Atalarımız, 'Tüfek icat oldu mertlik bozuldu” demişler ya, tıpkı onun gibi, televizyonla internet çıktı, her şey altüst oldu. Enformasyonla dezenformasyon, yalan haberle, gerçek haber bombardımanı karşısında insan, pirinç taneleri...
Atalarımız, “Tüfek icat oldu mertlik bozuldu” demişler ya, tıpkı onun gibi, televizyonla internet çıktı, her şey altüst oldu. Enformasyonla dezenformasyon, yalan haberle, gerçek haber bombardımanı karşısında insan, pirinç taneleri içinden beyaz taş ayıklamaya benzer bir zorluğu yaşamaya başladı.
***
Herkes, özellikle de gençlik, ekranda görünmek için, medya maymunluğuna soyunmaya can atıyor.
Ülke genelinde çok değişik yapılanmalar var.
Bu yapılanmalar eylem yapmak için her zaman hazır ve nazır.
***
Yaygın medyanın habercileri ile bu timler arasında çok sıkı bağ var.
Haberci, haber sıkıntısı çektiğinde, eylemci timlerini eyleme çağırıyor, eylemciler de istedikleri zaman habercileri eylemlerine davet ediyorlar.
Sizin anlayacağınız, al gülüm ver gülüm muhabbeti!
***
Televizyonlar, herhangi bir eylem, toplumda ses getirip, reyting patlaması yaptığında, bu tür eylemlerin yayınları günlerce devam ederken, toplumun tepkisini toplayan eylemler ise hemen yayından kalkıyor.
Eylemleri yapanlar, minareyi çalan hırsızın kılıf uydurma becerisine benzer bir cinlikle, vatan millet edebiyatına sarılıp hamasi çıkışlarla, toplumu kendi istedikleri noktaya taşımanın özel hesabı içinde veryansın ediyorlar.
***
Üç beş kişi bile bir araya gelip saçma sapan bir eyleme imza atarlarken, habercilerin kamerayla birlikte, o anda nasıl oluyor da orada bulunabildiklerini hiç birimiz sorgulamıyoruz.
Geçenlerde, Boğaz Köprüsü’nde dört vatandaş İbrahim Tatlıses’in posterini köprüye asmaya kalktılar.
Bu eylemin, haberciler tarafından, özel olarak tezgahlanmadığına beni kimse inandıramaz.
Geçmişte bu tür haberleri ve programları yapan bir tek, Saadettin Teksoy vardı.
Bugün öyle mi ya?
Herkes Teksoy oldu!
***
1959-1960 yıllarında da öğrenci ve gençlik eylemleri almış başını gidiyordu.
Bugün bu eylemlerin darbeye gerekçe hazırlamak için tezgahlanmış organizasyonlar olduğu anlaşıldı!
Hiç unutmam 19 yaşında, siyasetle uzaktan yakından ilgisi olmayan, topla romantik takılmaların dışında hiçbir şeyle ilgilenmeyen bir öğrenci topluluğu olarak okula gidip gelirken, bir gün, DP iktidarı döneminde Milli Eğitim Bakanı da iktidar partisine mensup olmasına karşın, bizi sınıflarda çıkarıp okulun önünde bekleyen otobüslere bindirerek, o tarihi Beyazıt Meydanındaki büyük mitinge götürmüşlerdi.
Şimdi düşünüyorum da, bu organizasyonu kim yapmıştı ve öğrencilerin böyle bir siyasi mitinge gitmesine okul yönetimi nasıl müsaade etmişti?
***
Demek ki belli konularda yeterince bilinçlenmemiş gençliği, birileri bir biçimde örgütleyip, belli yerlerin desteğini de yanlarına alarak, olamadık eylemlerin içine sürükleyebilmekteler.
Alanya özelinde de, bazı sendika ya da dernek üyeleri, gençlerle olan mesleki bağlarını da kullanarak, zaman zaman kendi ideolojik saplantıları doğrultusunda gençliği koşullandırarak bu tür eylemlerin ve de protestoların içine sürükleyebilmekteler!
Bu olumsuz tablonun sorumlusu gençlik değil, bu gençlerin beyinlerini yıkayanlarla, kendi çocuklarının geleceği ile oynayan bu insanların elinden kurtarmak için en küçük çaba sarf etmeyen veliler.
Ne acıdır ki, bazı veliler, kendileri de, çocuklarını bu tür ideolojik saplantıların içine sürükleyip benzer örgütlerin içine kendileri sokabilmekteler!