Antalya'daki Akdeniz Üniversitesi Hastanesi, tıp tarihinde yeni bir başarıya imza atarak 3'üncü kez kadavradan rahim nakli gerçekleştirdi. Doğuştan rahmi olmayan 36 yaşındaki Mekkiye Bostancı'ya, 56 yaşındaki bir kadavradan alınan rahim 14 saat süren zorlu bir operasyonla nakledildi. Ameliyatın ardından hastanın genel durumunun iyi olduğu bildirildi.
17 yıllık evliliğinin ilk senesinde anne olamayacağını öğrenen Bostancı, geçen yıl Antalya Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü'nün yürüttüğü 'Gönül Elçileri' projesiyle koruyucu aile oldu. Bu süreçte Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ile tanışan hasta, durumunu paylaşmasının ardından nakil listesine alındı. Mersin'de tatildeyken gelen müjdeli haber üzerine hastaneye koşan çift, on yıl süren bekleyişin ardından ameliyata alındı.
Tıp literatürüne 'Özkan Tekniği' olarak geçen ve dünyada yüzlerce nakle ilham veren yöntem, ilk olarak 2011 yılında Derya Sert'e, ardından 2021'de Havva Erdem'e uygulanmıştı. Bu son operasyonla birlikte hastane, kendi alanındaki 13'üncü kompozit doku naklini de başarıyla tamamlamış oldu.
İLK BİR HAFTALIK SÜREÇ NEDEN KRİTİK?
Akdeniz Üniversitesi Hastanesi tarafından yapılan açıklamalara göre, kompozit doku nakillerinde ameliyatın başarısı kadar ameliyat sonrası bakım da hayati önem taşıyor. Damarlarda tıkanıklık, doku reddi (rejeksiyon) veya enfeksiyon riski nedeniyle hastanın ilk yedi günü yoğun takip altında geçiyor. Bu tür operasyonlar doğrudan hayat kurtarıcı olmasa da hastaların yaşam kalitesini ve psikolojik durumunu iyileştirmeyi hedefliyor.
Operasyon sonrası süreci değerlendiren Prof. Dr. Özlenen Özkan, cuma akşamı gelen bağış haberiyle hızla harekete geçtiklerini aktardı. Özkan, 10 yıldır bu anı bekleyen ve sürece uyum sağlamak için Antalya'ya yerleşen hastanın son derece istekli olduğunu vurguladı. Ameliyat ekibinden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Nasuh Utku Doğan ise bu işlemin dünyada sayılı merkezlerde yapılabildiğini belirterek, alıcı ve verici operasyonlarının tüm günü kapsayan komplike bir süreç olduğunu ifade etti.





