​GEÇTİĞİMİZ cumartesi günü Hacet Meydanı’nda yükselen sesler, sadece bir imza kampanyası değil; aslında bir çaresizliğin dışavurumu gibiydi.

Alanya Emlakçılar Derneği öncülüğünde, 40 bin TL’lik zorunlu harç uygulamasına karşı kurulan o masa, sadece emlak sektörünün değil, sokağın genel nabzını tutuyordu.

​Cumhurbaşkanlığı Kararı ile büyükşehirlerde ve nüfusu 30 binin üzerindeki ilçelerde faaliyet gösteren esnafların, 1 Ocak 2026 itibarıyla basit usulden çıkarılarak gerçek usulde vergilendirilmesi de esnafı kara kara düşündürüyor.

​Meydanda Saadet Partisi Antalya Milletvekili Şerafettin Kılıç ve CHP Antalya Milletvekili Aykut Kaya, siyasi parti ilçe teşkilatları, ALESO Başkanı Nuri Demir ve birçok STK temsilcisinin bir araya gelmesi; meselenin artık siyaset üstü bir "hayatta kalma mücadelesi" noktasına geldiğinin en somut kanıtıydı.

​Esnafın durumu tam bir "iki ucu kirli değnek" hikayesi. Bir yanda sezonun açılmasına aylar varken yaşanan piyasa durgunluğu, diğer yanda ise kapıyı çalan 40 bin TL’lik hesapta olmayan harç mecburiyeti...

Henüz siftah bile yapmadan, "kazansan da kazanmasan da ödeyeceksin" denilen bu tip uygulamalar, esnafın kendi yağıyla kavrulma umudunu bir yangına dönüştürüyor.

​Vergisini, kirasını, stopajını ve faturalarını ucu ucuna yetiştiren Alanya esnafı, şimdi bu yeni mali külfetin pençesinde. Peki, bu "ek yük" geleneği bize yabancı mı?

Elbette hayır.

​Geçici Denilenlerin Kalıcı Hikayesi: Türkiye’nin ekonomi tarihinde "ek yükler" her zaman bir kurtarıcı gibi görüldü; ancak yük hep esnafın sırtında kaldı:

​1999 Marmara Depremi: Dönemin hükümeti yaraları sarmak için "geçici" olarak Özel İletişim Vergisi’ni getirdi. 26 yıl geçti, vergi kalıcı oldu ve oranları defalarca artırıldı.

​2023 Depremi: "Bir defaya mahsus" denilerek Ek MTV alındı.

​Görünen o ki; devletin bütçe açığı veya yerel yönetimlerin fon ihtiyacı ne zaman sıkışsa formül hep aynı: Yeni bir harç, yeni bir fon, yeni bir ek vergi.

​Alanya’daki emlakçının itiraz ettiği bu 40 bin TL, sadece bir rakam değil; bir ticaretin nefes borusunun sıkılmasıdır.

Sektör temsilcileriyle yaptığım görüşmelerde aldığım yanıt çok net: "Biz vergi ödemeyelim demiyoruz; kazanmadığımız paranın harcını peşin peşin nasıl ödeyeceğimizi düşünüyoruz."

Pek çok esnaf, bu yükü kaldıramayacağı için şimdiden kapısına kilit vurma noktasına gelmiş durumda.

​Esnafın cebinden "kırk bin" çıkacak ama bu ekonomik iklimde sabrın sonuna gelindiği aşikâr. Turizm sezonuna moral depolayarak girmesi gereken Alanya esnafı meydanlarda imza topluyorsa; yetkililerin bu sesi sadece duyması değil, anlaması ve çözüm üretmesi gerekir.

Aksi takdirde, her "geçici" denilen yük, kalıcı bir esnaf iflasına dönüşme riski taşıyor.

​Esen kalın...