Neyzen Tevfik; 'İnsanların en meşru hakkı küfretmektir” der. Söz doğrudur, yanlıştır; kişiye göre değişir. Belki de güçlü ile güçsüz arasında dengeleme aracıdır küfretmek. Elden başka bir şey gelmiyorsa, aynı zamanda rahatlama...

Neyzen Tevfik; “İnsanların en meşru hakkı küfretmektir” der. Söz doğrudur, yanlıştır; kişiye göre değişir. Belki de güçlü ile güçsüz arasında dengeleme aracıdır küfretmek. Elden başka bir şey gelmiyorsa, aynı zamanda rahatlama aracıdır da. Kötü yönetimler, işsizlik, hileli üniversite ve KPSS sınavları, yetim hakkı yeme ve hırsızlıklar, hak hukuk ihlalleri, liderin seçtiğini seçme görevi… eh, artık gel de sövme…
Oysa yanlış olan küfretmek değil, küfürlü konuşmaktır. Küfürlü konuşmak; dilimizi, inanç ve ülkü birliğimizi bozar. Morali bozulan toplumların; sosyal, siyasal ve ekonomik olaylar karşısında direnci kırılır. Aristokrat kafa ve boyalı basın ülkenin moral değerlerini tahrip etmeye devam ediyor. Ahlak; güzel söz ve estetiktir. Şimdi soru şudur? Ülkede “ahlakı” yüce ve diri tutmak kimlerin görevidir?
Emre ve Arda Türk Milli Takımının değişmez iki as oyuncusudur. Boyalı basın oynadıkları futboldan çok değişik yönlerini malzeme yaptı. Sınırlar aşılınca sinirler de gerildi. Emre Norveç, Arda da Avusturya maçlarında attıkları gollerin sevincini seyirci yerine basın tribünüyle paylaştılar. Emre’nin hareketi kaba ve müstehcen bulunurken, Arda’nın hareketi haklı ve doğal karşılandı.
Farklı bir bakış açısıyla; Arda’nın hareketi daha kaba ve hakaret içermektedir. Emre’nin yaptığı el kol hareketi, zekâ ve mizah yoksunu bir davranıştır. Anlık olduğu için unutulur gider. Ama Arda’nın bunu da yazın şeklindeki el hareketi adrese teslim ve hak edene büyük hakaret niteliğindedir. Utanma duygusu kalmamış magazin basını bu hareketi okuyamamış. Tercümesi şöyle:
- Benim gece hayatımla, seksimle ilgilenme,
- Ben işimi doğru yapıyorum, sen de işini doğru yap,
- Sırtımda asalak gibisin, ben olmasam konu bulamayacaksın,
- Benim hedeflerim var, senin neyin var?
- Eğer işine saygın varsa, bu golü de yazın…
Televizyon programlarını ve basını gözden geçirin, büyük çoğunlukla; insanlarla alay eden, aşağılayan, sorgulamayan, sevgi ve bilgi yoksunu, şişirilmiş boş konularla doludur. Bu kısır döngüden kurtulmanın kolay olmadığı gerçek, ancak toplumun moral değerleriyle oynanmasına izin vermemek yurttaşlık görevi olmalıdır. Yazıyı Japonların ahlak anlayışıyla bitirelim.
“Japon ahlakı; günah ve günah anlayışından kaynaklanan korkuya değil, çevreden utanma temeline dayanır.”