Siyasetçilerin, özellikle de parti liderlerinin birbirlerini eleştirmeleri kadar doğal bir şey olamaz. Eleştirinin dozu ve de seviyesi tabii ki tartışılır! Oldum olası, beni şaşırtan, özellikle de hayretler içinde bırakan konu, bürokratların...

Siyasetçilerin, özellikle de parti liderlerinin birbirlerini eleştirmeleri kadar doğal bir şey olamaz.
Eleştirinin dozu ve de seviyesi tabii ki tartışılır!
Oldum olası, beni şaşırtan, özellikle de hayretler içinde bırakan konu, bürokratların siyasi açıklamalar yapması hatta iktidardaki ya da muhalefetteki siyasetçiyi eleştirmeleri.
Çok daha hayret edici olansa, bürokratların siyasetçilere dönük eleştirilerine, muhalif siyasetçilerin alkış tutma saçmalığı içine girmeleri.
Üç çok önemli darbeyi bire bir yaşayanlardanım.
1960–1971 ve 1980’lerin o rezil üç darbeyi ve toplum olarak çektiklerimizi unutmamız mümkün mü?
Darbe aşamasında ve de sonrasında bir tek rahmetli Ecevit darbecilere dönük bir tepkiyi ortaya koyma cesaretini gösterebilmiştir.
Her darbede ya da müdahalede, muhalefet kanadı iktidar alaşağı ediliyor diye darbecilere ya alkış tutmaya kalkmış ya da darbeye seyirci kalma korkaklığı içine girmiştir.
Darbecilerse, iktidarıyla muhalefetiyle top yekün siyasetçileri ya cezalandırmış ya da tasfiye etmiştir.
Halbuki bir bürokrat siyasetçiyi eleştirmeye kalktığında, siyasetçinin alanına müdahale ediyor demektir.
İktidarı muhalefet, muhalefeti de iktidar eleştirmekten aciz mi de, araya bürokrat giriyor?
Daha da kötüsü, yıllar boyu, siyasetçileri vesayet altına alan, bürokratik oligarşiye alkış tutan hatta bunlardan korkan siyasetçiler yüzünden bu ülke darbeler ülkesi olmaktan kurtulamadığı gibi, kalkınmasını da yeterince gerçekleştiremedi.
Her darbede en büyük zararı gören de siyasetçiler olmasına karşın hala bu tür çirkin çıkışlara karşı, siyasetçiler bir bütün olarak, iktidar ve muhalefet olarak birlikte hareket etme, demokrasi dışı bu tür çıkışlara tepki gösterme gerçekçiliğini bırakın akılcılığını bile gösteremiyorlar.
Üst düzey görevlerde bulunan bir bürokrat, iktidara meydan okuduğunda ya da eleştirdiğinde, muhalefet ağzı kulaklarında alkış tutarken, muhalefete dönük eleştirilerde bulunan bürokratlara da iktidar alkış tutup onları ödüllendirme yanlışı içine giriyor.
Türk siyasi hayatında bu kısır döngüden, maalesef bu kafayla kurtulmamız mümkün gözükmüyor.
Son olaya baksanıza, Anayasa Mahkemesi Başkanı Sayın Haşim Kılıç iktidara veryansın edince muhalefet Kılıç’ı yere göğe sığdıramadı. Halbuki daha önce iktidar Kılıç’ı alkışlarken, muhalefet yerin dibine batırıyordu.
Paralel yapının yani Gülen Cemaati'nin Cumhurbaşkanı adayının Sayın Kılıç olduğu iddia ediliyor.
CHP Kılıç’ı desteklerse hiç şaşmam!
Kılıç’ın ya da bir başka üst düzey bürokratın siyasi içerikli açıklamasına, iktidarıyla, muhalefetiyle birlikte bütün siyasetçiler tepki gösterebilse, böyle bir durumda, bir tek bürokratın bile siyasete maydonoz olması ya da siyasete burnunu sokması mümkün olmazdı.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki milletvekillerinin önemli bir bölümü, bürokratken siyasete burnunu sokanlar.
Siyasetçiler, bürokratken siyasi çıkışlar yapanları ödüllendirdiğine göre, uyanık bürokratlar da, kısa yoldan parlamentoda yer alabilmek için olmadık şovlar sergilemekten geri durmamaktalar.
AK Parti’de, CHP’de ve de MHP’de, bu tür milletvekilleri var.
Ama, CHP’de bunların sayısı biraz fazla!