2006 yılından beri Alanyaspor’u öyle ya da böyle birçok taraftardan daha iyi takip ediyorum. 2. Lig ve 1. Lig’den Süper Lig’e geçiş maçı da dâhil onlarca maçını bazen çıplak gözle, bazen de televizyonda seyrettim. Gördüğüm en farklı mağlubiyetlerden biri olan, 23-01-2028 yılında oynanan kupa maçında Fenerbahçe’ye 10/3 yenilen Alanyaspor, o gün farklı mağlup olmasına karşın oyunun tümünde güçlü rakibine karşı oynadığı futbol aklıma geldiğinde, Gençlerbirliği maçındaki tükenişin, ilk yarıdaki 9 şuta karşılık ikinci yarıda neredeyse hiç şut atmadan tamamlayan bir takımı asla görmedim. Hocanın maç sonundaki basın toplantısında söylediği “Türkiye’deki en kötü günümüzdü” derken, son üç maçın ardından “kötü” oynadığı maçları kategorileştirmeyi alışkanlık hâline getiren Pereira’nın bu son sözü bardağı taşıran son damla oldu diye düşünenlerdenim!
Rakip takımda atletik oyuncuların skoru belirlediğini söyleyen Pereira, Alanyaspor’un ligde genç ve atletik bir takım olduğunu ne zaman unuttu ki böyle absürt bir açıklama yapıyor, anlaşılır gibi değil. İki yıldır birkaç büyük takım maçı hariç oynattığı oyundan alınan puanların dışında, lig sonunda yaşanılan sıkıntıları hepimiz biliyoruz. Oyun olarak birçok işi sahada yapan futbolcuları, her maç ayrı bir kadro ile kurgulayan, takımın neredeyse 10 kişisini oyundan çıkaracağım diye tehdit eden bir teknik adamın kafa olarak geriye gittiğini görüyoruz. İki sezondur takımın başındaki teknik ekip ne yazık ki Alanyaspor için 2018’den günümüze en farklı yenildiği maçın mimarı olarak öne çıkmıştır.
Çıkıp “Oyuncularıma anlatıyorum, uygulamıyorlar.” demesi, suçu futbolculara yüklerken (görevde kalırsa) bu futbolcularla nasıl empati kurup kaybettiği tempoyu tekrar yakalayacak? Ruh ve beden olarak dökülen bir takımın en kötüsünü yaratan Pereira, Süper Lig’de Alanyaspor’un gelmiş geçmiş en “kötü” teknik direktörü olarak tarihin sayfasında yer alacaktır. Aylardır yazıyoruz, Alanyaspor eski hâlinden çok uzaklaşıyor. Ligin en kötüsü olması adına Pereira’nın takım başında kalıp Trabzonspor, Kasımpaşa ve Amedspor gibi zorlu ve ciddi takımlara karşı “kötü” sözcüğü ile daha kaç maç sonunda “best kötü” olmayı bekleyeceğiz?
Millî aradan sonra takım olarak gardı düşen bir Alanyaspor’un, bir millî arayı daha bekleyerek bu teknik ekiple devam etmesi bence verilecek “en kötü karar” olur diye düşünüyorum. Bugüne kadar ligde birçok başarıya imza atmış Alanyaspor’u televizyonda dahi eleştirmek istemeyenlerin birleştiği tek konu, bu teknik ekibe bir an önce teşekkür edilerek yolların ayrılması kararının verilmesi olmalıdır. Tabii ki son söz ve karar başkan ve yönetimde. En doğru kararı onların vereceği gerçeğini de göz ardı etmiyoruz. Ancak yolda kimi görseniz herkes şunu birbirine soruyor: Alanyaspor neden böyle? Herkes içinden öfkeli. Futbol olarak her geçen gün kötüye giden bir takımın ve içindeki umutları tükenen taraftarların, oyun olarak vasatın dışına çıkamayan görüntüsünden nasıl kurtulacağıdır mesele.
Gençlerbirliği maçı ile kırılgan hâle gelen temsilcimiz Alanyaspor’un bir an önce teknik ekibe vereceği en güzel yanıt ise “Açtırma kutuyu, söyletme ‘Kötüyü’ hocam.” diyerek vedalaşmanın doğru olacağıdır. Yol yakınken, takım olarak birçok şeyi birlikte yapan oyuncuların mental olarak da düzeleceği, geçmiş günleri tekrar yaşatması adına taze kana ihtiyacı elzemdir.
Süper Lig’in zorlu deplasmanı olmaktan çıkaran, her maç sonunda “kötü” oyunu futbolculara yükleyen, Alanyaspor’un dinamikleri dışında iki sezondur kümede kalmasını sağlayan (!) Pereira’nın, hazır takımın genleriyle oynamasına daha fazla izin verilmemesidir.