Latin Amerika'yı öykülerde, romanlarda anlatıldığı kadarıyla tanımış ve ülkemizle, halkımızla benzerliklerini bu yolla kurmuştum. Kolombiyalı ünlü yazar Gabriel Garcia Marquez'in gerçek bir olayı anlatan 'Kırmızı Pazartesi”...
Latin Amerika’yı öykülerde, romanlarda anlatıldığı kadarıyla tanımış ve ülkemizle, halkımızla benzerliklerini bu yolla kurmuştum. Kolombiyalı ünlü yazar Gabriel Garcia Marquez’in gerçek bir olayı anlatan “Kırmızı Pazartesi” romanı da en etkilendiklerimden birisiydi. Marquez, Kolombiya’da bir kasabada herkesin bildiği, ama kimsenin onaylamadığı, buna karşın yine herkesin istemeden yardımcı olduğu, yeri ve zamanı bile önceden ilan edilmiş ve fakat kimsenin önleyemediği bir cinayeti anlatır. Bu dramatik öykü birebir benzemese de bana yaşadığımız günleri anımsatıyor…
Alanya fiziksel olarak hızla büyüyor, modernleşiyor. Ama şehir halkı kasabalılık örgüsünü hala kıramıyor, belki bilerek kırmıyor… Belki de, farklılıkların şehirde oluşturacağı düşünsel bir zenginleşmeden korkuluyor. Kasabanın idaresini, dolayısıyla rantını başkalarıyla (!) paylaşmama isteği doğrultusunda örgütlenen çekirdek oluşum buna izin vermiyor. Bunlara, değerli değil ama önemli olabilme kaygısındaki seçkinler de eklenince küme tamamlanıyor…
Çekirdek oluşumun birbiriyle kurduğu ilişki aslında zamana ve niyete göre de değişebiliyor. Aralarında bir ülkü, söylem, ideoloji birliği; dünya görüşü, inanç birlikteliği olmayan insanlar, ortaya çıkan(rtılan!) lider etrafında hangi tutkaldan oluştuğu bilinmez bir maddeyle zamklanıyor…
Aynı Kırmızı Pazartesi romanında olduğu gibi aslında şehirde nelerin döndüğü, kimlerin ne olduğu pekâlâ biliniyor. İlan edilmemiş gerçekleri bilmezden geliyor insanlar. Bazıları son anda farkına varıyor dönen oyunun yalnızca değersiz bir figüranı olduğunu ama tüküremiyor yaladığını. Çirkin, yalnızca çıkara dönüşmekte olan siyasetin tam da göbeğinde olduğunu ancak büyük fotoğrafa bakınca anlayabiliyor…
Alanya gittikçe ilginçleşiyor. Bir yandan Gezi Parkı protestolarında gördüğümüz aydınlık yüzler, Alanya’yı yönetme iddiasında olanlarca yok sayılan insanlar, kentliler; diğer taraftan muhafazakârlığı kitleleri zapturapt almada kılıf olarak kullanan bir güçlü koalisyon. Şehrin toplam kalitesini yükseltme yeteneğinde olmayı bırakın, iddiasında bile bulunamayanlar… Ve tabiî izlemekte olanlar da var…
Bir de, gündemin çok dışında kalan hatırı sayılır bir kitle var, yalnızca geçinme derdinde olan. Onların, Alanya’yı kimin idare etmekte olduğu, gelecekte hangi paylaşımda kimlerin rol alacağı, paylaşılacak pastanın hangi malzemeden yapıldığı umurunda bile değil. Aslına bakarsan güç odaklarının da onları kaale aldığı yok…
Bakalım bizim Cumartesi’de neler olacak? İleriye dönük ne sinyaller alınacak?