Orta Vadeli Program (OVP) ve Cumhurbaşkanlığı yıllık programlarında uzun süredir yer alan Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES), 2026 takviminin ilerlemesine rağmen yeniden belirsizliklerin odağında. Mevcut Otomatik Katılım Sistemi'nin (OKS) işveren katkısını da içerecek biçimde ikinci basamak emeklilik modeline dönüştürülmesini öngören reformun temel amacı, çalışanların sosyal güvenlik sisteminden elde edecekleri emekli aylığına ek bir birikim oluşturmak ve Türkiye'deki uzun vadeli tasarrufları artırmak. Ancak sistemin çalışan, işveren ve kıdem tazminatı boyutunda yaratacağı sonuçlar, uygulamaya geçiş sürecinin en tartışmalı başlıkları arasında bulunuyor.
TES İÇİN TAKVİM BİRDEN FAZLA KEZ DEĞİŞTİ
Türkiye Gazetesi yazarı İsa Karakaş'ın değerlendirmesine göre TES'e geçiş takvimi son yıllarda birkaç kez değişti. 2023 yılında yayımlanan planlarda OKS'nin işveren katkısıyla tamamlayıcı emeklilik sistemine dönüştürülmesi için 2024 sonbaharı hedeflenirken, düzenleme daha sonra 2025'e, ardından 2026'ya taşındı. 2026-2028 dönemini kapsayan OVP'de ise TES'in 2026 yılının ikinci çeyreğinde hayata geçirilmesi öngörülmüştü. Buna rağmen sistemin bütün ayrıntılarını belirleyen kapsamlı bir yasal düzenlemenin henüz ortaya çıkmamış olması, hedeflenen takvimin uygulanabilirliğine ilişkin soru işaretlerini artırıyor.
RESMİ PROGRAMDA TES NASIL TANIMLANIYOR?
2026 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı'nda TES'in ana çerçevesi, OKS'nin işveren katkısını da içeren ikinci basamak bir emeklilik sistemine dönüştürülmesi olarak tanımlanıyor. Programda sorumlu ve iş birliği yapılacak kurumlar arasında Hazine ve Maliye Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK), Sosyal Güvenlik Kurumu ve Türkiye Sigorta Birliği bulunuyor. Resmi yol haritasında SEDDK tarafından oluşturulan modele ilişkin kamu ve özel sektör paydaşlarının görüşlerinin alınması da öngörülüyor. Bu nedenle sistemin kesin kuralları açısından yıllık programdaki hedeflerden ziyade, hazırlanacak mevzuat ve sonrasında yayımlanacak ikincil düzenlemeler belirleyici olacak.
MEVCUT OKS'DEN FARKI NE OLACAK?
Türkiye'de 2017 yılında uygulamaya giren OKS'de çalışanlar işverenleri aracılığıyla bireysel emeklilik sistemine otomatik olarak dahil ediliyor. TES'in ise bu yapıyı daha kapsamlı bir ikinci basamak emeklilik sistemine dönüştürmesi amaçlanıyor. Böylece sosyal güvenlik sistemi birinci basamak olmayı sürdürürken, çalışanların çalışma hayatı boyunca oluşturdukları fon birikiminin emeklilik döneminde ek gelir sağlaması hedefleniyor. OVP kapsamında ayrıca BES'teki standart emeklilik yatırım fonlarının yeniden tasarlanması, OKS katılımcılarının BES'teki fonlara erişiminin geliştirilmesi ve sistemdeki kesintilerin sadeleştirilmesi gibi adımlar da bulunuyor.
ÇALIŞANLARIN EN BÜYÜK ENDİŞESİ MAAŞ KESİNTİSİ
TES tartışmasının çalışanlar açısından en hassas noktası ise ücretlerden yapılacak ilave kesintiler. Karakaş'ın aktardığı değerlendirmede, asgari ücretin 28 bin 75 lira seviyesinde bulunduğu ve açlık sınırının 36 bin 940 liraya ulaştığı ekonomik ortamda çalışanların önceliğinin uzun vadeli tasarruftan önce günlük geçim giderlerini karşılamak olduğu vurgulanıyor. Çalışanın ücretinden mevcut SGK yükümlülüklerinin yanında yüzde 3 oranında ek TES kesintisi yapılması halinde harcanabilir gelirin daha da azalacağı belirtiliyor. Bununla birlikte kesin katkı oranları, sistemden ayrılma şartları ve katkıların nasıl değerlendirileceği gibi konuların bağlayıcı hale gelebilmesi için yasal çerçevenin netleşmesi gerekiyor.
İŞVERENLER İÇİN MALİYET HESABI ÖNE ÇIKIYOR
Sistemin diğer önemli ayağını işveren katkısı oluşturuyor. İşverenlerin mevcut sosyal güvenlik ve işsizlik sigortası yükümlülüklerine TES katkısının da eklenmesi, özellikle emek yoğun sektörlerde işletmelerin personel maliyetlerini yükseltebilir. Çalışan ve işveren için ayrı ayrı yüzde 3 oranında ek katkının esas alınacağı bir modelde toplam prim yükünün yüzde 44,75 seviyelerine kadar ulaşabileceği yönündeki hesaplamalar, iş dünyasının sisteme ilişkin çekincelerini artırıyor. Özellikle finansmana erişimin zorlaştığı dönemlerde KOBİ'ler açısından yeni bir zorunlu maliyetin istihdam, ücret politikası ve kayıt dışılıkla mücadele üzerindeki etkilerinin ayrıntılı biçimde değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor.
