Yeni Alanya Gazetesi’nin, Alanya’daki zincir marketlerde çok ucuza ithal avokado satıldığı haberi yankı buldu. Zincir marketler adeta günah keçisi ilan edildi. Tepkiler haklı mıydı; suçlu marketler miydi?

 

Ticaret yapan ve kurumsal bir kimliği olan her yapı gibi, marketler de kar odaklı çalışır. Adı üstünde, “zincir” olarak ülke bütününe hizmet veren marketler, her hangi bir yörenin yetiştirdiği ürünü, daha pahalı da olsa alıp/satmak zorunda değildir. Dolayısıyla marketler (bana göre) suçlu değilse, suçlu kimdir?

 

Suçlu tabii ki: 1- Kılıfına uydurulmuş avokado ithalatına izin veren, 2- Korkunç enflasyon karşısında, inadına yapar gibi tarım girdi maliyetlerini karşılamayan, büyük fiyat artışları getiren siyasi rejimdir. 3- Bir de en önemlisi; yakınıp, ahlayıp vahlandığı halde sorunun hükümet yönetiminden kaynaklandığını dillendirmeyen tarım üreticisi ve birliğidir.

 

Alanya’da çeşitli türlerde son derece kaliteli avokado üretilir. Avokado fiyatı cinsine olduğu kadar gramajına da bağlıdır. 200-250 gramın üstündeki mal iyi fiyata satılır. Bu kalitedeki ürün geçen yıl aynı Ocak ayı ortasında 6,5-7 liraya satılırken bu yıl 5 liraya alıcı bulmaktadır. Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik çıkmaz ve yüksek enflasyona bağlı değer kaybından ise hiç bahsetmeyeceğim…

 

Zincir marketlerde 5 liraya alıcı bulan ithal ürünün giriş maliyetinin ortalama 2,5 lira olduğu tahmin edilmektedir. Kenya ve Güney Afrika başta olmak üzere Afrika ülkelerinden Mersin limanına gelen avokado, konteynırlar ile ülkeye dağıtılır. Fiyatlar konteynır ölçeğindedir.

 

Bunca döviz artışının yaşandığı bir zaman diliminde bu denli ucuza mal edilebilmesinin bir nedeni, o ürünün kalitesiz, küçük ve hüdayinabit yani o ülkede kendiliğinden yetişiyor olmasındandır. 150-200 gram aralığında olan ithal avokado aynı zamanda çabuk çürümektedir.

 

Ucuza mal edilebilmesinin en büyük ve önemli nedeni ise, Türkiye’deki siyasi rejime yakın olan ithalatçının bulduğu gediklerdir! Avokado ülkeye lüks bir tarım ürünü olarak değil, kozmetik yapımında kullanılan yaşamsal bir ham madde kalemiyle ithal edilmektedir. Yani sıfır gümrük vergisiyle!

 

Peki, bu kalitesiz ve ucuz avokado ithalatı ilk kez mi yaşanıyor? Hayır, tabii ki değil. Geçmiş yıllarda daha insaflı bir ithalat rejimi uygulanmakta, avokado, ürününün azalıp, fiyatının yükseldiği Şubat ayı sonrasında ülkeye giriş yapmaktaydı. Böylece tüketici de korunuyordu.

 

Aslında magazin niteliğindeki avokado haberi yararlı oldu. Aynı marketlerde yıllardan beri portakal, limon başta olmak üzere her türlü meyve ve sebze de Alanya dışından gelmekte ama kimse konuyu gündeme getirmemekteydi. Alanya’nın geleneksel ürünü olan narenciye, korkunç oranda artan gübre, ilaç ve mazot fiyatlarıyla vazgeçilme noktasına geldi. Narenciye üreticisinin küçük çiftçi oluşu seslerini duyurmada yeterli gelmemiş olmalıydı.

 

Sonuç: AKP ve küçük ortağı bu ülkede tarımı bitirme konusunda çok niyetliler. Avokado gibi hala lüks sayılan bir üretim kalemindeki ithalat oyunu aslında devede kulaktır. Asıl olan ülkenin temel gereksinimi sayılan diğer tarım ve hayvancılık kalemleridir. Ama bu sektörlerin birlikleri ve bilhassa küçük üretici(!), hem yakınıyor hem de siyasi iktidarın tarım politikalarını destekliyor ve itiraz yöneltmiyorlarsa söyleyecek söz kalmamıştır; müstehaktırlar…