İki kutuplu dünyanın argümanlarıyla siyaset yapmaya devam eden beyinler yüzünden, ülkede beklenen atılımlar bir türlü gerçekleşemiyor, gerçekleştirilmeye çalışılan yatırımların da önü bir biçimde kesiliyor. Bilim temelli tartışmalar...

İki kutuplu dünyanın argümanlarıyla siyaset yapmaya devam eden beyinler yüzünden, ülkede beklenen atılımlar bir türlü gerçekleşemiyor, gerçekleştirilmeye çalışılan yatırımların da önü bir biçimde kesiliyor.
Bilim temelli tartışmalar yerine, ideolojik saplantılara dayalı kutuplaşmalar yüzünden, bilim dikkate bile alınmıyor, bu yüzden de doğru dürüst bir bilimsel yargıya varılamıyor.
Derneklere ve sendikalara bir bakın, istisnasız hepsi de, mesleki bir örgütlenmeden çok, ideolojilere dayalı ya da siyasi partilerin ortaya koyup yönlendirdiği yapılanmalar.
Mesleklerindeki başarılarıyla değil, siyasi anlamdaki söylemleriyle öne çıkıp isim yapan insanlardan söz ediyoruz. Uzman oldukları dalla ilgili olarak, bırakın uluslar arası alanda tanınmışlığı ülkemizde bile, hangi mesleğe sahip olduğu bilinmeyen bir sürü medya maymunu, televizyonların ekranlarından siyasi anlamda ahkam keserek şöhret oluyorlar.
Ülke genelinde işçi sendikaları hala 1980 öncesinin çizgisinde. Türk-İş, Hak-İş ve DİSK..
Gördüğünüz gibi üç farklı ideolojinin piyonları. İşçinin temel haklarıyla uzaktan yakından bir ilgileri yok.
Eğitimdeki sendikalar da aynı doğrultuda koşuşturmakla meşguller. CHP ve MHP ideolojik anlamda sarmaş dolaş olmalarına, söylemleri büyük ölçüde aynı çizgide yani, “MİLLİYETÇİLİK = ULUSALCILIK” noktasına taşındığı halde, eğitimcilerin meslekleriyle ilgili bir örgütlenmenin gereğini yerine getirme yerine, ideolojik saplantıları doğrultusunda ayrı, ayrı kamplarda yer alıp veryansın etmekle meşguller.
Meslekleriyle ilgili en küçük bir başarıları olmayan bu aktörlerin, siyasi anlamdaki bu çıkışlarına bırakın Milli Eğitimi, Okul Aile Birliklerinde görev yapan veliler nasıl oluyor da en küçük bir tepki göstermiyorlar?
İlköğretim çağındaki çocuklar bu tür ideolojik saplantı içinde olan militan ruhlu kişilere nasıl emanet edilebilir?
Solcu bir veli sağcı militan bir öğretmene, sağcı bir veli de solcu militan bir öğretmene yavrusunu nasıl emanet edebilir?
Sürekli tekrarlayıp duruyoruz. Artık sol-sağ kalmadı diye. Bizim için kalmasına kalmadı ama bu beyinler hâlâ aynı noktada çakılıp kalmışlar. Onların dolap beygiri gibi gözleri kapalı bir biçimde aynı güzergâhta dolanıp durmaları önemli değil ama bunların gençlerimizin beyinlerini aynı saçmalıklarla doldurması büyük bir tehlike.
Bunlar bırakın Üniversiteleri, orta öğretimdeki gençlerin de beyinlerini yıkamakla meşguller.
Bazı tartışmalarda yer alan gençlerin değerlendirmelerini ve yorumlarını dinlediğimde gülmem mi ağlamam mı gerektiğini bilememenin şaşkınlığı içinde kalıyorum.
Hepsi bizim gençliğimizde ezberlediğimiz ve papağan gibi seslendirdiğimiz ama içeriğini tam anlamıyla bilmediğimiz, soyut kavram ve sloganlara dayalı hamasi çıkışlar.
Demek ki, dünya hızla gelişip değişirken, bizim siyaset anlayışımız, dünyayı kavrayışımız ve yorumlarımız aynı kalıplar içinde devam edip gidiyor!
Bizim kuşak, bazı istisnaları hariç, ideolojilerin temel felsefesini kavrayıp, somut koşullara göre bu felsefeyi yeniden revize etme becerisi gösterirken, genç kuşak, ideolojilere bir doğma gibi yaklaşıp ona tapınmaya başlıyor. Demek ki, bizim kuşak, kendisini yenilerken, yetiştirdiği gençleri doğru dürüst eğitememiş!