Sözcü Gazetesi'nin aktardığına göre, Boris ve Rosa çifti, satın aldıkları boş araziyi 16 yıl süren bir çalışmayla tamamen şebekeden bağımsız bir yaşam alanına dönüştürdü. Beş yıl önce oğulları Riu ile birlikte kalıcı olarak bu araziye yerleşen aile, geleneksel elektrik ve su şebekelerine bağlanmadan hayatlarını sürdürüyor.
Arazi üzerinde toprak, saman, ahşap ve eski cam şişeler gibi geri dönüştürülebilir malzemelerle dört farklı yapı inşa edildi. Çift, evlerin çatısında su yalıtımı sağlamak için eski kamyon brandalarından bile yararlandı. Hazır malzeme satın almak yerine, 20'li yaşlardan itibaren öğrenilen doğal yapı teknikleri kullanıldı.
ELEKTRİK VE SU İHTİYACI NASIL KARŞILANIYOR?
Sistemin temelini güneş enerjisi ve arazideki eski bir su kuyusu oluşturuyor. Evin çatısına kurulan güneş panelleriyle üretilen enerji, bataryalarda depolanarak aydınlatma ve günlük cihazların kullanımı için hazır hale getiriliyor. Su ihtiyacı ise önceki mülk sahibi tarafından elle kazılmış kuyudan karşılanıyor. Bu sayede ailenin evine dışarıdan herhangi bir elektrik kablosu veya su borusu ulaşmıyor.
ŞEBEKESİZ YAŞAMIN GİZLİ MALİYETLERİ NELER?
Aylık elektrik ve su faturası ödenmemesi, bu yaşam tarzının tamamen masrafsız olduğu anlamına gelmiyor. Güneş enerjisi sistemlerinin ilk kurulumu, periyodik bakımı ve özellikle depolama sağlayan bataryaların belirli aralıklarla yenilenmesi düzenli bir bütçe gerektiriyor.
Aile, sebze yetiştirip tavuk besleyerek gıda harcamalarını da düşürüyor ancak temel gıda ihtiyaçlarının bir kısmı için pazar alışverişi devam ediyor. Çiftin temel hedefi ise dünyadan tamamen izole olmak değil, dışa bağımlılığı en aza indirerek çocuklarına sürdürülebilir bir miras bırakmak.




