Akşam Ahet Uğurlu'nun evine döndüğümüzde bu sefer yemekten önce Sir Nico aynı ritüeli tekrarladı. Yine Fransız şarabıyla kutlamamızı yaptık. Yemekten sonra şömine önündeki sohbetin ardından uyku ve saat üç buçukta kalkıp Sir...
Akşam Ahet Uğurlu’nun evine döndüğümüzde bu sefer yemekten önce Sir Nico aynı ritüeli tekrarladı. Yine Fransız şarabıyla kutlamamızı yaptık. Yemekten sonra şömine önündeki sohbetin ardından uyku ve saat üç buçukta kalkıp Sir Nico’nun rutin bir şekle soktuğu dua ve şarap faslından sonra tekrar yollara düşmemiz. Bu sefer ben Sülo ile Banıca sırtlarını kontrol edeceğim. Hacı bir gün evvel Kartal’ın zirvesinden yuva tarafında görüp Kartal’a geçme ihtimalini düşündüğü tekeleri bulabilmek için Nico ile Kartal’a çıkacak. Ahmet Uğurlu’da genç misafirimiz Detar ile ayrıldılar. Peter ise ikinci gün evde kalmayı tercih etmişti. Hacı bu sefer Sir Nico ile Taşatan üstünden girmiş, Çağlayan İn’in üstünden Sarıdağı’na inmişti. Oradan sarmaşıklı İn’in üstünde on tane erkekli dişili bir gün evvel uzaktan gördüğü grubu görmüşler. Sir Nico’yu hayvanlara yaklaştırmış ve Sir bir tek atış yapmış. Kurşun attığı altılı teke bir yuvarlanıp doğrulmuş. O tekeye bir daha atış olanağı bulamamışlar. Hacı Sir Nico’ya isterse başka tekelere de atabileceğini söylemesine rağmen Sir ikinci tüfeği atmamış. Hacı kurşun atılan yere inip bakmışki teke Yosunlu Dağ’a doğru kaçıyor. Akşamda olunca ister istemez Cevizlidere’ye geri döndüler. Biz yine bir şey görememiştik. Sir Nico tekeyi yaraladığı için çok üzgündü. Hiç kurşun değmese önemli değil ama yaralı olduğu için çok üzgünüm diyordu. Kullandığı tüfek benim mavzer S56 idi. Hacı dedim tüfeğin dürbünü tam sıfırlı nasıl oldu. Dik aşağı attı. Birazda sürünün içinde öbürlerinden ayrı dondaki tekeyi görünce heralde heyecanlandı diyordu Hacı. Tekrar eve dönüp aynı ritüelleri tekrarlayıp sabahı yakalayınca dostlarımız bu kadar yeter dediler. Biz yine Hacı ile onları evde bırakıp bir gün ever tüfek atılan yere geldik. Tekenin kanını epeyce bir takip ettik. Kan çoğalacağı yerde azaldı. Birde teke yokuşa gidiyor. Hacı’yla karar verdik tekenin yarası ölümcül değil ve geri döndük. Ahmet Uğurlu’nun evinde keyifli bir kahvaltı yaparken genç dostumuz Detar ayağa kalktı. Bu güzellikleri kendisine ve arkadaşlarına gösterebilmek için sarf ettiğimiz gayretlerden dolayı bizlere teşekkür etti. Bu dostlukların öyle kolay kurulamayacağını, kolay kurulamayan dostluklarında kolay yıkılamayacağını ifade eden sözler söyledi ve bugünün anısına herkese birer armağan vermek istediğini ilave etti. Herkese hediyesini verdikten sonra bana geldi. Elimden tutup ayağa kaldırdı. Baba dedi, dostum biliyorum seni yüce gönlüne sevgiden başka hiçbir şey yükselemez ama sana avcılık sporuna başladığımda kendime aldığım ve çok sevdiğim dürbünümü veriyorum. Kabul edersen ve onunla her bakışında benide görürsen beni sevindirirsin. Ve boynundan çıkardığı çok kıymetli Savaroski dürbünü boynuma geçirdi. Ne diyeceğimi şaşırmıştım. Böyle bir yüce gönülden kopan maddi değerinden manevi değeri daha yüksek bir hediyeyi kabul etmemek olmazdı. Şimdi Savoroski dürbünüm av malzemelerimin içinde en kıymetlilerindendir ve genç dostumu her bakışımda bana anımsatır. Genç dostumuzun arkasından Sir Nico duygusal bir konuşma yaptı. Tarihten bahsetti. Atalarımız birbirini boğazlamaya kalkmışlar. Birbirinin canına malına kastetmişler ama tarih bile insanların güzellikleri iyilikleri karşısında kendi kendini yeniden yazıyor. Onlar birbirlerini öldürmeye kalkmışlar. Bizlerki onların torunları, müşterek olan av sayesinde burada sevgileri paylaşıyoruz. Oda herkese armağanlarını dağıttı. Gedevet Yaylası’nda Ahmet Uğurlu’nun evinde kahvaltı masasında herkes sevginin, dostluğun, paylaşımın mutluluğunu müşterek yaşadık. Sir Nico’nun kurşun attığı tekenin bir hafta sonra bizim yükseldiğimiz yere çok yakın bir yerde çobanlar tarafından bulunduğunu duyduk. Hacı’yı da alıp Körahmetler diye bilinen çobanların yurdunu bulduk. Doğruydu. Tekenin ölüsü oradaydı. Hacı ile tekenin Trofesini çıkarıp Sir Nico’ya gönderdik. Takip eden yılbaşında Sir Nico’dan bir kart aldım. Kendi şatosunun resmini taşıyan kartın arkasında bende dostluğu tiryakilik yapan nadir insanlardan biri olan Hüseyin Baba’nın ve ailesinin yeni yılını kutluyorum yazıyordu.
DEVAM EDECEK