Irak’ta ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyonun askeri misyonunda sona gelindi. Iraklı güvenlik yetkilileri, koalisyona ait üs ve karargâhların Irak makamlarına devredildiğini ve çekilme sürecinin 30 Eylül itibarıyla tamamlanacağını açıkladı. Bağdat yönetimine göre bu tarihten sonra koalisyon çatısı altında muharip ya da eğitim amaçlı birliklerin ülkede kalmaması, güvenlik ilişkilerinin ise devletler arasında yapılacak ikili anlaşmalar üzerinden sürdürülmesi öngörülüyor. Iraklı yetkililer, ülkenin güvenlik durumunun istikrarlı olduğunu ve Irak güvenlik güçlerinin ülke genelinde kontrolü sağlayabilecek kapasiteye ulaştığını savunuyor.
KOALİSYON MODELİNDEN İKİLİ GÜVENLİK ORTAKLIKLARINA GEÇİLİYOR
Çekilme, Irak’ın ABD ve diğer koalisyon ülkeleriyle askeri ilişkilerinin tamamen sona ermesi anlamına gelmiyor. Yeni dönemde istihbarat paylaşımı, askeri eğitim, savunma sistemleri, silah tedariki ve terörle mücadele gibi alanların ihtiyaçlara göre ikili anlaşmalarla yürütülmesi bekleniyor. Irak makamları da koalisyonun kurumsal çatısının sona ermesinden sonra güvenlik iş birliğinin farklı bir modele taşınacağını belirtiyor. Bu yapı, yabancı birliklerin Irak’taki üslerde sürekli konuşlandırıldığı sistem yerine, Bağdat’ın talep ve onayına dayalı daha sınırlı ortaklık mekanizmalarını öne çıkarıyor.
ÇEKİLME SÜRECİNİN TEMELİ 2024’TE ATILDI
Bağdat ile Washington arasındaki geçiş süreci, 2024 yılında yürütülen Yüksek Askeri Komisyon görüşmeleriyle şekillendi. Taraflar, DEAŞ tehdidinin düzeyi, Irak güvenlik güçlerinin operasyonel kapasitesi ve bölgesel güvenlik şartlarını değerlendirerek uluslararası koalisyon misyonunun aşamalı biçimde sona erdirilmesi üzerinde anlaşmıştı. Eylül 2024’te açıklanan ilk takvim, Irak’taki koalisyon görevinin sonlandırılmasını ve Suriye’deki DEAŞ karşıtı operasyonlara Irak üzerinden sağlanan desteğin daha sonraki bir aşamada tamamlanmasını öngörüyordu. Süreç ilerledikçe sahadaki konuşlanmalar kademeli olarak azaltıldı ve üslerin kontrolü Irak güçlerine geçti.
2003’TEN 2011’E, ARDINDAN 2014’TE YENİDEN DÖNÜŞ
Irak’taki Amerikan askeri varlığının bugünkü noktaya gelmesinin arkasında yaklaşık çeyrek yüzyıla yayılan çalkantılı bir süreç bulunuyor. ABD öncülüğündeki güçler 2003 yılında Irak’ı işgal ederek Saddam Hüseyin yönetimini devirdi. Sonraki yıllarda Amerikan askerlerinin sayısı kademeli biçimde azaltıldı ve son muharip birlikler 2011 sonunda ülkeden ayrıldı. Ancak DEAŞ’ın Irak ve Suriye’de geniş bölgeleri ele geçirmesi üzerine Irak hükümetinin talebiyle ABD güçleri 2014 yılında yeniden ülkeye konuşlandırıldı. Aynı dönemde oluşturulan uluslararası koalisyon, Irak güçlerine hava desteği, eğitim, danışmanlık, istihbarat ve lojistik alanlarında destek sağladı.
DEAŞ TEHDİDİNDE YENİ GÜVENLİK MODELİ
Koalisyonun çekilmesinden sonraki en önemli başlıklardan biri DEAŞ’ın yeniden örgütlenmesini önlemek olacak. Örgütün geçmişte kontrol ettiği geniş toprakları kaybetmiş olması, güvenlik tehdidinin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Bu nedenle Irak açısından sınır güvenliği, istihbarat paylaşımı, kırsal bölgelerde takip ve operasyon kapasitesi ile Suriye sınırındaki gelişmeler önemini koruyor. Bağdat yönetiminin yeni dönemde yabancı askerlerin doğrudan konuşlandırılmasından çok teknik destek, istihbarat ve ikili askeri iş birliklerine ağırlık vermesi bekleniyor. ABD Savunma Bakanlığı da geçiş sürecinin temel amaçlarından birini DEAŞ’ın yeniden güçlenmesini engelleyecek uzun vadeli güvenlik ortaklıklarının kurulması olarak tanımlamıştı.
