadolu Ajansının aktardığı sonuçlara göre, dijital araştırmaya katılanların yüzde 89,3’ü, Türkiye’nin yedi bölgesinde gerçekleştirilen yüz yüze saha araştırmasına katılanların ise yüzde 83,2’si 2015 ve sonrasında doğanlara tütün ürünü satışının yasaklanmasını öngören “Tütünsüz Nesil” yaklaşımını destekledi. Bu oranların araştırmaya katılan grupların görüşlerini yansıttığı ve doğrudan tüm nüfusun görüşü olarak değerlendirilmemesi gerekiyor.
SON SÖZ TBMM SÜRECİNDE VERİLECEK
Hazırlanan düzenlemenin yürürlüğe girebilmesi için teklifin TBMM’ye sunulması ve yasama sürecinden geçmesi gerekiyor. Teklif metni Meclis’e ulaştığında ilgili komisyonlardaki görüşmeler ve ardından Genel Kurul aşaması, maddelerin nihai biçimini belirleyecek. Bu nedenle 2015 ve sonrasında doğanlara yönelik ömür boyu tütün yasağı, 2040 hedefi, açık alan kısıtlamaları, standart paket ve sağlık vergisi gibi başlıklar şu aşamada hazırlık kapsamında değerlendirilmeli; kesinleşmiş ve yürürlüğe girmiş hükümler olarak aktarılmamalı.




