Montella ile çıkılan yolda Avrupa Şampiyonası ve Dünya Kupası hayalini gerçekleştirmesi bir izleyici olarak beni çok mutlu etmişti. Ancak Dünya Kupası'nda ve Milletler Ligi'nde hüsranı yaşayan bizler için Montella defterinin kapanmasıyla bir anlamda üzüntülerimizi öteledik desek yanılmayız. Tabii tüm bu başarısızlığı Montella'ya kesmek kimseye de başarı kazandırmıyor! Genel olarak baktığımızda futbolun tepesindekilerin ve menajerlik şirketlerinin kıyasıya kavgasını da bilmek gerekiyor. Şu dönemde millî takımı oluşturan futbolcuların yüzde 38'ini karşılayan sadece üç menajerlik şirketi var! Bu şirketlerin transfer ticaretini yapanların oyuncuları neredeyse millî takımın iskeletini oluşturuyorlar. Bu şirketlerden birinin kurucusu ise basketboldan tanıdığımız Mirsad Türkcan. Şunu da açıklamakta fayda var: Bu üç şirketin millî takım kadrosunu belirlediği anlamı da gelmiyor. Şirketlerin oyuncularının uluslararası başarılarının Türk millî futbol takımına katkısının eleştirilmesi gerektiğine inananlardanım. İşte bu oyuncular:

Zeki Çelik
Uğurcan Çakır
Yunus Akgün
Ozan Kabak
Muhammed Şengezer
…
İsmail Yüksek
Okan Kocuk
Bartuğ Elmas
…
Merih Demiral
Kerem Aktürkoğlu
İrfan Can Kahveci

11 futbolcu bu üç şirketin içinden millî takıma giden oyuncular. 11 futbolcunun her iki kupadaki başarıları elbette tartışılır bir durumda. Şimdilik bunu tartışacak değiliz. İleride bu konunun daha detaylı olarak gündeme geleceğinden asla kaygımız yok!

Türkiye'de yaşanılanları göz önüne alırsak sürekli gündem değişikliği yaşayan bizler, güne nasıl uyanacağımız konusunda kendi fikrimizin olmadığıdır! Sıkıntılı geçen futbolun genel olarak Türk futbolunu federasyondan daha çok menajerlik şirketlerinin belirlediği oyuncuların çoğunlukta olması ayrıca tartışılacak bir konu olduğu gerçeğidir. Türkiye Futbol Federasyonu başkanının istifası beklenirken millî takımın içindeki gruplaşmaların, belirli oyuncuların takım üstünde ağırlıklı olması ve hocanın da içinde bulunduğu kadro seçiminin yanı sıra kadro mühendisliğini üstlenen oyuncularla birlikte hareket etmesi, takım olma adına çok geriye gitmemizin nedenleri de tartışılacak gibi görünüyor.

Vizyonu (!) olan menajerler sadece futbolda olmadığı kesin. Basketbol, voleybol (vb.) spor branşlarının da bu kesim tarafından karşılandığı biliniyor. Menajerlerin nasıl bir sporcu planlaması yapıp da koltuğunu koruması elbette ki derinlemesine araştırılacak bir detaydır. Binlerce sporcunun ciddi bir pazar payı yaratılarak satılması, elde edilen başarının ulusal sevince dönüşmesi, kasaya giren paranın vergilendirilmesi, kayıt dışı işlemlerin tüm ekonomik sektörlerdeki gibi şeffaflığı ve en önemlisi pazarlanan oyuncunun geleceği…

Bir şehirde bir kolluk görevlisinin hiçbir anlam ifade etmediğini, yetersiz kaldığını hepimiz biliyoruz. Ancak bir şehirde kolluk gücü kadar hassas olan bu mesleğin (!) hiç mi rekabet yaratacak gücü bulunmaz? Hiç mi karşısındakini koltuğun en güçlü adayı gibi birinci tekil şahıs gören, ikinci ve üçüncü kişilerin değersizleştirilmesinin anlamı nedir? Burada çıkar ilişkisinin spor ve sporcuya katkısı nedir diye sorulmaz mı? Elbette başarısızlığı sadece teknik direktöre yüklemek yeterli değil. Bu oyunun içindeki sporcuların başarısı kadar başarısızlığı da sorgulanmalıdır. Menajerlik şirketlerinin yükselişi tartışılmaz iken bazı şirket yöneticilerinin doğum yerlerinin kaydı bile sosyal medyada bulunmaması ise son derece dikkat çekicidir!

Biz işini yapan, vergisini ödeyen, Türk futboluna, basketboluna, voleyboluna (vb.) katkı veren, Türk futbolcusunun Avrupa ve dünyada önünü açan oyuncu menajerlerine asla sözümüz yok. Ancak bu mesleğin tekele dönüşmesi ise kaygı verir durumdadır. Sistemin içindeki rekabetçi unsurların önü kapatıldığında tek başlılık oyuncu gelişimini de olumsuz etkiler. Aslında etkilenen sporcular değil, Türk sporunun gelişmesinin önü kapanır. Sonuçta ortaya çıkan manzaranın sorumlusu olarak arananlar o görevden uzaklaşır ancak o oyuncu profilini değiştirmeyen şirketlerin devamlılığı yaranın kabuğunun tekrar soyulmasına yol açar. Özetle, sporun içindeki tüm unsurların görevi ulusal başarının birer mimarı olarak anılmalıdır. Malzemecisinden en üst yönetimine kadar görevli olanların bilinçli hareket etmesi başarının anahtarıdır.