Bir aralık sabahı eczaneye geldiğimde eczanenin önünde Java motosikletiyle bekleyen bir genç vardı. Gördüğüm an tipinden Dim'li olduğunu anladığım genç adamın beni beklediği belliydi. Benim geldiğimi görünce gülümseyerek kabanının...

Bir aralık sabahı eczaneye geldiğimde eczanenin önünde Java motosikletiyle bekleyen bir genç vardı. Gördüğüm an tipinden Dim’li olduğunu anladığım genç adamın beni beklediği belliydi. Benim geldiğimi görünce gülümseyerek kabanının cebinden çıkardığı bir kağıt parçasını bana uzattı. Açıp okuduğum kağıt parçasındaki yazılar Hacı’nın yazılarıydı ve babacığım Cavurbağı’na nereden geldiğini bilemediğim iki teke gelmiş. On dörder yaşında birini vurdum, öbürünü sana ayırdım. Selamlar yazıyordu. Genç adamın motosikletinin üstündeki kara kıl heybede de Hacı’nın bana gönderdiği tekenin butları vardı. Ben eczaneye girmeden kapıdan yeğenim Kerim’e ava çıkacağımı, ne zaman geri geleceğimi de bilmediğimi söyleyip eve geri döndüm. Hemen hazırlığımı yapıp Hacı’nın yanına geldiğimde vakit öğleye yakındı. Hacı bir gün evvel vurduğu on dört yaşındaki tekenin postunu germekle meşguldü. Bugüne kadar on dört yaşında bir tekenin olduğu bizim avlıklarda ne görülmüştü ne de duyulmuştu. Dişiler on dört hatta on altı yaşını görebilirlerdi ama tekelerin en fazla on iki yaşını tamamladığını gören çok nadirdi. Umumiyetle dokuz yaşını geride bıraktıktan sonra tekeler ya avcılar tarafından vurulurlar veya kendiliklerinden deliklerine girip ölürlerdi. Avlıklarda nadirde olsa böyle deliklere rastlanıp onların iskeletlerine ulaşılabiliyordu. Fakat şimdi bütün bu tecrübelerin hilafına yeni şeyler öğreniyorduk. İşte Hacı’nın vurduğu sağ boynuzu ucundan kırık teke on dört yaşındaydı ve aynı yaştaki onunla birlikte avlığa gelen ikinci teke avlıkta geziyordu. Artık bize dur durak yoktu. Onu arayıp bulup vurmalıydık. Değilse huzur bulamazdık. O gün Hacı’nın vurduğu tekenin postuyla uğraştık. Tekenin postu, kolanları, kuskunu, yelesi, sakalı olağan üstü güzeldi. Boynuz açıklığı normaldi. Hacı’nın evinin civarında vakit geçirdik. Tüfeklerimizi denemek için birkaç atış yaptık. Geceleyip sabaha karşı üçte ava çıktık. Hacı’nın evinden avlığa kadar olan yerleri daha önce size anlatmıştım. Şafak sökerken uçurtmaktan geçip çaya ulaştık. Karşıya atlayıp Öküzini’ni de geride bırakınca topraklı bir yerde kocaman bir teke izine rastladık. Tekenin izinin yönü yukarı doğru tek başına devam ediyordu. O iz odaklı yavaş yavaş bizde yükseldik. Kızılin’i de geride bırakıp Yaysuyu ile mezarların arasında ize tekrar rastladık. İzin büyüklüğü bizi heyecanlandırmaya yetiyordu. İzin doğrultusunda bizde yükselmeye başladık. Kartal Tüneği’ni aşıp Küllüin. Deliktaş gözleğine çıkınca tekenin izine üçüncü kez rastladık.
DEVAM EDECEK