Bilindiği üzere özel hastaneler, her yıl SGK ile Genel Sağlık Sigortası’na kayıtlı kişilerin sağlık hizmetlerinden yararlanabilmeleri için sözleşme imzalamaktadır.
Çünkü aldıkları ilave ücretlerin yanında ayrıca SGK’dan hasta ve hastalık başına aldıkları aylık fatura ödemeleri de önemli bir gelir kalemini oluşturmaktadır.
Bu sözleşmelere istinaden verdikleri sağlık hizmetlerini fatura düzenleyerek SGK’ya göndermekte ve SGK’dan verdikleri bu sağlık hizmetlerinin bedellerini almaktadırlar.
SGK ise hayali sağlık hizmetlerine fazla/yersiz para ödememek için, sigortalıların gerçekten özel hastanelere (özel diyaliz merkezleri, özel tıp merkezleri, hatta vakıf üniversite hastaneleri vb. dahil) bizzat başvurduklarından emin olmak amacıyla teknolojik imkânlar dahilinde kontrol yapmakta ve sahteciliğe meydan vermemek için çeşitli yöntemlere başvurmaktadır.
5510 Sayılı Kanun’un “Sağlık hizmetlerinden yararlanma şartları” başlıklı 67. maddesinin üçüncü fıkrasında ise şu hüküm yer almaktadır:
“… Genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlık hizmetlerinden ve diğer haklardan yararlanabilmeleri için sağlık hizmet sunucularına başvurduklarında, biyometrik yöntemlerle kimlik doğrulamasının yapılması ve/veya nüfus cüzdanı, sürücü belgesi, evlenme cüzdanı, pasaport veya Kurum tarafından verilen resimli sağlık kartı belgelerinden birinin gösterilmesi zorunludur.”
SGK ile sözleşme imzalamış özel hastaneler/özel sağlık kuruluşları, kendilerine başvuran sigortalının gerçekten o kişi olduğunu teyit etmeli, buna göre işlem yapmalı ve sonuçlandırmalıdır.
Bunun için adı geçen 67. maddede de belirtildiği üzere iki yöntem bulunmaktadır:
Biyometrik kimlik doğrulama sistemi (özel hastanelerde kısaltılmış haliyle BKDS – avuç içi tarama – zorunludur).
Resmî evraklar (tek tek sayılan 5 belgeden birinin sunulması).
2025 yılında imzalanan sözleşme “2025 Yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Özel Sağlık Hizmeti Sunucularından Sağlık Hizmeti Satın Alım Sözleşmesi”dir.
Bu tip sözleşmede, daha önceki yıllarda olmayan yeni bir hüküm yer almıştır. Bu hüküm kimlik tespitinin yapılmasıyla ilgilidir.
2025 Yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Özel Sağlık Hizmeti Sunucularından Sağlık Hizmeti Satın Alım Sözleşmesi’nin “8.1. Müracaat ve kimlik tespiti işlemleri” başlıklı bölümü şu şekildedir:
Sözleşmenin 6 (altı) numaralı maddesi kapsamındaki kişiler ile ilgili olarak Kanun’un 67. maddesinin üçüncü fıkrasında sayılan belgeleri ve bu belgelerin başvuran kişiye ait olup olmadığını kontrol ederek kimlik tespiti yapmak zorundadır. Aksi takdirde her bir başvuru için 45 bin 614 TL ceza koşulu uygulanır ve tespit edilen fiil açıkça belirtilmek suretiyle SHS’ye tebliğ edilir.
SHS tarafından Kurum mevzuatına uygun olarak kabul edilmeyen hastaya, kabul edilmeme gerekçesi SHS yetkilisinin imzasıyla yazılı olarak bildirilir.
Kabul edilmeyen hastanın yazılı olarak Kuruma müracaatı halinde SHS tarafından belirtilen gerekçe, Kurum tarafından uygun bulunmalıdır. Aksi takdirde her bir başvuru için 45 bin 614 TL ceza koşulu uygulanır ve tespit edilen fiil açıkça belirtilmek suretiyle SHS’ye tebliğ edilir.
2025 yılından önceki sözleşmelerde, özel hastaneye başvuran hastayı haklı gerekçeyle kabul etmemeye ceza hükmü konulmuşken; 2025 sözleşmesinde ilk defa, kimlik tespitinin yapılmaması halinde de 45 bin 614 TL ceza koşulu getirilmiştir.
Bu ceza koşulu kişi bazında değil, her bir başvuru için uygulanabilecektir.
Bu durum, ülkemizde yaygın bir gerçek olan “hatır reçetesi” gibi hastayı görmeden muayene kaydı girme, rapor ya da reçete düzenleme gibi işlemlerin her birine ayrı ayrı ceza uygulanabileceği anlamına gelmektedir.
Özel hastanelerin bu hususa özellikle dikkat etmesi gerekmektedir.
Sonuç olarak:
Kamu, özel veya vakıf hastanelerine sağlık problemi nedeniyle müracaat eden vatandaşların öncelikle sağlık hizmeti alma haklarının olduğu unutulmamalıdır.
Bununla birlikte, müracaat eden kişinin kimliğinin doğrulanması, yasal olmayan fahiş ilave ücretlerin talep edilmemesi ve SGK ile yapılan sözleşme şartlarına harfiyen uyulması halinde herhangi bir yaptırım veya cezayla muhatap olunmayacaktır.
Aksi takdirde, yüklü miktarlarda ceza ve yaptırımların yanı sıra sözleşmenin SGK tarafından feshedilmesi ile karşı karşıya kalınacağı hatırlatılmak istenmektedir.