Adalet Bakanı Akın Gürlek, Türkiye'nin uzun süredir yakından takip ettiği Gülistan Doku soruşturmasında yeni bir operasyon gerçekleştirildiğini açıkladı. Gürlek'in verdiği bilgiye göre, Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Emniyet ve Jandarma teşkilatlarının koordinasyonunda yürütülen soruşturmanın 5'inci dalgasında 10 şüpheli gözaltına alındı. Son operasyonla birlikte dosyada özellikle dijital kayıtlar, iletişim verileri ve geçmişte yürütülen su altı arama çalışmalarının yeniden mercek altına alındığı bildirildi.

PTS VE İLETİŞİM KAYITLARINDA YENİ BULGULAR

Bakan Gürlek'in açıklamasına göre soruşturma ekipleri, Gülistan Doku'nun son görüldüğü köprü ve ilgili zaman dilimine ilişkin PTS ile iletişim kayıtlarında yeni bulgulara ulaştı. Bunun yanı sıra Doku'nun kaybolmasının ardından Instagram hesabında gerçekleştirildiği belirtilen şüpheli erişim ve işlemler de soruşturmanın önemli başlıklarından biri haline geldi. Dijital verilerin incelenmesi, geçmişte oluşturulan kayıtların karşılaştırılması ve farklı kaynaklardan elde edilen zaman bilgilerinin eşleştirilmesi, uzun süre sonuç alınamayan soruşturmalarda olayın kronolojisinin yeniden kurulması açısından kritik önem taşıyor.

SU ALTI ARAMALARINDAKİ KAYITLAR YENİDEN İNCELENİYOR

Soruşturmanın öne çıkan bir başka boyutunu ise geçmişte gerçekleştirilen su altı arama çalışmaları oluşturuyor. Gürlek, adli makamlardan gizlendiği belirlenen bir dalgıç defterindeki kayıtlarla resmi arama tutanaklarının uyuşmadığının tespit edildiğini açıkladı. Bu farklılığın nasıl ortaya çıktığı ve soruşturmanın seyrini etkileyip etkilemediğinin adli makamların yapacağı incelemeler sonucunda netleşmesi bekleniyor. Arama faaliyetlerine ilişkin görev kayıtları, çalışma saatleri ve tutanaklar arasındaki uyum, özellikle kayıp vakalarında delil zincirinin sağlıklı biçimde kurulabilmesi açısından önem taşıyor.

İstanbul'da yol savaş alanına döndü: 11 araç külüstüre döndü!
İstanbul'da yol savaş alanına döndü: 11 araç külüstüre döndü!
İçeriği Görüntüle

KİŞİSEL EŞYALARLA İLGİLİ ÇARPICI ŞÜPHE

Bakanlığın açıkladığı en önemli bulgulardan biri de Gülistan Doku'ya ait bazı kişisel eşyalarla ilgili oldu. Gürlek, söz konusu eşyaların intihar ihtimalini destekleyen bir görüntü oluşturmak amacıyla su altına sonradan yerleştirilmiş olabileceğine ilişkin bulgular elde edildiğini bildirdi. Bu aşamada söz konusu değerlendirme kesinleşmiş bir yargı değil, soruşturma kapsamında araştırılan bir bulgu niteliği taşıyor. Eşyaların ne zaman ve hangi koşullarda suya ulaştığının belirlenmesi için kriminal incelemeler, kayıtlar ve tanık anlatımları gibi farklı delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.

DOSYADA DİJİTAL DELİLLER ÖNE ÇIKIYOR

Gülistan Doku soruşturması son dönemde kapsamlı teknik incelemelerle yeniden gündeme gelmişti. Adalet Bakanlığından daha önce yapılan açıklamalarda HTS ve daraltılmış baz kayıtları, kamera görüntüleri, dijital materyaller, mali hareketler, hastane verileri, araç kayıtları ile DNA ve kriminal bulguların incelendiği belirtilmişti. Ayrıca silindiği veya değiştirildiği değerlendirilen bazı kayıtların geri getirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğü açıklanmıştı. Bu tür eski dosyalarda yeni teknolojilerin kullanılması, geçmişte değerlendirilemeyen veya birbiriyle ilişkilendirilemeyen verilerin yeniden analiz edilmesine imkân sağlayabiliyor.

