Ziya Paşa ne demiş?

Ziya Paşa ne demiş?
"Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.
Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde.”
Bırakın siyasileri…
Toplum olarak çoğumuz, kendimizden söz etmeye başlayınca mangalda kül bırakmıyor, başkalarını ele aldığımızda da, olmadık suçlamaların ve karalamaların ilkelliği içine girip, hasmımızı yerin dibine batırmaya çalışıyoruz!
Atalarımız, “Güneş balçıkla sıvanmaz” demiş olsalar da, biz havayı öylesine karartıyoruz ki, güneşi görmek, arayıp bulmak imkânsız hale geliyor.
Tarihte öylesine mükemmel insanlar yerin dibine batırıldı, öyle rezil, beceriksiz ve ufuksuz insanlar göklere çıkarıldı ki, insan düşündükçe hayretler içinde kalıyor.
Bu ülkeye, beceriksizlikleri yüzünden olmayacak zararlar vermiş siyasiler, sırf güzel nutuklar çekme yeteneğine sahip oldukları için baş tacı edilip, dürüstlük abidesi haline getirildiler.
Sayın Baykal’ın kaset skandalı CHP’yi temelinden sarsmış, istifası sonrasında da partinin ne olacağını herkes merak etmeye başlamıştı.
Parti bir belirsizliğe doğru sürüklenirken, yeni bir lider arayışı gündeme geldiğinde Önder Sav ve ekibi bir emrivaki ile Kılıçdaroğlu’nu partinin başına getirdiler.
CHP’nin başına Kılıçdaroğlu gelince biraz umutlanmıştım.
Ne de olsa bu partiye yıllarımı verdim.
Sonra ne oldu?
Kılıçdaroğlu önce kendisini bu göreve getirenleri harcadı.
Kılıçdaroğlu’nun siyasette öne çıktığı konu ne idi?
Rakip siyasileri eline geçirdiği bazı ayrıntılarla suçlaması ve bu suçlamaları yaparken de, sanki bir sürü belge varmış gibi, içinde ne olduğu belli olmayan dosyalarla tartışmalara katılıp, belli bir soğukkanlılık içinde, hiç renk vermeden, rakibini laf cambazlığı ve demagojilerle mat etme becerisini göstermesiydi.
Sayın Kılıçdaroğlu’nu bu yönüyle eleştirmeye hakkımız yok.
Türk siyasetinde yıllar boyu oynanan oyun bu.
Türkiye’de bir de “Dürüst siyasetçi” modası var.
Adamı ömründe görmediği, yaptıklarını bilmediği halde, milyonlarca insan bir siyasetçiyi “Dürüst” diyerek göklere çıkarabiliyor.
Bu imajı kim yaratıyor?
Tabii ki medya.
Rahmetli Ecevit de dürüst siyasetçi olarak göklere çıkarıldı ama iktidar olabilmek için transfer ettiği on bir milletvekilinin on birini de bakan yaparak, bu ülkeye ne kadar zarar verdiğini çok yakından bilenlerdenim.
Kılıçdaroğlu, AK Parti’nin ampulünü söndürecekmiş.
İnşallah, AK Parti’nin ampulünü söndürmeye kalkarken, Türkiye’yi karanlıkta bırakmaz!
Kılıçdaroğlu sürekli yolsuzluktan ve yoksulluktan söz ediyor.
Mehmet Haberal’ın kredi skandalıyla devleti ne kadar zarara uğrattığını, bu büyük vurgunda kimlerin kendisine yardımcı olduğunu ve bu üçkağıda çanak tutanların bugün bile Haberal’la nasıl bir ilişki içinde oldukları yönündeki iddiaları medyada ve internette okudukça neredeyse küçük dilimi yutacağım!
Kendisi, en ufak bir ipucundan yola çıkarak, muhaliflerini yerden yere vururken, bırakın Ergenekon ile ilgili, darbe teşebbüsünde bulunanların içinde önemli bir yeri olması iddiasını, bu kadar somut ve resmi evraklarla sabit bir vurgun iddiasını görmezden gelip, Haberal'ı aday gösterip, tüm bu suçlamalara karşı onu savunmaya kalkması düşündürücü!
Aklı başında hangi babayiğit, bu kadar ağır suçlamalara muhatap olmuş birini savunmaya kalkabilir?
Sanırım Kılıçdaroğlu, partisi çok kritik bir seçime giderken, böylesine ağır suçlamaların hedefinde olan birini sahiplenmeye kalkıp, siyaseten kumar oynamasının nedeni, ya yürekli, gözü kara birisi olmasından ya da, belli kişilerin, belli güçlü yapıların dayatmasıyla böyle bir riski göze almış olabilir!
Şimdi sizlere internetten aldığım bu konuyla ilgili iddiayı olduğu gibi aktarıyorum:
"CHP milletvekili adayı, Ergenekon sanığı Prof. Mehmet Haberal’ın Başkent Üniversitesi’ni kurmak için kullandığı kredide devleti zarara uğratıldığı ortaya çıktı. Haberal’ın 1996'da Halk Bankası’ndan kullandığı 25 milyon dolarlık kredi için Hazine garantör oldu. Devlet kuruluşlarına bile yüzde 55'le kredi veren banka, Haberal’a yüzde 30 faizle kredi sağladı.
Üniversite borcunu ödeyemeyince, dış kaynaklı kredinin anaparasını Hazine ödedi. 2002'de üniversitenin talebiyle borç yeniden yapılandırıldı.
Dönemin Hazine Müsteşarı, CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak ile Devlet Bakanı Kemal Derviş’in imzaladığı yeniden yapılandırmada, 5 yıllık gecikme faizi hesaba katılmadı. Fatura Hazine’ye kesildi..."
(DEVAMI YARIN)