Türkiye çok hızlı bir biçimde, her anlamda, bir gelişim ve değişim içinde. Bu değişimi özümseyip benimseyerek destekleyenlerin yanı sıra köstekleyenler de var. Ülke genelinde ve her alanda bir kutuplaşma söz konusu. Birinin ak dediğine...
Türkiye çok hızlı bir biçimde, her anlamda, bir gelişim ve değişim içinde.
Bu değişimi özümseyip benimseyerek destekleyenlerin yanı sıra köstekleyenler de var.
Ülke genelinde ve her alanda bir kutuplaşma söz konusu.
Birinin ak dediğine diğeri kara deme saçmalığı içinde, gri de buluşma arayışı yok.
Kimi zaman, birilerine “Beyinsiz” deriz.
Aslında bütün canlılarda küçük ya da büyük, güçlü güçsüz bir beyin olduğunu bilmemize karşın, günlük yaşamımızda, bu sözcüğü bir deyim olarak kullanma alışkanlığımız vardır.
Beyinin tek başına bir şey ifade etmediğini de kabul etmek zorundayız.
Delilerde de bir sürü canlılarda da beyin var!.
Beyin akılla sarmaş dolaş olduğunda bir anlam ifade eder.
Epictetus bakın ne diyor: “İnsanı hayvandan ayıran akıldır. İnsan, akıldan uzaklaştığı zaman, hayvan ortaya çıkar.”
Descortes de, “Akıllı olmakta bir şey değil; önemli olan o aklı yerinde kullanmaktır.” diyor.
Akıl ise, bilgi ve deneyimle desteklenmeli.
Duygular aklın önüne geçerse aklın da bir anlamı kalmaz.
“Duyularımızla algıladığımız şeyler hakkında sadece kesin olmayan kavrayışlara varabiliriz. Ancak aklımızla kavradığımız şeyler hakkında kesin bir bilgiye ulaşabiliriz. Akıl yalnızca evrensel ve mutlak olan ilişkilerden söz eder.”.
Toplum olarak yüzyıllara dayalı doğru yanlış belli alışkanlıklarımız var.
Amos Parrish bakın ne diyor: “Alışkanlık, anahtarı kaybolmuş bir kelepçedir.”
İstisnasız hepatize, ideolojiden, siyasi yapılanmalara, takım tutmaktan, dinsel ve mezhepsel bir çok yapılanma içinde, sürü mantığı içinde yer alıp, kendimizi bu yapının kimliğiyle özdeştirip, bu yapının bir kölesi haline gelip, bu yapının başarısıyla mutlu, başarısızlığıyla mutsuz olma bir yana, başarısızlığı ya da başarıyı abartıp, başarıyla sarhoş olma, başarısızlıkta da kahrolma ahmaklığı içine girebiliyoruz!.
Bir düşünceye takılıp kaldığımızdan, gerçeğe bir türlü tutunamıyoruz.
Böylesine, bir düşüncenin tutsağı olmuş, yanlış doğru demeden o yapıyı körü körüne savunan bir bireyin beyinli ve de akıllı olması bir sürü kariyere ve de kimliğe hatta statüye sahip olması ne ifade eder?
Son günlerin en çarpıcı ve en mükemmel çıkışını, Beşiktaş taraftarı olan ÇARŞI GRUBU yayınladığı manifestoyla yaptı.
Bu metni, başta siyasetçilerin, yazarçizerlerin, bilim adamlarının velhasıl hangi alanda top oynarsa oynasın herkesin bu manifestoyu satır satır okuyup, özümleyip benimseyebilmesi için, aklını doğru ve objektif bir biçimde kullanması gerekir.