ÖNCEKİ OPERASYONLARDA DA ÇOK SAYIDA ŞÜPHELİ HAKKINDA İŞLEM YAPILDI

Soruşturmada 5'inci dalgadan önce de peş peşe operasyonlar gerçekleştirilmişti. Bakan Gürlek, temmuz ayında yaptığı açıklamada bir haftalık operasyonlar sonucunda 32 şüpheli hakkında adli işlem yapıldığını, 15 şüphelinin tutuklandığını ve 14 şüpheli hakkında adli kontrol tedbiri uygulandığını duyurmuştu. Daha sonraki operasyonlarda ise geçmişte dosyayla bağlantılı görev yapan kolluk personeline yönelik işlemler gerçekleştirildi. Böylece soruşturmanın yalnızca Gülistan Doku'nun akıbetini değil, kaybolmasının ardından yürütülen bazı işlemlerde delillere müdahale edilip edilmediği ihtimalini de kapsayan çok yönlü bir yapıya dönüştüğü görüldü.

ADLİ SÜREÇ NASIL İŞLEYECEK?

Son operasyonda gözaltına alınan şüphelilerin kolluktaki işlemlerinin ardından savcılık tarafından ifadelerinin alınması bekleniyor. Savcılık, elde edilen deliller ve şüphelilerin ifadeleri doğrultusunda kişileri serbest bırakabileceği gibi adli kontrol veya tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine de sevk edebilir. Tutuklama ise bir mahkûmiyet kararı anlamına gelmiyor; soruşturma aşamasında kanunda belirtilen şartların bulunması halinde uygulanan geçici bir koruma tedbiri niteliği taşıyor. Şüpheliler hakkındaki kesin hukuki durum ancak soruşturmanın tamamlanması ve varsa açılacak dava sürecinin sonucunda ortaya çıkacak.

ESKİ DOSYALARDA TEKNOLOJİK İNCELEMELERİN ÖNEMİ

Uzun süre sonuçlandırılamayan kayıp ve faili meçhul dosyalarda iletişim trafiği, baz istasyonu verileri, plaka tanıma kayıtları, kamera görüntüleri ve dijital cihazlardan elde edilen veriler soruşturmanın yeniden şekillenmesini sağlayabiliyor. Farklı kurumlarda bulunan kayıtların ortak bir zaman çizelgesi üzerinde karşılaştırılması, olay günü veya sonrasındaki hareketlerin yeniden oluşturulmasına yardımcı oluyor. Bunun yanında resmi tutanaklarla ham kayıtların karşılaştırılması da geçmişte gözden kaçan veya birbiriyle çelişen bilgilerin belirlenmesinde kullanılan yöntemler arasında bulunuyor.

AMAÇ MADDİ GERÇEĞİN ORTAYA ÇIKARILMASI

Adalet ve İçişleri Bakanlıkları arasındaki koordinasyonla sürdürülen soruşturmada bundan sonraki aşamada yeni elde edilen teknik bulguların mevcut delillerle karşılaştırılması önem taşıyor. Özellikle PTS ve iletişim kayıtları, sosyal medya hesabındaki şüpheli işlemler, dalgıç defteri ile resmi tutanaklar arasındaki farklılıklar ve kişisel eşyalarla ilgili bulguların adli ve teknik incelemelerle doğrulanması gerekecek. Bakan Gürlek, güncel teknolojik imkânlar ve yeni deliller kullanılarak faili meçhul dosyaların aydınlatılmasına yönelik çalışmaların sürdürüleceğini belirtirken, Gülistan Doku'nun akıbetinin belirlenmesine yönelik soruşturma da çok yönlü olarak devam ediyor.

Kaynak: Haber Merkezi