Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, düzenledikleri ortak basın toplantısında bölgesel krizleri ele aldı. Görüşmenin ana gündem maddelerini Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim, ABD-İran müzakereleri ve İsrail'in Orta Doğu'daki yayılmacı politikaları oluşturdu.
Yapılan resmi açıklamalara göre, her iki ülke de bölgesel istikrarın sağlanması için yoğun bir diplomasi trafiği yürütüyor. Fidan, içinden geçilen olağanüstü dönemin sürekli istişareyi zorunlu kıldığını belirterek, Pakistan'ın bölgedeki arabuluculuk rolüne tam destek verdiklerini aktardı.
HÜRMÜZ BOĞAZI KÜRESEL EKONOMİYİ ZORLUYOR
Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalmasının dünya ekonomisi üzerinde ağır bir baskı yarattığını vurgulayan Fidan, savaşın hiçbir taraf için çözüm olmadığını dile getirdi. ABD ile İran arasında devam eden müzakerelere de değinen Bakan Fidan, her iki tarafın da çatışmaların durmasını ve boğazın yeniden deniz ticaretine açılmasını istediğini bildirdi. Fidan'ın aktardığına göre, mevcut aşamadaki temel zorluk varılacak mutabakatın kağıda nasıl döküleceği yönünde.
Katar Başbakanı Al Sani ise boğazdaki seyrüsefer kısıtlamalarının uluslararası deniz ticaretine vurduğu darbeye dikkat çekti. İran'ın Hürmüz Boğazı'nı Körfez ülkelerine yönelik bir baskı veya şantaj aracı olarak kullanmaması gerektiğini belirten Al Sani, Türkiye ile en üst düzeyde koordinasyon içinde olduklarını duyurdu.
ALANYA VE BÖLGE EKONOMİSİNE OLASI YANSIMALARI
Küresel deniz ticaretinin kilit noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklık, enerji fiyatları ve uluslararası tedarik zincirleri üzerinden Türkiye'nin genel ekonomik dinamiklerini yakından ilgilendiriyor. Bu küresel ekonomik baskının, turizm ve tarım gibi enerji ile lojistik maliyetlerine duyarlı sektörlerin yoğun olduğu Alanya piyasalarına da olası yansımaları iş dünyası tarafından dikkatle takip ediliyor. Uluslararası ticaret yollarındaki krizlerin yatışması, yerel ekonomideki istikrar beklentisini de doğrudan etkiliyor.
İSRAİL BİRİNCİ DERECE GÜVENLİK SORUNU
Toplantının bir diğer kritik başlığı ise İsrail'in Gazze, Batı Şeria ve Lübnan'a yönelik eylemleriydi. Bakan Fidan, İsrail'in yayılmacılığını bölgedeki birinci derece güvenlik ve istikrar sorunu olarak nitelendirdi. İsrail'in barış yerine şiddeti tercih ettiğini söyleyen Fidan, bu durumun artık küresel bir krize dönüştüğünü vurguladı.
Al Sani de İsrail'in Gazze'de sivilleri hedef almayı sürdürdüğünü, ateşkesi sürekli ihlal ettiğini ve insani yardımları sivillere karşı bir silah olarak kullandığını ifade etti. Her iki lider, çatışmaların bölgeye daha fazla yıkım getirmeden durdurulması için ortak çabaların süreceği mesajını verdi.




