SİYASET giderek çirkinleşiyor. Siyasetin çivisi çıktı. Liderler birbirlerine demediğini bırakmıyorlar. Sayın Erdoğan'a sert üslubu yüzünden kızıyor, Sayın Davutoğlu'ndan umutluyduk ama umut bağladığımız dağlara karlar yağdı....

SİYASET

giderek çirkinleşiyor.

Siyasetin çivisi çıktı.

Liderler birbirlerine demediğini bırakmıyorlar.

Sayın Erdoğan’a sert üslubu yüzünden kızıyor, Sayın Davutoğlu’ndan umutluyduk ama umut bağladığımız dağlara karlar yağdı.

Gelen gideni aratır derler.

Doğruymuş.

Davutoğlu, Erdoğan’dan da sert çıktı.

Partilerin önde gelen isimleriyle, liderlerin bu çirkin siyaset anlayışı, zaman zaman yerel siyasetçiler tarafından da taklit edilerek, benzer çirkinliğin aynısını onlar da sergileme aymazlığı içine girebiliyorlar.

Çok şükür, Alanya’daki siyasetçilerimiz bu rezilliklerden oldukça uzak duruyorlar!

TBMM Başkanı Sayın Cemil Çiçek, son açıklamasında bu çirkinliğe değindi.

Liderleri, birbirleriyle iletişim kuramamalarından ve de salı günleri yapılan grup toplantılarındaki üsluplarından dolayı eleştirdi.

TBMM’nin müdavimlerinden, devlet adamlığı ciddiyetinden hiçbir zaman ödün vermeyen, en saygın siyasetçilerimizden biri olduğuna inandığım Sayın Cemil Çiçek en sonunda patladı.

Dört eski bakanın, TBMM Komisyonu'ndaki sorgulamalarının yayın yasağı ile ilgili, kendisinin suçlanmasına dönük yaptığı açıklamasında, soruşturmanın yasaklanmasıyla ilgili olarak kendisinin herhangi bir girişimde bulunmadığını açıkladı.

Yasaklama ile ilgili müracaatın komisyon başkanı tarafından yapıldığını ve bunun da yasal olduğunu söyledi.

Bu soruşturma, Meclis Araştırma Komisyonu'nca da yapılmış olsa, hukuki içeriği nedeniyle, bu soruşturmanın tıpkı yargılama sürecinde olduğu gibi gizli yapılması gerektiğini söyledi.

Aksi takdirde, komisyon ya da komisyon başkanının suç işlemiş olacağından söz etti.

Suçu kanıtlanmamış birisinin masumiyetinden söz edildiğine göre, bu dört bakanın soruşturmasının da gizlilik içinde yapılmasından daha doğal ne olabilir?

Muhalefet, soruşturmanın açık yapılmamasından yola çıkarak, kamuoyunu yanlış yönlendirerek, eski bakanların kayrıldığı imajını yaratmanın özel çabası içindeler.

Soruşturma sonrasında yargılanmalarına karar verilip verilmeyeceği sürecini beklemeden, peşinen bu insanların suçlu ilan edilmesinin doğru olmayacağı bir gerçek.

Tabii ki, toplum olarak çoğumuz, iktidar partisinin meclis çoğunluğuna dayanarak, bu insanların suçlu olsalar bile, yüce divanda yargılanmalarının önüne geçileceğini düşünerek, belli kaygılar taşıması doğal.

Ama, araştırma aşamasında, yasaları ve meclis tüzüğünü, Anayasa hükümlerini hiçe sayarak, linç kampanyasına kalkarak, haklı haksız demeden birilerini töhmet altında bırakmaya kalkmanın da, insanlığa yakışmayacağını söylemeliyiz.

Hele hele, Cemil Çiçek gibi saygın bir siyasetçiyi, özellikle de TBMM Başkanı olan birisini, halk dalkavukluğuna soyunup, siyasi hesaplar üzerinden iftirada bulunarak, haksız yere suçlamak kadar saçma ve de çirkin bir şey olamaz.

Bunu bir siyasi partinin lideri konumundaki bir kişi yapıyorsa, bu affedilmeyecek kadar büyük bir skandaldır.