Milleti; “dil, din, ırk, kültür, tarih, vatan, ülkü birliği gibi ortak çıkarların tümü veya birkaçı etrafında birleşen insan topluluğu” diye tanımlamak mümkündür. Milliyetçilik ise bir şuur, bir ruh, bir kimlik, bir duygu, bir kültür meselesidir. Milleti oluşturan en önemli unsur dildir. Dil, milletin kolektif ruhundan, şuurundan, heyecan ve zekâsından doğmakta; millî kimliğin en önemli belirleyicisi, millî kültürün taşıyıcısı ve koruyucusudur. Millî şuuru dil doğurur ve fertler arasındaki manevi bağı, birliği, dayanışmayı sağlar.
Milliyetçilik; milletin varlığını tanıma ve benlik kazanma şuuru, kendine güvenme duygusu, onun için bir şeyler yapma özlem ve iradesi, milletin varlığını koruma ve savunma refleksi, milletin yaşama, ilerleme, varlığını sürdürme azim ve iradesini zinde tutma düşüncesidir. Tarih; çocuklarını ve gençlerini millî dil, millî kültür, millî tarih bilgisi, vatan ve millet sevgisi ile yetiştirmeyen milletlerin sonunun hüsran olduğunun örnekleriyle doludur. Bunun için devletin, siyaset üstü millî bir eğitim politikası olması gerekir.
Türk milliyetçilerinin sadece Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı görev ve sorumlulukları yoktur. Bizimle soyca, dilce, kültürce aynı olan Türk Dünyası’na karşı da görev ve sorumlulukları vardır. Türk milleti dünyanın en büyük milletleri arasındadır. Türkçe, en çok konuşulan diller arasındadır. Türk dili konuşan ülkeler İş Birliği Konseyi, 2009’dan sonra Türk Devletleri Teşkilatı adı altında “dilde, fikirde, işte birlik” mefkûresi yolunda çalışma yapmaktadır. Türkiye ne kadar güçlü olursa, Türk Dünyası da o kadar güçlü olacaktır.
Türklük, millî kimliğimizin adıdır. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak bize düşen görev; kimliğimizi sonsuza dek yaşatmak, birlikteliği korumak ve dayanışmayı güçlendirmektir. Türk milleti, tarih boyu dünyanın her kıtası ve ülkesine yayılmıştır. Savaş ve göç münasebetiyle çeşitli diller, dinler, kültür ve medeniyetler ile tanışmış; aralarında kültürel bağlar kurmuş, alışveriş yapmıştır. Farklılıklarla birlikte yaşama kültürü, hoşgörü duygusunu geliştirmiştir. Türk milliyetçiliği, cumhuriyetin uzlaşı noktası, üst aklıdır.
Tarihin akışı sürecinde soydaşlarımızdan farklı din tercihinde bulunanlar, Türkleşenler yanında Türklüğünü kaybedenler de olmuştur. Batılılar “Türk demek, Müslüman demektir” deseler de bu, “Müslüman olmayan Türk yoktur” anlamına gelmez. Mustafa Kemal Atatürk, büyük bir Türk milliyetçisidir. Bütün Türkleri birleştiren bir Türklük tanımlaması yapmıştır: “Millet; dil, kültür ve mefkûre (ülkü) birliği ile birbirine bağlı vatandaşların teşkil ettiği bir siyasi ve içtimai (sosyal) heyettir (topluluktur).” Etnik kök, ırk tanımlaması yoktur. Türkçülük, ırkçılık değildir.
Siyasal din anlayışı, İslam’ı çıkara uygun tanımlar; siyasi milliyetçilik, millî ülküyü parti politikasına indirger. Milliyetçi-ülkücü felsefeyle çıkar politikası örtüşmez. Ülküler erdem, fazilet ister. Siyaset; özünde dini, politikada milliyetçiliği yıpratır. Millî vicdan, millî ve manevi erdemleri tartıştırmaz.
Makalede, eğitimci-yazar Sn. Sakin Öner’in “Dil ve Edebiyatta Türk Milliyetçiliği” eserinden yararlanılmıştır. Çirkin politika; millî ülküleri, siyasal İslam’ı, politik ümmetçiliği, politize Türkçülüğü, millî mefkûre ve inançları zayıflatır; idealleri yozlaştırır, Türk dünyasında ilişkileri sarsar. Bazı ramazan programları ise İslam’ı, eğitimi ve dindarlığı propagandaya açmıştır.