UZUN VADELİ TASARRUF HEDEFİ DE VAR
TES yalnızca bir emeklilik düzenlemesi olarak değil, Türkiye'nin uzun vadeli tasarruf politikasının bir parçası olarak da değerlendiriliyor. Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı'nda BES ve OKS'nin ekonominin uzun vadeli finansmanında önemli bir işlev üstlendiği belirtilirken, 30 Eylül 2025 itibarıyla BES'teki katılımcı sayısının yaklaşık 9,9 milyona, OKS kapsamındaki çalışan sayısının ise yaklaşık 7,7 milyona ulaştığı kaydediliyor. BES ve OKS fonlarının büyümesi, uzun vadeli kaynak havuzunun genişlemesi anlamına gelirken, yeni sistemin başarısı açısından çalışanların birikimlerinin reel değerinin korunması, fon yönetiminde şeffaflık ve katılımcı güveni kritik önem taşıyor.
DÜNYADA İKİNCİ BASAMAK EMEKLİLİK MODELLERİ UYGULANIYOR
Tamamlayıcı emeklilik modelleri dünyada da sosyal güvenlik sistemlerini desteklemek amacıyla kullanılan yöntemler arasında bulunuyor. Ülkelere göre farklılık göstermekle birlikte bu modellerde kamu emeklilik sisteminin yanında çalışan, işveren veya her iki tarafın katkısıyla uzun vadeli fon oluşturuluyor. Türkiye için hazırlanacak modelde ise başka ülkelerdeki uygulamaların doğrudan kopyalanmasından ziyade ücret düzeyi, kayıt dışı istihdam, işletmelerin mali yapısı ve mevcut sosyal güvenlik sistemi gibi ülkeye özgü koşulların dikkate alınması gerekiyor. Nitekim önceki resmi programlarda da yurt dışındaki iyi uygulamaların incelenmesi ve Türkiye'ye özgü bir TES modeli oluşturulması hedeflenmişti.
KIDEM TAZMİNATI TARTIŞMASI YENİDEN GÜNDEMDE
TES başlığının en hassas noktalarından biri de kıdem tazminatı. Kıdem tazminatının fon esaslı bir yapıya dönüştürülmesi ve tamamlayıcı emeklilik sistemiyle ilişkilendirilmesi geçmiş yıllarda da gündeme gelmiş, işçi kesiminin itirazları nedeniyle yoğun tartışmalara neden olmuştu. Mevcut resmi programlarda TES'in kurulması hedefi yer almakla birlikte kıdem tazminatının sisteme hangi biçimde dahil edileceğini kesinleştiren ayrıntılı bir düzenleme bulunmaması, bu iki başlığın birbirinden ayrılarak değerlendirilmesini gerekli kılıyor. Çalışanların kazanılmış haklarının korunması, olası bir reformun sosyal taraflarla müzakere edilmesi ve geçiş hükümlerinin açık biçimde belirlenmesi bu nedenle önem taşıyor.
GÖZLER MEVZUAT VE SOSYAL TARAFLARDA
TES'in uygulamaya alınabilmesi için yalnızca OVP veya Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı'nda hedef olarak yer alması yeterli değil. Çalışan ve işverene yeni yükümlülükler getirecek, katkı oranlarını ve sistemden yararlanma koşullarını belirleyecek modelin hukuki altyapısının oluşturulması gerekiyor. Ardından fonların yönetimi, kesintiler, işverenlerin yükümlülükleri, çalışanların hakları, mevcut BES ve OKS birikimlerinin durumu ile ayrılma ve emeklilik koşulları gibi çok sayıda teknik başlığın açıklığa kavuşturulması bekleniyor. Bu süreçte işçi ve işveren temsilcilerinin görüşlerinin alınması, sistemin hem sosyal kabulü hem de sürdürülebilirliği açısından kritik görülüyor.
2026 TAKVİMİNDE BELİRSİZLİK SÜRÜYOR
Gelinen aşamada TES resmi politika belgelerindeki yerini korusa da uygulamanın hangi tarihte ve hangi şartlarla başlayacağı kesinleşmiş değil. TBMM'nin ekim ayında yeni yasama dönemine başlamasının ardından bütçe gündeminin ağırlık kazanacak olması da kapsamlı bir sosyal güvenlik reformunun yılın kalan bölümünde yasalaşmasına ilişkin beklentileri zayıflatıyor. Çalışanların gelir kaybı endişesi, işverenlerin maliyet itirazları ve kıdem tazminatı konusundaki hassasiyetler birlikte değerlendirildiğinde, TES'in geleceğini yalnızca teknik hazırlıkların değil, hükümet ile sosyal taraflar arasında kurulacak uzlaşmanın da belirlemesi bekleniyor.





