Bugün size rakamların soğuk yüzünden değil, mutfaktaki yangının ve vicdanın sesinden bahsetmek istiyorum. Ülkemizde bir yanda ayda 16 bin 800 TL ile mucizeler yaratmaya çalışan milyonlarca emeklimiz var. Diğer yanda ise sadece oylama vakti parmak kaldıran ve ayda 230 bin TL maaş alan milletvekillerimiz... ​Halen Meclis kürsülerinde "Emekliye ne kadar zam yapsak?" diye tartışıp duruyorsunuz, bir türlü karar veremiyorsunuz. El insaf! Karar veremiyorsunuz çünkü halkın sofrasından, sokağın gerçeğinden çok uzaktasınız. Bakın, rakamlar yalan söylemez: Eskiden 2 bin TL olan kiralar bugün 25 bin TL'ye dayanmış durumda. Bu ne demek biliyor musunuz? Kiralar tam yüzde bin 400 artmış! Market fiyatları derseniz, oradaki etiketler de yüzde bin oranında katlanmış. ​Bizi bu hale siz getirdiniz! Bu ekonomik kriz ortamında emekliye ayda 50 bin TL maaş verseniz bile artık yetmez hale geldi. Bu yüzden bugün en düşük emekli maaşı amasız, fakatsız en az 40 bin TL olmak zorundadır. Halkın gerçeklerinden bu kadar koparak adalet sağlanamaz.
​Şimdi gelin, vicdanlı bir hesap yapalım: Madem emekli bugün 16 bin TL ile geçinmeye mahkum bırakılıyorsa, bir milletvekili de 100 bin TL ile pekala geçinebilir. Eğer 600 milletvekilinin maaşından her ay 130 bin TL kesilse, bu miktar ayda toplam 78 milyon TL yapar. Bu bütçe, en düşük maaş alan emeklilerimize, dul ve yetim aylığı alanlara dağıtılsa işte o zaman gerçek bir adaletten bahsedebiliriz.
​Adalet, sadece kanunlarda yazan bir kelime değildir; adalet, yükün birlikte omuzlanmasıdır. Eğer gerçekten "milletin" vekiliyseniz, önce siz elinizi taşın altına koymalısınız. Adil bir dağılım sağlanana kadar bu soruları sormaya, bu gerçekleri yüzünüze vurmaya devam edeceğiz. ​Saygılarımla...