Bir yazımdan dolayı bir okur, mesleki dayanışmadan söz edip, meslektaşlarımdan tutuklananlara dönük yazı yazmadığımdan söz ediyor. Mesleki dayanışma, örgütlü bir biçimde yapılır. Türkiye'de ve her kentte, gazetecilerin cemiyetleri...

Bir yazımdan dolayı bir okur, mesleki dayanışmadan söz edip, meslektaşlarımdan tutuklananlara dönük yazı yazmadığımdan söz ediyor.
Mesleki dayanışma, örgütlü bir biçimde yapılır.
Türkiye’de ve her kentte, gazetecilerin cemiyetleri var.
Alanya’da da, Türkiye’nin en güçlü cemiyetlerinden birisine sahibiz.
Gazetecilerin meslekleriyle ilgili bir mağduriyetleri söz konusu olsa, başta Türkiye Gazeteciler Cemiyeti olmak üzere, ülke genelinde ve Alanya Gazeteciler Cemiyeti’nin bu konuda ciddi bir tepkiyi ortaya koyacaklarına, bundan da hiç çekinmeyeceklerine yürekten inanıyorum.
Köşe yazarlarının bir bölümünün, gazetecilerin tutuklanmalarına karşı çıkması, bir bölümünün de, tutuklananları eleştirmesi sanırım, ülke genelinde ideolojik kutuplaşmanın bir ürünü.
Yargıya intikal etmiş bir dava konusunda, benim gibi yorum yapmaktan özellikle kaçınanlar ise, bu saçma kutuplaşmada taraf olmak istemeyenler.
Ülke genelinde laik-anti laik kutuplaşması, Ergenekon davası ve benzeri darbe girişimleriyle ilgili yargılamalar konusunda bir sürü yazı yazdım.
Ben bürokratik oligarşiye, ittihatçı geleneğe ve darbelere ömrüm boyunca karşı çıkmış demokrasiyi savunan birisiyim.
Üst düzey yargıçlarının keyfiliğine, asker, sivil, aydın birlikteliğinde oluşturulmaya çalışılan sivil siyasete ve parlamentoya dönük müdahalelere benim sempatiyle bakmam mümkün mü?
Gazeteciler, aydınlar, bürokratlar neyle kalemle mi darbe yapacaklar diye eleştiri getirenler, sanırım gazetecilerin gücünden haberdar değiller.
Yunan işgalinde ilk kurşunu gazeteci Hasan Tahsin atmadı mı?
Kurtuluş mücadelesinde Halide Edip Adıvar gibi bir bayan aktif rol oynamadı mı?
Tarihin derinliklerine gittiğinizde, birçok darbede gazeteciler yok muydu?
Vatan haini olarak ilan edilen gazetecilerden söz edilip bir simge olarak bu topluma sunulan Ali Kemal konusunda gerçekleri bilmemiz mümkün mü?
Hasan Cemal bir kitabında Doğan Avcıoğlu’nun ordu mensuplarıyla ve birçok aydınla nasıl bir örgütlenme içinde olduklarını ve ne tür eylemlere imza attıklarını tek tek ele alıp yazıya döküp itirafta özellikle de özeleştiride bulunmuş.
Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana değil, meşrutiyetle birlikte bir siyasi yapıda yer alıp, parlamentoya giren gazetecilerin sayısının hiç de küçümsenmeyecek kadar çok olduğunu görürsünüz.
Bir siyasi yapıya angaje olmuş, objektifliğini yitirmiş bir gazetecinin yazdıklarına ne kadar güvenebilirsiniz?
Siyaset legal olarak da illegal olarak da hatta perde arkasından da türlü biçimlerde yürütülmekte ve bu tür yapılanmalar her alanda, bürokrasi, ordu, polis, esnaf, odalar, dernekler ve sendikalar içinde de sürdürülebilmekte.
Mesleki anlamda oluşan, sendikaların, oda ve derneklerin açıklamalarından hangi ideolojinin sözcüsü olduklarını anlamamak mümkün mü?
Yargı önünde hiçbir meslek grubunun bir ayrıcalığı olamaz olmamalı.
Sözün özü, düşüncesinden ve de yazdıklarından dolayı bir gazeteci yargılanmıyor, başka bir konuda, kişisel bir suçtan dolayı suçlanıyorsa, burada mesleki bir dayanışma içine girmek saçmalıktan başka bir şey olamaz.
(DEVAMI YARIN)