KUZEY IRAK’TA HAVA SAVUNMASI TARTIŞMASI
Çekilme süreci Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nde ise özellikle hava savunması ve bölgesel güvenlik konusunda soru işaretlerine yol açtı. IKBY Başbakanı Mesrur Barzani, Amerikan kuvvetlerinin ayrılmasının ardından bölgenin hava saldırılarına karşı daha savunmasız kalabileceğini belirterek Bağdat yönetiminin bu alanda daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini dile getirdi. Kuzey Irak’ın son yıllarda füze ve insansız hava aracı saldırılarının hedefi olması, hava sahasının korunmasını koalisyon sonrası dönemin önemli güvenlik başlıklarından biri haline getiriyor.
IRAK İÇİN EGEMENLİK VE DEVLET OTORİTESİ SINAVI
Yabancı askeri varlığın sona ermesi Bağdat açısından yalnızca askeri değil, siyasi bir anlam da taşıyor. Irak yönetimi uzun süredir ülkedeki silahlı gücün yalnızca devlet kurumlarının kontrolünde bulunması gerektiğini vurguluyor. Koalisyon sonrasında güvenliğin tamamen Irak kurumlarının sorumluluğuna geçmesi, merkezi yönetimin ordu, polis, sınır birlikleri ve diğer resmi güvenlik yapıları arasındaki koordinasyonu güçlendirmesini gerektiriyor. Özellikle farklı silahlı yapıların bulunduğu bir ülkede komuta zincirinin merkezileştirilmesi ve güvenlik kararlarının devlet otoritesi altında yürütülmesi, yeni dönemin temel iç politika konularından biri olacak.
IRAK’IN COĞRAFİ KONUMU ÇEKİLMEYİ BÖLGESEL BİR MESELEYE DÖNÜŞTÜRÜYOR
Irak; Türkiye, İran, Suriye, Ürdün, Suudi Arabistan ve Kuveyt’e komşu olması nedeniyle Orta Doğu’daki güvenlik dengelerinde stratejik bir konumda bulunuyor. Ülkenin enerji kaynakları, Basra Körfezi’ne açılan bağlantısı ve Suriye’ye komşuluğu da Irak’taki güvenlik gelişmelerini yalnızca iç politika konusu olmaktan çıkarıyor. Koalisyonun çekilmesinden sonra Bağdat’ın hem komşu ülkelerle hem de ABD ve Avrupa ülkeleriyle ilişkilerinde güvenlik, enerji ve ticaret başlıklarını birlikte yönetmesi gerekecek. Bu nedenle 30 Eylül’de tamamlanması planlanan askeri çekilme, yabancı ülkelerle ilişkilerin sona ermesinden çok Irak’ın güvenlik politikasında yeni bir döneme geçiş anlamına geliyor.
30 EYLÜL SONRASI SORUMLULUK IRAK GÜVENLİK GÜÇLERİNDE
Koalisyon karargâhlarının kapanması ve birliklerin ayrılmasıyla Irak’taki günlük güvenlik sorumluluğunun tamamen ülkenin kendi kurumlarına geçmesi hedefleniyor. Iraklı askeri yetkililer, güvenlik güçlerinin ülke topraklarında konuşlandığını ve mevcut tehditleri yönetebilecek durumda olduğunu belirtiyor. Bundan sonraki süreçte çekilmenin başarısı yalnızca yabancı askerlerin ayrılmasıyla değil; DEAŞ’ın yeniden yapılanmasının önlenmesi, sınırların korunması, hava savunma kapasitesinin geliştirilmesi ve güvenlik kurumlarının merkezi otorite altında etkin biçimde çalışmasıyla ölçülecek. Koalisyonun sona ermesi böylece Irak açısından hem egemenlik vurgusunun güçlendiği hem de ülkenin kendi güvenlik kapasitesinin daha doğrudan sınanacağı yeni bir dönemin başlangıcını oluşturuyor.





