Bir önceki yazımda, Alanya’nın doğal güzellikleri ve uluslararası kimliğinin onu yalnızca bir turizm destinasyonu değil, aynı zamanda bir öğrenme ve etkileşim merkezi yapabileceğini tartışmıştım. Bugün bu potansiyel artık yalnızca bir ihtimal değil, stratejik bir zorunluluk.

Türkiye, bugün 180 ülkeden 337 binin üzerinde uluslararası öğrenciye ev sahipliği yapıyor. 2012’de bu sayı sadece 31 bindi. 2024 yılında yalnızca uluslararası eğitimden elde edilen ekonomik katkı yaklaşık 2,9 milyar dolar oldu. Bu gelişme sadece akademik bir başarı değil. Aynı zamanda ekonomik, kültürel ve diplomatik bir dönüşümün parçası.

Peki öğrenciler neden Türkiye’yi tercih ediyor?

Elbette uygun maliyetli eğitim önemli bir faktör. Ancak hikâyenin özü bu değil. Günümüz öğrencileri yalnızca bir diploma değil, aynı zamanda anlamlı, çokkültürlü ve dönüştürücü bir yaşam deneyimi arıyor. Türkiye bu açıdan eşsiz bir denge sunuyor. Doğu ile Batı’nın yalnızca harita üzerinde değil, günlük yaşamda birleştiği bir ülke burası. Öğrenciler tarihi sokaklardan modern kampüslere yürüyebiliyor, çeşitliliği slogan olarak değil, gerçek bir toplumsal yapı olarak yaşıyor. Karşılaştıkları toplum sıcak, içten ve çoğu zaman kapsayıcı.

Farklı uyruklardan birçok öğrenciyle yaptığım görüşmelerde en sık duyduğum cümle şu oldu:
“Burada kendimi fark edilmiş hissediyorum.” Türkiye’nin sessiz ama etkili gücü tam da bu duyguda yatıyor.

Ulusal ölçekte tablo net. Şimdi yerel ölçekte bir soru sormamız gerekiyor: Alanya bu büyümenin neresinde duracak?

Alanya’nın elinde güçlü kartlar var. Uluslararası bilinirliği yüksek, ulaşımı kolay, güvenli ve makul yaşam maliyetlerine sahip. Ilıman iklimi ve sakin sosyal temposu, özellikle büyük şehirlerin yoğunluğundan uzaklaşmak isteyen öğrenciler için nitelikli bir yaşam deneyimi sunuyor.

Ve belki de en önemlisi: Alanya’nın güçlü bir akademik temeli var. Alanya Üniversitesi, özel bir yükseköğretim kurumu olarak, çokdilli programları, Avrupa standartlarına uyumlu müfredatı ve aktif uluslararası iş birlikleriyle dikkat çekiyor. Türkiye dışındaki kurumlarla ortaklıklar geliştiriyor, Erasmus+, ESC ve benzeri programlarla öğrenci hareketliliğini destekliyor. Aynı zamanda dünya genelinde giderek artan kısa süreli, beceri odaklı eğitim taleplerine hızla yanıt veriyor. Turizm inovasyonu, kültürel diplomasi, sürdürülebilirlik ve dil eğitimi gibi alanlarda sunduğu programlar, şehrin ekonomik yapısıyla da örtüşüyor.

Küçük ve çevik yapısıyla yalnızca akademik değil, aynı zamanda kente entegre bir vizyon taşıyor.

Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) ise sağlık bilimleri, mühendislik ve turizm gibi alanlardaki güçlü programları ve artan uluslararası açılımlarıyla bölgenin akademik kapasitesini pekiştiriyor.

Ancak bu gelişmelerin kalıcı etki yaratabilmesi için yalnızca üniversitelerin değil, tüm şehrin koordineli biçimde hareket etmesi gerekiyor.

Eğer Alanya kendini uluslararası ölçekte daha görünür, daha kapsayıcı ve daha sürdürülebilir bir şehir olarak konumlandırmak istiyorsa, eğitim Alanya’nın Turizm Master Planı’nın temel bir ayağı olmalıdır. ALTAV, ALTSO, ALTİD, belediye ya da sivil toplum aracılığıyla Alanya’nın tanıtıldığı her uluslararası platformda yalnızca plajlarımız değil, sınıflarımız; yalnızca kalemiz değil, kampüslerimiz de anlatılmalıdır.

Alanya bugün spor, gastronomi, sağlık ve kültürel zenginlik gibi alanlarda küresel tanıtımını sürdürüyor. Ancak daha uzun soluklu, nitelikli uluslararası bağlar kurmak istiyorsak, eğitim ve uzun vadeli öğrenme fırsatları da bu kimliğin bir parçası hâline gelmelidir. Öğrenmeye dayalı bir şehir yalnızca turist çekmez. Aynı zamanda topluluk oluşturur.

Bu çerçevede, Alanya’nın zaman zaman gündeme gelen il olma potansiyeli de önem kazanıyor. Böyle bir gelişme, şehre yalnızca tanıtım değil; eğitim, kültür ve kalkınma politikalarında da daha fazla inisiyatif alma şansı verecektir. Ancak bu fırsatla birlikte büyük resmi görmek ve ona göre hazırlanmak da bir zorunluluktur.

Türkiye uluslararası öğrenci haritasını çizdi. Öğrenciler geliyor. Talep büyüyor. Şimdi Alanya karar vermeli: bu haritada yalnızca geçici bir durak mı olacak, yoksa öğrencilerin öğrenip aidiyet kurduğu bir şehir mi?

Bir uluslararası öğrencinin bana söylediği gibi:
“Türkiye bana eğitim verdi. Alanya bana bir yuva.”

Bir öğrencinin ‘Burası benim evim’ demesi, bir kentin kurabileceği en kalıcı bağdır.