​ALANYA, sadece turizmin değil, siyaset mühendisliği tartışmalarının da merkezi haline geldi. Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in "akraba bağları" ve "cemaat ittifakları" üzerinden kurduğu senaryo gündeme bomba gibi düşse de, asıl gerçeği rakamların soğuk ama dürüst dili söylüyor. Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik’in "siyasi mühendislik" olarak niteleyip geçtiği bu tartışmaları bir kenara bırakıp, sandığın bize ne anlattığına bakalım.

​Rakamların dili: 2023’ten 2024’e ne değişti?

​Siyasetin nabzını tutmak için önce 2023 genel seçimlerindeki tabloyu hatırlamakta fayda var. O dönemde Alanya’da partilerin aldığı oylar şöyleydi:

​CHP: 62 bin

​AK Parti: 60 bin

​MHP: 22 bin

​İYİ Parti: 21 bin

​Bu tabloda Cumhur İttifakı’nın (AK Parti + MHP) toplam gücü 82 bin oy bandındaydı. Ancak 2024 yerel seçimlerine geldiğimizde, yanlarına Büyük Birlik Partisi ve Demokrat Parti’nin de desteğini alan Cumhur İttifakı’nın oyu 46 bin 821’e geriledi.

​Kim, ne kadar kaybetti? Rakamlar arasındaki fark çarpıcı. 2023 genel seçimlerindeki 82 binlik toplamdan yola çıkarsak, Cumhur İttifakı’nın yerel seçimlerde yaklaşık 35 bin 179 oy kaybettiği görülüyor. İYİ Parti’nin ittifaktan ayrılıp kendi adayıyla katıldığı seçimde 38 bin oy alarak genel seçimde aldığı oyun çok üzerine çıkıyor.

​Öte yandan, kazanan tarafa baktığımızda; CHP 2023’teki 62 bin oyluk tabanını korumakla kalmamış, üzerine 17 bin 893 oy ekleyerek 79 bin 893 oyla zafere ulaşmış.

​Siyasi mühendislik mi, seçmen tercihi mi?

​Gökçek’in iddia ettiği "Süleymancılar CHP’ye çalıştı" tezi, 2023 genel seçimlerinde de yüksek sesle konuşulmuştu. Eğer bu grup 2023’te zaten CHP’ye oy verdiyse, CHP’nin 2024’te üzerine koyduğu yaklaşık 18 bin oyun kaynağını sadece cemaat oylarıyla açıklamak matematiksel olarak zor görünüyor. Burada asıl dikkat çeken nokta, Cumhur İttifakı’ndaki devasa erime ve CHP’nin sağ seçmenden aldığı "emanet" oylardır. Alanya seçmeni, Ankara’daki akrabalık ilişkilerinden veya kulis bilgilerinden ziyade; yereldeki aday profiline ve değişim arzusuna mühür basmış gibi duruyor.

Türkiye’de seçmen sosyolojisi incelendiğinde, halkın uzun soluklu iktidarları kolay kolay yerinden etmediği, ancak memnuniyetsizliğini dile getirmek için yerel seçimleri bir "uyarı kürsüsü" olarak kullandığı görülür. Türk seçmeni, iktidara asıl mesajını genel seçimlerde değil, yerel sandıkta vermeyi tercih eder.

​Bu demokratik refleksi en net haliyle Turgut Özal’lı yıllarda tecrübe ettik. O yıllarda da hayat pahalılığı ve gelir adaletsizliğiyle boğuşan seçmen, henüz Özal’dan tamamen umudunu kesmemişti; ancak gidişata dair ilk ciddi uyarısını yerel yönetimler üzerinden yaptı.

​O dönemde Bedrettin Dalan İstanbul’da, Burhan Özfatura İzmir’de ve Mehmet Altınsoy Ankara’da oldukça başarılı belediyecilik performansları sergilemelerine rağmen, seçmen bu isimleri değil, iktidara verilmesi gereken "mesajı" öncelikli tuttu.

Bu üç büyükşehrin kaybedilmesi, seçmenin iktidara çektiği ilk ve en sert "sarı kart" olarak siyasi tarihimize geçti.

​Sonuç olarak; Alanya’da taşlar yerinden oynadı. İddialar ne kadar çarpıcı olursa olsun, 35 binlik bir oy kaybı ve CHP’nin rekor artışı, meseleyi sadece "arka kapı diplomasisi" ile açıklamaya yetmiyor. Alanya halkı, siyasi mühendislik tartışmalarının ötesinde, sandıkta kendi hikayesini yazmış görünüyor.

Esen kalın…