Türk Alman Jinekoloji Eğitim, Araştırma ve Hizmet Vakfı Başkanı Prof. Dr. Cihat Ünlü, modern yaşamın getirdiği çevresel faktörlerin insan üreme sağlığı üzerindeki yıkıcı etkilerini açıkladı. Ünlü'nün aktardığı verilere göre, hem kadınlarda hem de erkeklerde kısırlık oranları geçmiş yıllara kıyasla ciddi bir artış eğilimi gösteriyor.
İnsan vücudundaki en hassas organların kadınlarda yumurtalıklar, erkeklerde ise testisler olduğunu belirten uzmanlar, çevresel kirliliğin ilk olarak bu bölgeleri hedef aldığını vurguluyor. Tarım ilaçları (pestisitler), hava ve toprak kirliliği ile et ve tavuk üretiminde kullanılan östrojen benzeri hormonlar, üreme sisteminin doğal işleyişini bozuyor. Bu durum kadınlarda erken menopoza, erkeklerde ise testislerin erken yaşlanmasına yol açıyor.
KISIRLIK ORANI 20 YILDA NASIL DEĞİŞTİ?
Türkiye genelindeki infertilite (kısırlık) verilerine değinen Prof. Dr. Ünlü, günümüzde çocuk sahibi olmak isteyen her 7 çiftten birinin bu hayaline doğal yollarla ulaşamadığını bildirdi. Yaklaşık 20 yıl önce bu oranın 15 çiftten biri seviyesinde olduğu dikkate alındığında, toplumun üreme sağlığındaki bozulmanın tablosu daha net ortaya çıkıyor.
SPERM SAYILARINDAKİ DÜŞÜŞÜN NEDENİ NE?
Dünya Sağlık Örgütü rehberleri, erkek üreme sağlığındaki dramatik değişimi istatistiklerle kanıtlıyor. 1960 yılında sağlıklı bir erkekte mililitrede 200 milyon olan ortalama sperm sayısı, o dönemde bu rakamın altı normal kabul edilmezken, 1980'li yıllarda 40 milyona, günümüzde ise 15 milyona kadar geriledi. Endokrin bozucular olarak bilinen kimyasallara ve hormonlu gıdalara uzun süreli maruziyetin, bu hücresel kayıpta başrol oynadığı değerlendiriliyor.
Öte yandan hücresel kayıpların genetik boyuta da ulaştığı öne sürüldü. Erkek cinsiyetini belirleyen Y kromozomunun giderek küçüldüğüne dikkat çeken Ünlü, bu biyolojik gerilemenin erkek neslinin geleceği açısından endişe verici bir sinyal olduğunu ifade etti.





