Bu söz ‘pastadan pay kapmak’ olarak bilinir; aslı ise ‘parsadan pay kapmak’tır. Parsa kelimesi Farsça’da bahşiş anlamına da gelir. Yani ortada bir hizmet ya da bir performans sonrasında mendile atılmış, ortalığa saçılmış bir para vardır.


Alanya, Türkiye’nin çoğu yerleşiminden farklı olarak büyük ölçekte nakitin düzensiz ve eşit olmayan şekilde dolaşıma girdiği bir şehirdir. Dolayısıyla ülkenin sürüklendiği bugünkü darboğazda, turizm mevsimiyle de kısıtlanmış bir zaman diliminde bu parsadan yeterince pay kapmak önemli sayılır.


Yazıyı, son günlerde gündem olan taksici esnafına getireceğim... Taksici, tarifeye uymamak, müşteri seçmek ve yabancı müşterilerden yüksek ücret almakla suçlanıyor. Taksici esnafı ise yaşam pahalılığına rağmen tarifelerinin güncellenmemesinden, yüksek kasko ve sigorta ücretlerinden, yakıt fiyatlarından yakınıyor.


Şikayet konusu olan uygunsuzlukların münferit olduğunu, özellikle günübirlik çalışan kiralık şoför esnafının buna başvurabileceğini iddia ediyor. Kendisini savunurken de çok ilginç bir şekilde, şehir esnafının hepsinin aynı yanlışı(!) yapmakta olduğunu söylüyor.


Ona göre, 2 liralık bir suya 40-50 lira yazan bir işletmede ya da fahiş kâr uygulayan başka bir hizmet sektöründe de benzer soygun(!) gözlenmektedir. Bu örneklemeleri genişleterek, günümüz düzeninde kendisinin de aynı kanunsuzluğa başvurmaya hak kazandığını söylemeye getiriyor.


Taksici ne yazık ki, en görünür esnaf olarak haklı yakınmalara konu olan uygunsuzluklarının nedenini hiçbir şekilde ülkeyi yöneten rejimde bulmuyor. Ona göre, ülkeyi batmaya götüren seçim ekonomisi sonrasındaki yaşam pahalılığı ve artan maliyetlerinin sorumlusu siyasi iktidar değil, gerekli tarife güncellemesini vermeyen UKOME yani Antalya Büyükşehir’dir.


Şehir esnafı, aynı yüzde 25 kira artışında olduğu gibi iktidarın, sorunun çözümünü ortada bırakan ve halkı birbirine düşman eden popülist politikalarını anlamamazlıktan geliyor. Ülkede var olduğuna inandığı zenginliğin paylaşılmasını, iktidarın aynı, öncülü olan Özal rejiminde olduğu gibi halkın becerisine(!) bıraktığını göremiyor. Parsadan pay koparılabilmesi için başvurulan kanunsuzluğa iktidarın göz yumduğunu algılamıyor.


Taksici esnafının bir oy deposu olduğunu hem kendisi, hem dernek başkanı, hem de siyasetçi çok iyi biliyor. Herkes taleplerini bu doğrultuda belirliyor. Durak yeri tahsisi, ters yönden caddeye çıkış izni ayrıcalığı yerel yönetimle iyi ilişki gerektiriyor. Dernek başkanı, diğer bütün derneklerde olduğu gibi, üyesini gelen eleştirilerden korurken bir sonraki seçimi gözetiyor.


Sonuçta hep söylediğimiz gibi, ülkeyi yöneten siyasi iktidar halkta kalıcı hasarlar bıraktı. Bunlardan birisi de ahlak düşkünlüğü. Gemisini kurtaran kaptan örneğinde olduğu gibi, halkı parsadan pay koparmaya yönlendiriyor. Ama bir de Alanya’nın imajı denen dillere pelesenk edilmiş bir söz var. Ve de o söz, gelen konuğun sokakta tanık olduklarının toplamı olarak tanımlanıyor. Yani taksicisinin, otobüs şoförünün ve bil cümle esnafın davranışının toplamı…