27 Nisan 1941 yılında Erzurum'un Hasankale (Pasinler) ilçesinin Korucuk köyünde doğdu. Babası imam olduğu için ilk dini bilgileri babasından aldı. Vaizlik görevi ile birçok il ve ilçelerde vaazlarda bulundu. Her ihtilalda takibata uğradı,...

27 Nisan 1941 yılında Erzurum’un Hasankale (Pasinler) ilçesinin Korucuk köyünde doğdu. Babası imam olduğu için ilk dini bilgileri babasından aldı. Vaizlik görevi ile birçok il ve ilçelerde vaazlarda bulundu. Her ihtilalda takibata uğradı, 3 yıl hapiste yattı. Bu durumu, Bediüzzaman Saidi Nursi hazretlerinin durumuna pek çok benzerlik göstermektedir. O’nu da o ilden o ile sürgün etmişler, hapislerde süründürmüşler ve sonunda mezarını dahi yok etmişlerdir. Aynı kafa yine hortlamış bulunuyor. CHP Grup Başkan Vekili Emine Ülker Tarkan, Başbakan R.Tayyip Erdoğan’ın hoca efendiyi davet etmesinden rahatsız olmuş olacak ki, hoca efendiye şöyle sesleniyor: “Her darbe dönemi kıvrak tavrı ile bilinen, bu politikaya çok meraklı hizmet erbabı, artık bir parti kurmalı diyorum. Kim olduğunu, kimlerle işbirliği içinde olduğunu halka anlatmalı.”O muhterem zat, sırf gelişi ile olumlu, olumsuz bazı gelişmelerin olmasını önlemek için çok hasretini çektiği ülkesine gelmek istemiyor. Ve o kafa, 140 ülkede fedakar Türk öğretmenler tarafından dini, dili, rengi ne olursa olsun Türk dilini, Türk kültürünü, Türk folklarını, Türk edebiyatını yerli çocuklarına anlatan ve öğreten okulların Fethullah Gülen hoca tarafından kurulduğunu, onun açtığı bu yolda yürütüldüğünü nasıl bilmez, nasıl görmezden gelir, çok yazık. 30 Mayıs-15 Haziran tarihleri arasında “Türkçe Olimpiyatları” için Türkiye’mize gelen 1500 öğrenci, her gün bir ilimizde konserler verdiler ve halkımız tarafından ayakta alkışlanarak takdir ve tebrik edildiler. Tüm bu konserler medyada 2 bin 521 habere konu oldu. 40’ı aşkın kanal tarafından ülkelerine servis edilmişlerdir. 15 haziranda İstanbul’da yapılan kapanış konserinde, kapanış konuşmasını yapan Başbakan R.Tayyip Erdoğan, halkın genel beklentisine tercüman olarak, Hoca Efendiye “Artık gel, gurbet acıdır, gurbet garipliktir” diyerek davette bulunuyor. Bu konuşmanın yapıldığı esnada hocanın yanında olan bir gazeteci hocanın gözyaşları içinde davete gelemeyeceğini, şu gerekçelerle karşı çıktığını anlatıyor: “Ben de arzu ediyorum. Burada öldüğüm zaman bile buraya gömülmeyi istemiyorum. Kendi ülkemde ölmeyi ve mübarek annemin ayaklarının dibine gömülmeyi arzu ederim. Bunu da benim vasiyetim sayın. Ama yaptığım şeylerde, düşüncelerimde, planlarımda, gayretlerimde milletime, ülkeme zerre kadar zarar gelmesine razı olamam. Yüzde bir ihtimalle de olsa razı olamam ona. O talep eden arkadaşlarımız, devlet büyüklerimiz kusura bakmasınlar. Talep etmeleri onların civanmertlikleri ama benim bu mevzuda düşünmem de onlara karşı, onların yaptığı şeylere karşı saygımın gereğidir.”İşte böyle Emine Ülker hanım efendi, hocanın ne parti kurması nede ülkesine dönmesi gibi bir düşüncesi yok. O sılada vatan hasreti çekerek yaşamaya devam edecek. Siz, onu bir bölücü olarak değil, Türklere ufuk açan bir önder olarak görünüz. Hocanın, İslami yönünün ağır basmasının laiklik ilkesine zarar vereceği düşüncesini artık kafanızdan çıkarınız. Bu millet, hep irtica geliyor kaygısı ile korkutuldu ama ne hikmetse o irtica denilen şey bir türlü gelemedi. Herkesi aynı kefeye koymanızın partinize ne kadar zarar verdiğini görünüz artık. İrtica sizin kafanızdadır, bunu biliniz.